Mihrişah Valide Sultan İmareti
Mihrişah Valide Sultan İmareti
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Cuma namazında hocalar; “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin” diye dua eder, cemaatte “âmin” der ya.
İşte bugün bu duanın neşvünema bulduğu mekânlardan birinden söz etmek istiyorum.
İstanbul’un manevi fatihlerinden önde geleni Eba Eyyüp El-Ensari’dir. Sahabe efendimizin hatırına hemen dibinde, “Mihrişah Valide Sultan Külliyesi” vardır ve külliyenin içerisinde, kesintisiz 230 yıldır yemek pişirip dağıtılan bir imaret vardır.
Sultan III. Mustafa’nın (1757-1774) zevcesi ve Sultan III. Selim’in (1789-1807) annesi Mihrişah Valide Sultan’ın; türbe, hazîre, imaret, mektep, sebil ve çeşmelerden oluşan külliyesi içerisinde bir vakıf hizmeti sunulmaktadır.
Mihrişah Valide Sultan, Devlet-i Aliye’de 1789-1805 yılları arasında valide sultanlık yapar ve Osmanlı valideleri içerisinde; “nazik, hayırsever ve dindar” olarak bilinir.
•
Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan imaret hakkında bilgilere geçeceğim ama Mihrişah Valide Sultan hakkında şu kısa notu kaydetmeliyim.
Mihrişah Valide Sultanın oğlu III. Selim, amcası Sultan 1. Abdülhamid’in vefatı sonrasında 1789 yılında tahta çıkar.
Bu tarihten itibaren On altı yıl boyunca haremde valide sultan olan Mihrişah, zamanının büyük kısmını hayır işlerine ayırır.
İstanbul’un dört bir yanında hayır eserleri inşa ettirir; camiler, çeşmeler, hamam, medrese, imaret gibi topluma faydalı olacak kalıcı eserler yaptırır.
Bu hayratların devamı için de vakıflar kurar. “Vakıf malı hak malıdır” diyerek, hayır işlerinin aksamamasına önem verip; yaptığı ve yaptırdığı her harcamayı kayıt altına aldırır.
Devrinde valide sultan olmanın güç, itibar, imkân ve zenginliğini, Allah yolunda sarf ederek, kendisini hayra adar.
Bu hakikate imareti gezerek ve faaliyetlerini görerek şahit olabilirsiniz.
•
Hayret ettiğim hususlardan birisi de 230 yıl boyunca hiç kesintiye uğramadan yemek pişirilmesi ve dönemin şartlarına göre dağıtılmasıdır. Bizim ülkemiz için şaşılacak bir iş.
Son 24 yılda ise Cumhurbaşkanımızın Erdoğan ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün hassasiyetle üzerinde durduğu ve hizmet alanlarını olabildiğince genişlettikleri imarette günlük 1700 kişilik yemek çıkarılmakta ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılmaktaymış.
Yemek çeşitlerini saymak isterdim ama ayıp olur, lakin pahalı lokantaların yemek çeşitleriyle aynı diyeyim, siz gerisini anlayın.
Diğer taraftan Rami Kışlası’ndaki öğrencilere her gün 3000 çorba ikram ediliyormuş. Ayrıca Eyüp ilçesine gezilere gelen okul gruplarına da yemek ikramları yapılmaktaymış.
Geçtiğimiz ramazan ayında ise üniversite öğrencileri başta olmak üzere İstanbul’un Avrupa yakasında toplam 1001 bin kişiye iftar verilmiş.
İmaretin hizmeti bu kadar değil. Her ay 5400 aileye, bir mutfakta bulunması gereken ne varsa kuru gıda dağıtımı yapılmaktaymış.
•
Ezcümle:
Rabbim bu hayırlara vesile olanları korusun, kollasın. Hayırlara karşı şerde ittifak edenlerin cümlesi de şerleriyle helak olsunlar. Âmin…