Manipülasyon ve algıya kanmak
“Bir şeyin gerçek olması pek önemli olmayabilir, fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir”. Bu söze şu ilaveyi de yapabiliriz.
“Bir meselenin şüyuu vukuundan beterdir”. Günümüzde bu sözün neredeyse 24 saatimizi meşgul ve işgalini yaşıyoruz.
Sabah uyanıldığından gece yatağa baş koyuncaya kadar elinde cep telefonu olan, evinde veya iş yerinde televizyonu olan herkes, istisnasız şiddetli bir manipülasyon ve algıya isteyerek veya istemeyerek muhatap oluyor. Haliyle kanıyor ve aldanıyor.
Belki şöyle diyenler çıkabilir:
-“Ben manipülasyonu da algıyı da iyi bilirim ve neyin ne olduğunun farkındayım, asla inanmam, aldatılmam, kanmam”.
Böyle diyeceklere bir itirazım yok. Yalnız ne kadar iddialı olunursa olunsun, tesir altında kalmamak mümkün değildir.
Eğer böyleleri kendilerini test etmek isterlerse, inanmadıkları manipülasyonların, algıların ne kadar etkisi altında kaldıklarını görmek için; konuşmalarını, muhatap olma şekillerini, düşüncelerindeki, fikirlerindeki kaymalara bakabilirler.
•
Cep telefonlarında gördüğümüz istisnasız her şey, muhatapsız malzemedir. Görürüz-okuruz-işitiriz ama asla bunlara müdahale edemeyiz.
İşte bu noktada tesir altında kalmamak imkânsızdır. Gözümüz, kulağımız onu beynimize kaydetmiştir ve günlük ilişkilerde çapalama yöntemiyle bir şekilde kendini gösterir ve bir bakarız ki, çoktan aldanarak yalanı, dolanı, iftirayı kabullenivermişiz.
Bir de hepimizin düştüğü tuzaklardan birisi, doğru söyleyeni dört kişiye aktarmak, yalan söyleyeni dört yüz kişiyle paylaşmak gibi bir postacılık yapmaktayızdır.
Bu hususta “kanmanın ve kandırmanın psikolojisi üzerine çalışma yapmış Dr. Mücahit Gültekin, “Algı Yönetimi ve Manipülasyon” kitabında şunları söyler:
“Bir insan için en acıklı şeylerden biri de kendi rızasıyla-kararıyla-arzusuyla, kendisine zarar vermesidir.
Algı yönetimi ve manipülasyon süreci tam da bunu hedeflemekte ve maalesef geniş kitleler üzerinde başarılı da olmaktadır.
Elbette ki bundan korunmak, algı yönetimi ve manipülasyon sürecine direnmek mümkündür. Bunun ilk şartı, usta yalancıların yönettiği bir dünyada yaşadığımızın farkında olmaktır.
Kuşkusuz çevremizde yalancıların olduğunu bilmek, yalanı fark edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Bir yalanı inandırıcı kılan özellikleri de bilmek gerekiyor”. Geçelim.
•
Sosyal medya başta olmak üzere televizyon dizilerinden tutalım da deliler gibi tartışacak konu peşinde koşan, tartışmak yerine saatlerini doldurarak ceplerini dolduran “kopyacı-gürültücü uzmanlara” kadar, toplumu bunalıma, kargaşaya sevk etmek üzere planlanmış programların malzemesi olmamalıyız.
Algı ve manipülasyon kategorisine dâhil edeceğimiz daha pek çok yapım var. İnsanları yönetmeye-yönlendirmeye and içmiş sesli-görsel-basılı yayınları, pirincin taşını ayıklar gibi ayıklamadığımız sürece, aldanmanın ve aldatılmanın faturasını sadece kendimiz değil, çevremizdeki insanlara da ödetiriz ve ödetmekteyizdir.
•
Ezcümle:
Gerçekle yalanı, yanlışla doğruyu aynı çuvala koymuşlar, sırtımızda taşıyıp duruyoruz. Bu yükten kurtulmak için kalbimize ve vazifesine yolculuk etmemiz şarttır vesselam.