• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
TÜM YAZILARI

Münafık şer ittifakının melanetleri-23-

19 Mayıs 2026
A


Prof. Dr. Yusuf Özertürk İletişim:

Münafık şer ittifakının melanetleri-23-

PROF. DR. YUSUF ÖZERTÜRK          

BOP KAPSAMINDA GELİŞEN OLAYLAR                

Prof. Dr. Yusuf Özertürk                          

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ NETİCELERİ 

7-Yeni bir Dünya Düzeni oluşuyor                     


a-Enerji ithal eden ülkelerde ekonomi durgunluğa girecektir                                       


*ABD ve İsrail’in hukuksuz olarak İran’a saldırmasıyla başlayan savaş, pek çok ülkeyi enerji kriziyle baş başa bırakmış ve petrol ürünleri tedarikinde sıkıntıya sokmuştur. İran’ın ve ABD’nin, ülkelerin enerji (petrol ürünleri ve Doğalgaz) ihtiyaçlarının yaklaşık %20’nin taşındığı Hürmüz Boğazı’nı kapatması, petrol ürünleri ve doğalgaz ithal eden ülkelerin ekonomilerine çok büyük zarar vermiştir. Normalde Boğazdan günde ortalama 20 milyon varil petrol taşınırken, bunun 3-4 milyon varile düşmesi petrol rafinelerinin de kapasitelerinin düşmesi demektir. Petrol tedarikinde %50’nin altına düşülürse, rafineri kapanmak zorunda kalır. Bunun yeniden eski haline dönmesi kısa zamanda mümkün olmaz. Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkıyatının durması sadece petrole ve petrol ürünlerine bağımlı sektörleri (gübre, amonyak, demir, bakır, alüminyum) etkilemekle kalmamış, Ortadoğu kaynaklı gıda fiyatları, elektrik üretim maliyetleri, konteyner taşımacılığı, sigorta şirketlerine kadar pek çok sektörü etkilemiştir. Bunlarla ilişkili olarak dünya ekonomisi zarar görmüş ve bir durgunluğa girmiştir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporuna göre bu enerji krizi, günde 5 milyon varil petrolün piyasadan çekildiği 1973 krizinden (Arap-İsrail savaşı sebebiyle Arap OPEC üyelerinin, İsrail’i destekleyen ülkelere petrol ambargosu uygulamasıyla petrol fiyatları yaklaşık 4 katına çıkmış ve bu da küresel çapta ekonomik durgunluğa ve yüksek enflasyona sebep olmuştu.) daha şiddetli bir krize sebep olacaktır. 2026 Şubat ayında Brent petrolün varil fiyatı 74 dolar iken, Hürmüz’ün kapanmasıyla birlikte birden 140 dolara kadar çıktı. Şayet bu uzun süre devam ederse, sadece ekonomiler değişmez, siyasal sistemler de değişir.         


b- Körfez Ülkeleri ‘güvenli liman’ olmaktan çıkacak           

* Körfez ülkeleri( Birleşik Arap Emirlikleri -BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan-SA) kendilerini dünyaya, ‘Çöl’de bir İstikrar Vaha’sı olarak’ tanıtmışlardı. Bu sebeple de, dünyadaki büyük sermayeler bu ‘Dünya Cennet’ine’ akın etmiş, özellikle turizm ve finans yatırımları çok artmıştı. Yabancı sermaye ve yatırımlar için vergi sistemi oldukça cazipti. Çünkü, sermaye kazancından ve kişisel gelirlerden vergi alınmıyor veya çok düşük oranda alınıyordu. Bu meyanda ‘Dubai Çölün Paris’i’ olmuştu. Amma ve lakin, savaş sebebiyle Körfez ülkelerinin ekonomilerinde küçülme başlamıştır. Ekonomideki küçülme işsizliği artıracaktır. Bolluk ve refah içinde yaşamaya alışmış ve lüks tüketime yönelik bir hayat yaşayan kabile halkları, özellikle de genç nesil, savaşla bu illüzyondan korku ve endişe ile uyandılar. ABD’nin sağladığı güven, yerini; ‘Saldırılar devam eder ve yayılır mı?, altyapı etkilenir mi?, vs’, endişe, panik ve korkuya bıraktı. Savaşla, yabancı sermaye girişi ve yatırımlar durdu. Mevcutlar da yeni güvenli limanlara göç etti. Körfez halklarında görülen bu psikolojik travma yeni olayları tetikleyebilir. Petrol gelirlerinden başka önemli bir üretimleri olmayan bu ülkelerde, işler eskisi gibi gitmeyecektir. Bundan sonra otoriter ve totaliter idarelerin işi zor gibi gözüküyor.           


c-Petro-Dolar Sistemi                                   
*1973 Arap-İsrail savaşının (Yom Kippur savaşı) ardından OPEC üyeleri ‘Batı’ya’petrol ambargosu uyguladılar. Petrol fiyatları birden 4 katına çıktı. Bu durum Avrupa ve ABD’de büyük bir ekonomik krize sebep oldu. ABD bu krizden bir ders çıkardı. ABD’de, ‘Enerji piyasasını kontrol eden, dünya ekonomisini de kontrol eder’, görüşü hakim oldu. Bu düşünce doğrultusunda ABD, Suudi Arabistan(SA)ile 1974’te gizli bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre; SA, petrolünü sadece ABD Doları üzerinden satacaktı. SA, petrolden elde ettiği gelirlerin (dolarların) büyük bir kısmını da ABD tahvillerine yatıracaktı. Bunun karşılığında da, ABD, SA’na silah satacak ve askeri koruma sağlayacaktı. ABD’nin SA ile kurduğu sisteme daha sonra Körfez’in diğer ülkeleri de katıldılar. SA, Katar, BAE petrol sattıklarında milyarlarca dolar kazanırlar ve bu dolarlarla ABD tahvilleri alarak faiz kârı kazanırlar. Körfez ülkeleri diğer ülkelere petrol satar, dolar kazanır. Kazanılan dolarlar ABD tahvillerine yatırılır. ABD, Körfez ülkelerine düşük bir faiz öder ve elde ettiği yüklü finansman ile de bir dolar imparatorluğu kurar. Bu döngü büyüyerek devam eder. ABD neticede tahvil satıyor, düşük faiz ödüyor. Dolar üzerinden silah satıyor. İstediği kadar dolar basabiliyor. ABD bütçe açıkları verse bile düşük faizle borçlanabilir. Yani ABD borçlansa bile, ekonomisi büyür ve kredibilitesi artar. Buna Ekonomistler ‘Petro-dolar döngüsü’ diyorlar. Dolar sistemini kontrol eden ülke küresel finansman sistemini de kontrol eder. Böylece ABD Küresel finans sistemlerini kontrolü altına almıştır. ’Dolar Swift sistemiyle ve Küresel finans sistemlerini kontrolüne alan ABD, finans ihtiyacı olan ülkelere yaptırımlar da uygulayabilir. Bu sebeple dolar sadece bir para değil, aynı zamanda jeopolitik bir silahtır. Bu gün dünya petrol ticaretinin %80’ni halen ABD dolarıyla yapılıyor. Küresel Merkez Bankalarının rezervlerinin yaklaşık % 60’ı ABD dolarıdır.


Devam edecek…                                 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23