Şu Dr. Rıza Nur denilen adam!
Şu Dr. Rıza Nur denilen adam!
İDRİS GÜNAYDIN
Dr. değil aslında Prof. Dr. Rıza Nur… Eski Sağlık, Milli Eğitim Bakanı ve Dışişleri Bakan vekili… Lozan’da ikinci murahhas aza. Mustafa Kemal’in savaş yıllarında özel doktoru.
Bu kadar mı?
Hayıır.
Başka bir hüneri var ki anlamakta zorlanırım. Yetmiş adet kitap yazmış. Bunların otuz beş tanesi yayınlanmış, otuz beş tanesi de yayına hazır. İçlerinde neler var?
Tıpla ilgili, bazı hastalıklarla ilgili, Türkiye’nin kadim tarihi ile ciltlerle dolu kitaplar. Tiyatro, şiir, Hayat ve Hatıratım.. ve bunun gibi…
Dr. Rıza Nur kendisinin de işaret ettiği gibi gerçekten bir filozof. Sanki ömür boyunca kalemle defteri elinden bırakmadan yazan birine benziyor. Sadece Türk Tarihi on dört cilt, Hayat ve Hatıratım dört cilt…
Çok akıllı bir zat olduğunu yazılarından ve davranışlarından görüyoruz.
Her alanda eser üretmek her babayiğidin kârı mıdır?
Hele şu yaptığı şark kurnazlığına bakar mısınız? Hayat ve Hatıratım’ı yazıyor. Bunun Türkiye’de asla yayınlanamayacağını biliyor. Bunun içeriğinin bozulacağını veya Rıza Nur’a baskı veya suikast yapılarak bir müdahaleye kurban gideceğini tahmin ediyor. Avrupa’da dört kütüphaneye bırakıyor. Bunlardan biri British Museum.
Oraya sıkı sıkıya tembihte bulunup, 1960 yılına kadar bunu asla açıklamayacak veya isteyene vermeyeceksiniz diyor.
O yıla kadar kendisi de yaşamaz, kitap içinde bahsettiği şahıs da.
Ben bu kitabı daha önce bir arkadaştan emanet alarak okumuş, bazı yerlerini de not almıştım. Şimdi yeni basılan dört ciltlik nüshasını aldım.
Okuduğum yerlerde dikkatimi çeken çok önemli bir bölüm var:
“Topal Osman” ile ilgili bir tiyatro eseri…
Kendisi bir Topal Osman hayranı. Onun öldürülmesine ziyadesiyle üzüldüğü anlaşılıyor. Hatta orada bir cümlesi var: “Bu ülkede gerçek bir kahraman varsa o Topal Osman’dır. Gerçek bir hain varsa o da ………….” diyor.
Buradan anlaşılıyor ki Topal Osman’ın bu memleketin kurtuluşundaki fedakarlığı çok.
Bir de ilgimi çeken bir durum daha var: Rıza Nur eserlerinin bir bölümünü Türkiye’de, bir bölümünü İtalya’da, bir bölümünü başka ülkelerde yazıyor. O yıllarda seyahat etmek sanki bu zamandan daha mı kolaydı?
Rıza Nur’un yazdıklarından hoşlanmayanlar Kadir Mısıroğlu’na deli dedikleri gibi ona da şizofren, psikolojisi bozuk, mecnun falan diyorlar. Yahu sizler ne zaman akıllanacaksınız?
Tıpkı Hz. Peygambere de o günün müşrikleri aynı sıfatları kullanıyorlardı: Mecnun, şair, deli, bunak… Manzara yine aynı. Toplumdan daha akıllı olanlara geriden gelenler hep aynı yalanı yapıştırıyor. Pastırmaya uzanamayanların “kokmuş” dediği gibi.
Bu adam bakan olurken mecnun değildi, Lozan’a giderken mecnun değildi, özel doktor olurken mecnun değildi, onca kitabı yazarken mecnun değildi, yazdığı kitabı nefis bir çalımla dört tane müzeye teslim ederken mecnun değildi de şimdi mi mecnun oldu? İsterseniz siz bir doktora görünün.
Rıza Nur’un Hayat ve Hatıratım isimli eserinde akıcı ve acı bir üslubu var. Maalesef var. Kitabı bir solukta okumanızı sağlayacak olan da o.
Maalesef Mustafa Kemal’e çok bel altı vurmuş. Vurmuş mu, görmüş mü, duymuş mu bilmiyoruz ama kitabı okuyamadığınız yerler oluyor.
O kadarı da fazla dedirtecek cinsten. Sanki o zamanda hiç cesur adam kalmamış mı da ona müdahale edememiş dedirtiyor.
Kimi severek, kimi kerhen ata denilen şahsın kitapta yazılanlar derecesinde işlere imza attığına inanamıyorum.
Rıza Nur’un Hayat ve Hatıratım adlı kitabı alıp almamak, okuyup okumamak sizin hür iradenize kalmış vesselam.
İDRİS GÜNAYDIN