--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslam’a Küfretmenin Bedeli; Milyon Dolarlar

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Eğer 11 Eylül, IŞİD ve Charlie Hebdo gibi saldırılar olmasaydı Batıda İslamofobi olarak tanımlanan İslam ve Müslüman düşmanlığı bu seviyede olur muydu? 

Bu sorunun cevabı tartışmasız EVET’tir. Çünkü İslamofobi on yıllardır devam eden, bazılarını zengin eden, sektör haline gelmiş bir faaliyettir. Öyle bir sektör ki yılda 100 milyon dolardan fazla bir gelir ürettiği tahmin ediliyor. Bunu Amerika-İslam İlişkileri Konseyi’nin (CAIR) geçen yıl yayınladığı rapordan birkaç örnekle açıklayalım. 

Steve Ermerson isminde birisi Charlie Hebdo saldırısından sonra Murdoch’un Fox News Televizyonuna çıkarak İngiltere’nin Birmingham şehrinin tamamen Müslüman olduğunu, Londra’da da bazı mahallelerde şeriat polislerinin denetim yaptığını iddia etmişti.  David Cameron’un aptal dediği bu zat yıllardır İslam’a küfrediyor. Sadece 2009-2011 yılları arasındaki kazancı 1,242,000 dolar. 

Pamela Geller isminde bir bayan daha önce New York’taki otobüslere ve metroya Müslümanların terörist olduğunu, bunun için İsrail’in desteklenmesi gerektiğine dair reklamlar koymuştu. Reklamlara Usame Bin Ladin’in fotoğraflarını koymayı da ihmal etmemişti. Aynı kadın şimdi de San Francisco’da İslam düşmanlığını körükleyici kampanyalar yapıyor. O da yılda 1 milyon dolardan fazla para kazanıyor. 

İşadamı Barre Seid, Clarion Fund isminde bir kuruma 17 milyon dolar vererek Müslümanları karalayan “Saplantı” isimli filmin 28 milyon kopyasını bedava dağıttırdı. 

MEMRI isminde sözde Ortadoğu’ya yoğunlaşmış bir düşünce kuruluşu Arap ülkeleriyle ilgili sadece olumsuz haber ve bilgileri yayımlar.  Üç yılda sadece bir kişiden aldığı bağış 450 bin dolar.

Yine bunlar gibi bir çok kişi, dernek, düşünce kuruluşu ve website İslam’a hakaret için belli kişi ve kurumlardan yüklü miktarlarda paralar alıyorlar.  CAIR’ın raporuna göre en az 37 kişi veya kuruma 120 milyon dolarlık destekte bulunularak “İslam bir din değildir”, “Müslümanlar teröristtir”, “Müslümanlar Amerika’yı ele geçiriyor” gibi kara propagandalar yapmaları sağlandı.  Fox News başta olmak üzere CNN ve New York Times gibi TV ve gazeteler,  algı operasyonlarının etkili olması için medya desteği verdiler ve vermeye devam ediyorlar. 

Verdiğimiz örnekler her ne kadar Amerika’dan olsa  da Avrupa ülkelerinde durumun farklı olduğu zannedilmesin. Amerika ve Avrupa’daki her İslamofobik haberin, olayın, reklamın ya da kampanyanın altından Siyonist kökenli aktivistler çıkıyor. Kısmen de İsrail muhibbi Geert Vilders ve Filip Dewinter gibi aşırı sağcı Hristiyan politikacılar bu ateşi körüklüyor. 

Sistem her yerde aynı; (1) Zenginler yüklü miktarda bağış yapıyor, (2) bağışı alan kişiler dernekler, platformlar veya think-tankler kurup İslam karşıtlığı için çalışmalara başlıyor, (3) medya da bunlara kirli propagandalarını topluma ulaştırmaları için yayın desteği veriyor.  Bazen  gösteriler düzenliyorlar. Bazen de politikacılara baskı yapıp Müslümanlar aleyhine kanunlar çıkarıyorlar. Ne İslam’ı ne de Müslümanları bilmemelerine rağmen konunun uzmanıymış gibi televizyonlara çıkarılıp karşılığında yüklü meblağlarda ücretler alıyorlar.

 İşbu zenginler-aktivistler-medya üçgeninin işbirliği yüzündendir ki Batı insanı İslam’a önyargılı yaklaşıyor. Yahudilerin Amerika’da Müslümanlardan daha çok suç işlediği istatistiklerle sabit olmasına rağmen radikal olarak görülenler hep Müslümanlar oluyor. 

İslamofobiyi sürekli canlı tutan söz konusu algı operasyonlarıyla  mücadele etmek için Müslüman ülkelerin harekete geçip Islamolobby faaliyetlerini yoğunlaştırması gerekiyor.  Müslümanların itibarını yine Müslümanlar koruyabilir.

Islamolobby’i  önemine binaen bir sonraki yazıda işleyeceğiz.

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle