Mehmet Akif Ersoy Burdur’da
İstiklal ve İslam şairimiz Mehmet Akif Ersoy, doğumunun 150. yılı münasebetiyle Burdur’da anılıyor.
Türkiye Yazarlar Birliği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Mehmet Akif İnan Vakfı ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin imecesiyle icra edilecek program, 5 oturumda vaki olacak ve tebliğler sunulacak.
Bugünleri görüp de şükretmemek imkânsız. Ne çileli ve çetin yollardan geçip gelindi. Nice badireler atlatıldı. Ve şimdi!
Ve şimdi millet-devlet bütünleşmesinin neticesi olarak İstiklal ve İslam şairimiz, Burdur Milletvekili olarak adını taşıyan üniversitede konuşulacak.
Merasimin icra heyetinde; Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. Hüseyin Dalgar. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Musa Kazım Arıcan. Eğitim Bir Sen ve Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın. Mehmet Akif İnan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hıdır Yıldırım ile TYB Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı D. Mehmet Doğan var.
•
Hani, “Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ı anlamak, Osmanlı’yı bilmek” denilir ya, Osmanlı’nın sonundan Cumhuriyetin kuruluşuna dek bugünleri hakiki manada idrak edebilmek için de Mehmet Akif’i anlamak gerekir.
Mütevazı olmanın sınırlarını haddinden fazla aşan ve hatta iyi de etmeyen büyük şairimiz, sağlığında ve vefatından sonra mütevazılığın insani bir erdem olduğunu reddedenler tarafından ötelenmiş, görmezden gelinmiştir.
Peki, bu gayretler tutmuş mudur? Hayır tutmamıştır. Mehmet Akif’in, milletimizin milli-manevi değer yargılarına sahip çıkması, vakti saati geldikçe tüm gayretleri şarampole yuvarlamıştır.
Geçenlerde de söz etmiştim. Bugün 95 yaşındaki devlet eski bakanlarımızdan Hasan Aksay, eğer hasta yatağında, kızına hâlâ Safahat okutuyor ve heyecanlanıyorsa, bu maya ehli vatan her insanımızın yüreğinde dağlar kadar yüce demektir.
Büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Safahat’ın dışında sadece İstiklal Marşı ile Çanakkale Destanını bile yazsaydı, bir milletin zafere giden yolda en büyük gücü olurdu.
Mesela Çanakkale Destanı, tarihte benzerine çok az rast gelinen ve yedi düvelin sırtlanlar gibi saldırdığı ve devletimizi-topraklarımızı işgal etmek üzere geldiği Gelibolu’da, vatanımızın ve milletimizin bekası için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden yüzbinlerce şehidimizi anlatmaya yeter de artar.
•
Söz buraya gelmişken Fatih Andı’nın, “Emperyalizme Direniş Bilinci Çanakkale” kitabından bir hatırat paylaşarak sözü sonlandıralım.
Savaş yıllarında İngiliz Bahriye Nazırı olan William Churchill, kendisine yöneltilen:
- “İngiltere onca silahına, savaş teknolojisine, ekonomik ve askeri gücüne ve donanmasına rağmen şu yorgun, yoksul, silah ve teçhizat bakımından sizden katbekat zayıf Türklere nasıl yenildi” sorusuna:
- “Siz Çanakkale’de yalnızca Türklerle mi savaştığımızı zannediyorsunuz. Biz Çanakkale’de onların Allah’ı ile savaştık ve tabiidir ki, yenildik” diye cevap vermiştir.
•
Ezcümle:
Acaba Akif’e muhalefet edenler, esasında kime muhalefet ediyorlardı ve ediyorlar?