THY - TR Çıkışlı Mauritius

Ahlakı siyasetten ayıklamak gerek

10 Eylül 2018 Pazartesi

Churchill’in Amerikalılar için sarf ettiği; “Amerikalılara her zaman güvenebilirsiniz. Tabii onlar her şeyi deneyip hepsinde başarısız olup size mecbur kaldıktan sonra” sözü ne kadar doğru. ABD’li General Raymond Thomas iki yıl önce yaptığı bir konuşmada, “PKK’ya Suriye’de isminizi değiştirin dedik. Onlar da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gibi bir isim önerdiler. İçinde ‘demokrasi’ olması dahiceydi” diyordu. 

ABD’nin demokrasi ve müttefiklik anlayışının içinin boş olduğunu gösteren bu itiraf üzerine daha ne söylenebilir ki? Kendilerinin terör örgütü olarak gördükleri PKK’yı önce yeniden isimlendirip, isme bir de demokrasi katıp demokrasinin ne olduğunu bilmeyecek kadar cahil ve vahşi bir örgütü piyasaya özgürlük savaşçısı diye sunuyorlar. Türkiye’yi arkadan bıçaklamayla eşdeğer olan bu politikanın son bıçağı geçtiğimiz hafta saplandı. ABD’li General Funk, SDG temsilcisi Şahin Cilo ile görüştü. Bu zat doğuştan PKK’lı. Çünkü aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın evlatlığı ve yıllarca PKK saflarında çatıştı. Amerikalılar eminim ki Cilo’nun kim olduğunu gayet iyi biliyorlar. Sanırım onların sorunu Türkiye’nin kim olduğunu bilememeleri.  Bilselerdi bu ihaneti ve diğerlerini yapmazlardı. 

Türkiye herkesi kendisi gibi saf ve dürüst zanneden bir ülke. Bu yüzden müttefik bildiği bir ülkenin kendisini vuran terör örgütleriyle işbirliği yapmalarını ve bedava silah verilmesini kabullenemiyor. Amerika ki hem Türkiye’ye füze satmıyor, hem de S-400’ler alınınca Türkiye’ye NATO müttefiki olduklarını hatırlatıyorlar. Acaba Amerika NATO üyesi değil mi ki diğer bir üye ile savaş halinde olan bir örgüte destek veriyor? İlk yanlışı kim yaparsa suçlu odur ve başkasını yanlış yapmakla suçlamaya hakkı yoktur. ABD terör örgütü PKK’ya destek verdiği ve Türkiye’ye silah satmadığı için Türkiye Rusya’dan silah almak zorunda kalmıştır. Tersten okursak; ABD PKK’ya mesafe koyup, Türkiye’ye Patriot satsaydı Türkiye S-400 almazdı. Mevzu bu kadar basit ama ABD daha da ileri gidip Rus füzelerini bahane ederek F-35 satışına da ambargo koyuyor. 

Demek ki müttefik değil, kullanışlı bir aletmişiz Amerika için. Daha iyi bir alet bulunca da hemen çöpe atıyorlar. Oysa gerçek müttefikleri ve sırtında parazit bir devlet olarak yaşayan İsrail için her şeyi yapıyorlar. Mesela İdlib’e saldırıların yeniden başladığı bugünlerde Esed’i kimyasal silah kullanmaması için tehdit ediyor. Esed’e Idlib’e girme demiyor. Sivilleri öldürme de demiyor. Öldür ama kurşunla, topla, füze ile öldür diyor. 

Çünkü kimyasal silah kullanımı İsrail’i çok korkutuyor. Yarın öbür gün İsrail’e karşı da kullanılma ihtimali bile İsraillileri ürkütüyor. İsrail’in diğer silahlara karşı koyma gücü var ama kimyasal olana yok. Kullanımı gördükçe kendi başına gelecekleri hayal ediyor ve ABD’yi bu konuda sıkıştırıyor. Amerika da efendilerini üzmemek adına Esed’i terbiye etmeye çalışıyor. 

Bu böyle gitmez. Ya Churchill’in dediği gibi ABD’nin tüm yolları deneyip başarısız olmasını bekleyeceğiz, ya da kendimize yeni ve bağımsız bir yol çizeceğiz. Dürüst olmak gerekirse ikisini de yapacak güçte değiliz. Ancak tam bağımsızlığa kadar onların ki gibi esnek bir diplomasi ve ahlaksız bir siyaset yolu izleyerek onlar gibi riyakar ve güvenilmez olacağız. Ağızdan çıkanla yapılan birbiriyle uyuşmayacak. Söz verilecek ama tutulmayacak. Onlar gibi sahtekar olacağız ki ortak yanlarımız artsın ve nihai bir karar vermeye mecbur kalsınlar. O gün geldiğinde ya yanımızda bize ihanet etmekten imtina eden ya da çok uzağımızda duran bir Amerika olacak. Tek yol Amerika gibi ahlakı siyasetten çıkarmak. Şark kurnazı İran da bu konuda model olabilir. Dostluğu ve dürüstlüğü önemseyen ülkelere elbette ki daha farklı yaklaşılacak. 

 

YORUM YAZ

  • Realite Realite 8 gün önce
    İrana güvenmek hataydı,tarih boyunca islam alemini arkadan vurmuş.Biz biz olmadan,birşey olmayacak,başkasının başarısızlığını beklemek,aczin ifadesidir