--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Petrol savaşları

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Ortadoğu’daki her savaş sadece dinsel veya mezhepsel değil aynı zamanda ticaridir. Suriye’de ve Irak’ta yuvalanmaya çalışan IŞİD’i, farklı ülkelerden gelen militanların şeriat devleti kurmak için bir araya gelmesinden oluşan bir örgüt olarak tanımlamak, meselenin ciddiyetini tam olarak anlamamak demektir. Kobani üzerinden kopartılan fırtına da sadece bir Kürt şehrinin IŞİD’in eline geçmesinden ibaret değildir. 

Tuhaf gelebilir ama IŞİD, Kobani, Esed’in saldırıları ve İran’ın savaşa müdahil olması gibi birçok hadisenin şu günlerde ucuza tükettiğimiz petrolle direkt ilgisi var. Gördüklerimiz büyük puzzle’ın sadece birer parçasını oluşturuyor. Oysa parçalar bir araya geldiğinde ortaya ABD, Suudi Arabistan, Katar, Rusya, İran ve Avrupa’nın birbiriyle çatıştığı büyük bir resim çıkar. 

Suudiler, Katarlılar ve şimdilerde Kuveytliler Amerika’nın talimatları doğrultusunda petrol fiyatlarını düşürdüler. 120 dolarlara dayanan varil fiyatı 40 dolarlara kadar inmiş durumda. Düşük fiyatlar en çok Rusya, İran, Venezuela gibi Batı karşıtı ülkeleri sarsıyor. Bu ülkeler petrolün varilini 100 doların üzerinde satamazlarsa ekonomileri çöküntüye uğrayacaktır.  Bilhassa Rusya devalüasyon ve faizlerle baş edemez noktaya geldi. Petrol krizinin 2 yıl daha sürmesi Rusya için felaket olacaktır. 

Amerika’nın Araplar üzerinden oynadığı bu oyunun en önemli sebebi, petrol ihtiyacının yüzde 38’ini Rusya’dan karşılayan Avrupa’nın bu ülkeye olan bağımlılığını sona erdirmektir. Bu bağımlılık yüzündendir ki Rusya’ya uygulanan ambargo beklenen neticeyi vermedi. Çünkü Avrupa, Rusya’nın petrol vanalarını kapatmasından inanılmaz derecede korkuyor. 

Rusya’nın elindeki kozunu berheva etmek isteyen Obama, Suudilerin ve diğer Arap ülkelerinin ucuz petrol satmasına bedel olarak Avrupa pazarını körfez ülkelerine açma vaadinde bulunuyor.  Ancak Suudiler ve Katarlılar Avrupa’nın petrol ihtiyacını karşılamanın yanısıra Esed’in de devrilmesini istiyorlar. Çünkü Avrupa’ya petrol sevki ancak ve ancak Suriye’den geçecek boru hatlarıyla mümkündür. Bunun için de Suriye’de yönetimin değişmesini istiyorlar. Ancak bu konuda kendi aralarında anlaşmış değiller. Katarlılar Özgür Suriye Ordusu’nun öncülük ettiği Sünni bir yönetim isterken, Suudiler IŞİD’in liderliğinde Vahhabi bir devlet sistemini talep ediyor.

Eğer Esed devrilmezse B planı da hazır; ki bu plan eğer uyanık olunmazsa en çok Türkiye’ye zarar verecek. Plana göre Amerika, Suriye’nin kuzeyinde özerk bir Kürt bölgesi kuracak. Avrupa’ya taşıyacağı Arap petrolü için kuracağı boru hattını da özerk Kürt bölgesinden geçirmeyi düşünüyor.  Suriye’de Halep gibi büyük şehirler düşerken neden Kobani’ye bu kadar önem verildiğinin cevabı da burada yatıyor. Kobani önemli, çünkü boru hattı Kobani’den de geçecek. Kobani’siz otonom bir bölge Amerika’nın işine yaramıyor. 

Mezkur planın gerçekleşmesinin Kerkük-Yumurtalık boru hattını da devre dışı bırakma tehlikesi var. Çünkü Amerika Suriye içinden geçen ve kendi güdümünde olan paralel boru hattından yine güdümünde olan Irak’ın petrollerini de taşımak isteyecektir. Amerikan aristokrasisi bu yolla eskisi gibi kontrol edemediği Türkiye’yi cezalandırmış olacaktır. 

Üst Akıl Ortadoğu’da yeni fitneler peşinde. Türkiye’nin bu fitnelere karşı en önemli avantajı, oyunun kendi mahallesinde oynanmasıdır. Bölgeyi ve insanını iyi bilen Türkiye, kendisinin devre dışı kaldığı her türlü oyunu bozacaktır ve zarar etmeyecektir.

Ancak aynı şeyi Arap ülkeleri için söyleyemeyeceğim.  Esed’i devirmeyen Amerika, devirmek için de hiçbir sinyal vermiyor. Yüzde 60 daha ucuza sattıkları petrol yüzünden oluşan gelir kaybını da bir daha telafi edemeyeceklerdir.

Amerika Arap ülkelerine çok kötü bir kazık atmak üzere. Hem de petrole bandıra bandıra.

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle