Suriye’de sorunun kaynağı
Suriye’deki durumu herhalde en iyi Suriyeliler bilir. Bu yüzden onların söylediklerini dinlemek elzemdir. Suriyeli yazarlardan Michal Adawi diyor ki “Amerika Rusya’ya karşı Ukrayna’ya her türlü desteği verdi. Ama mesele Suriye olunca tam tersini yaptı. Eğer Putin Rus güçlerini Suriye’den çekerse Amerikalıların Suriye’deki gerçek niyetini ortaya çıkarır. Amerika mutlaka Esed’i iktidarda tutmak için başka bir güç bulacaktır. Bulacağı gücün İran ve İran’a bağlı militanlar olması sürpriz olmaz”.
Adawi, Amerika’nın Suriye politikasını iyi analiz etmiş ve üstüne söylenecek bir şey bırakmamış. Gerçekten de Amerika Esed’i düşürmez. Eğer isteseydi Ruslar Suriye’ye askeri güç göndermeden önce Esed’i devirirdi. Veya şimdi de yapabilir. Nasıl ki Ukrayna’ya çok sayıda silah verip Rusları vurduruyor, Suriye’de de muhalifleri donatması halinde Esed düşebilir. Aslında silah veriyor ama terör örgütü YPG’ye veriyor. Sorsanız DEAŞ bahanesiyle silah verdiklerini söylerler ama DEAŞ’ı yendiklerini defalarca söylediler.
Bu durumda amaç DEAŞ’ı zayıflatmak değil, PKK/YPG’yi orada güçlü tutmaktır diyebiliriz. Yoksa mesele DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkması değil. Bu iddiayı çok dillendiriyorlar. “YPG’yi zayıflatırsanız DEAŞ yeniden dirilir” diyorlar. Peki, DEAŞ, YPG’nin olmadığı, muhaliflerin kontrolündeki İdlib, El Bab, Cerablus gibi yerlerde yeniden dirildi mi? Esed’in bölgesinde bile DEAŞ’ın etkisi yok. Hatta Irak’ta da artık DEAŞ yok. YPG elimine edildiği zaman DEAŞ yine olmayacak çünkü yerine Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu geçecek.
Amerika Suriye’de öyle bir politika izliyor ki; Diktatöre bir şey olmuyor, diktatörü destekleyen ülkeler ve militanlara dokunmuyor ve terör örgütlerini kanatları altına alıyor. Suriye’ye sınır İsrail’e bile DEAŞ’ın en güçlü olduğu dönemde bir şey olmadı. Ama Türkiye’ye çok şey oluyor. Mülteci meselesinden tutun, terör örgütlerinin saldırısına kadar birçok mağduriyet söz konusu. Bazen Türk dış politikasını eleştirenler oluyor ama dibinizde envai çeşit terörist besleyip Suriye’yi bir terör üretim ve dağıtım merkezi haline getiren bir süper güç varken geliştireceğiniz her politikanın başarısız olma ihtimali yüksektir.
Türkiye şimdi Esed’le barışmak durumunda kalıyor ama bunun da sonuç vermeyeceği yüksek ihtimal. Bir kere Esed son dönemde birden vicdana gelmedi. Halkına zulmetmeme sözü veremez. Hem halkı da kendisine güvenmediği için devletlerarası ilişkilerdeki değişimi takmazlar. Suriyelileri göçe zorlarsanız Suriye’ye değil başka ülkelere giderler. Türkiye-rejim yakınlaşmasını sadece Rusya istiyor ama bu konu Rusya’yı da aşıyor. Türkiye rejime mülteciler ve YPG tehdidi yüzünden yakınlaşıyor ve fakat Amerika bunu da engellemek isteyecektir. Bugün Esed YPG’ye operasyon başlatsa karşısında Amerika’yı bulacaktır. Ayrıca mültecilerin geri gönderilmesi YPG’yi zorda bırakacağı için Amerika ona da müsaade etmeyecektir. Bir şekilde güvensiz bir ortam oluşturup engel olur.
Hasılı kelam, Suriye’de son sözü Amerika söylüyor ve sorunun çözümü olmak yerine ana kaynağı. Bunu da koruması altında tuttuğu terör örgütleriyle ve Esed’i iktidarda tutmakla yapıyor. Emekli bir generalimiz kuzeye Müslüman ülkelerin askerlerinden oluşan bir barış gücü gönderilmesini önermişti. Bu fikir de belki ABD’nin hoşuna gitmeyecek ama elindeki argümanların çoğunu alır. Amerika ne zaman ki DEAŞ yeniden dirilir derse, mezkûr barış gücü gösterilir ve bu ihtimalin olmadığı yüzlerine vurulur. Eğer bahsi geçen güçler konuşlanırsa mesele Türkiye’nin meselesi olmaktan çıkıp uluslararası bir meseleye dönüşür. Hem böylece çözümü de kolay olur. Türkiye gerekirse iyi niyet göstergesi olarak ordusunu şartlı olarak çeker. Bu fikir dillendirilebilir. Hatta İslam İşbirliği Teşkilatı üzerinden bir hamle yapılabilir. Hem böyle bir hamle için diplomatik ortam da müsait. Denenebilir.