Hangi Dil Bayramı!
Hangi Dil Bayramı!
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Bizde iki dil bayramı kutlanıyor. Birincisi, 749 yıl önce, 1277 yılında ilan edilen ve her yıl 13 Mayıs’ta hatırlanan dil bayramı.
İkinci dil bayramı ise 26 Eylül 1932 ilan edilen dil bayramı.
Bu hususta Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu’nun, “Türkçenin Karanlık Günleri” isimli bir kitabı vardır.
D. Mehmet Doğan’ın da “Türkçenin Cenaze Töreni” isimli kitabı vardır. Her iki eserde de dilimizin serüveni anlatılmaktadır.
Geçtiğimiz hafta 13 Mayıs’ta kutlanan dil bayramı ise 749 yıl önce, Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanı esas alınan bayramdı. Ferman şöyle:
“Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayrı dil söylemeyeler”.
Eğer bir dilin bayramı varsa, o dil kökünden kopartılmış ve yeni düzenin adına bayram denilmiştir.
•
Türkçe, kökeni milattan önceki dönemlere (bazı araştırmalara göre 5500 yıl öncesi) dayanan çok köklü bir dildir oysa.
Yazılı tarihi 8. yüzyıldaki Orhun Abideleri (Göktürk Yazıtları) ile başlar. Günümüz Türkçe dönemi ise 15. yüzyıldan bugüne devam etmektedir.
Harf devriminden önceki Türkçe, halen en çok konuşulan diller arasında 6’ncı, dünyada yabancı dil olarak öğrenilen diller arasında ise 5’inci sıradadır.
Balkanlar’da, KKTC’de, Türk cumhuriyetlerinde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da konuşulmakta ve tahmini 200 milyondan fazla kişi Türkçe konuşmaktadır.
•
Sözü, “Köklü bir dilin bayramı olmaz” diyerek, ömrünü bu meseleye hibe eden merhum D. Mehmet Doğan’a bırakmak, dilimize olan mensubiyetin ve mesuliyetin gereğidir.
“Türkçe bu topraklarda nasıl oldu da 8 asır var olabildi? İşte Karamanoğulları sayesinde” denilebilir. Diyelim demesine de Karamanoğlu beyliğinin resmi dili başından sonuna kadar Farsçadır!
Türkçenin Anadolu’da bazı beylikler tarafından himaye edildiği malûmdur, mesela Aydınoğulları, Germiyanoğulları gibi. Burada asıl ismi zikredilmesi gereken ise Osmanoğullarıdır.
Osmanlılar başlangıçtan beri Türkçeyi resmî dil olarak kullandılar. Yazışmalarını Türkçe yaptılar, bütün yönetim kademeleri Türkçe konuştu.
2. Murad gibi, Fatih gibi Türkçe hamisi padişahları oldu. Daha ötesi, Türkçe şiir yazan hem de gerçek şair Fatih (Avnî) gibi, Kanunî (Muhibbî) gibi sultan şairleri vardı.
Türkçe Osmanlı devrinde zirvedeydi. Balkanlarda, şimdi Ortadoğu denilen bölgede ve Mağripte Türk olsun olmasın milyonlarca insan Türkçe konuştu ve yazdı.
Bunu yaparken az (öz) olsun Türkçe olsun kafasıyla yapmadı. Devleti Aliye’ye, yani bir “yüce devlete” yakışır şekilde yaptı.
Gerektiğinde başka dillerden kelime aldı, belki aldığından fazlasını da verdi. Bugün Balkan dillerinde, Arapçada Türkçe unsurlar bu dar kafalıların idrakini çatlatacak nispettedir”.
•
Ezcümle:
Aklıselim sahibi herkesin kabul ettiği gibi dil devrimi trajik bir başarıdır. Resmi ideoloji ile milletimiz arasındaki dil kopukluğuna bakmak kâfidir.