--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Laiklik Adına Yapılanlar (2)

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

Laiklik Adına Yapılanlar (2)

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Laiklik, 1940 ila 1950 arasında devrin yöneticileri tarafından milletimizin inanç değerlerine muhalefet etmek üzere bir araç olarak kullanılmıştır.

1960 darbesinden 28 Şubat 1997’ye kadar ülkemizin içine düştüğü ideolojik ve siyasi kargaşa dönemlerinde de nefislerini tanrılaştıranlar tarafından kullanılmıştır.

Bunlar bilinmeyen şeyler değildir. Yüzlerce kitap yazılmış, onlarca belgesel çekilmiş, yüzlerce konferans, sempozyum yapılmış, sinema filmleri çekilmiştir.

İşte onlardan birisi de Milli Mücadelenin kahramanlarından İstiklal ve İslam Şairimiz Mehmed Akif’in yol arkadaşı ve birlikte çıkardıkları Sebilürreşad Dergisinin sahibi olarak Akif’le Anadolu’da Milli Mücadelenin içinde yer alan Eşref Edib Beydir.

Eşref Bey, Milli Mücadelenin zaferle sonuçlanmasının ardından tekrar İstanbul’a dönerek Sebilürreşad Dergisini çıkarmaya devam eder, dine ve dini eserlere karşı yapılanları yazarak memleket sathında olup bitenleri kaleme alır.

Bu konuşma ve yazılarından oluşan “Kara Kitap” üst başlıklı, “Milleti Nasıl Aldattılar, Mukaddesatına Nasıl Saldırdılar” isimli kitabından bazı kısımları paylaşalım.

“Halkçıların karşılarında istediklerini yapmaya mani olacak hiçbir kuvvet olmadığından, dediğim dedik kesilen şefleri, nihayet namazlarda Kur’an lisanıyla okunan Kur’an surelerini kaldırmak teşebbüsüne geçti.

Farmason Adnan Adıvar ve Hasan Ali Yücel’in arkadaşları, Şerafettin Yaltkaya’yı bu maksatla Diyanet Riyasetine getirdiler. Yaltkaya’ya sureleri düzme dile çevirttiler.

Diyanet Reisinin düzme bir fetvası ile namazlarda okunan surelerin, Kur’an lisanı ile okunması yasak edilecek, düzme dil ile tercümeleri okunacaktı.

Bu suretle ibadette de büyük bir inkılap, büyük bir devrim yapılmış olacaktı. Kat’i surette İnönü buna karar vermiş, faaliyete geçilmişti.

Bu sıralarda merhum Aksekili Hamdi Efendi, diyanette muavin idi. Yanıp yakılıyordu. Üzüntüsünden sabahlara kadar gözüne uyku girmiyordu. Bunun önüne geçmeye çalışıyor fakat kâfi gelmiyordu. Nihayet istifa edebilirdi ancak…

………………..

O dalalet günlerinin azgınlaştığı günlerde idi. Paşa cenaplarına bir mektup geldi:

‘-Paşam! Bütün istediklerinizi verdik. Canımızı istediniz verdik. Malımızı istediniz verdik. Evlatlarımızı istediniz verdik. Fakat göğsümüzdeki imanı istiyorsunuz. Onu asla vermeyiz Paşam!...

Bunun üzerine durakladılar, sıyırdıkları dalalet hançerlerini kınlarına soktular. Allah tarafından içlerine bir korku geldi.

Milletin azabı gözlerinin önünde canlandı. İşin bu derecesine varmayı, devrimciliğin bu kadar haddi aşmasını tehlikeli gördüler”. Kara Kitap Sh. 120-121 Beyan Yayınları.

……………..

Aynı eserden:

“Mevlid kitapları II. Abdülhamid zamanında basıldığı için onun adı olduğundan toplatılması emredilmiş, jandarmalar köylere çıkıp gelişigüzel evlerde, camilerde arama yapıp kitapları toplamaya başladılar.

Bu kara haber üzerine çok kıymetli basma, el yazısı kitaplar toplandı veya sahipleri tarafından toprağa gömüldü”.

Ezcümle:

Eşref Edib’in anlattığı daha nice hadiseler var. İnanmayanlar için yine Beyan Yayınlarından çıkan “CHP ve Din” kitabını da hatırlatalım.

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

İbrahim Atalay

21 Kasım 2024 23:13

Sn Öztürk, şimdi ne oluyor? Tarihten Dine karşı iktidarın o günlerdeki uygulamaları evet öyle. Peki şimdiki İKTİDARIN dönemindeki yanlış uygulamaları siz yanlışları dile getirmekten kaçıyorsunuz. 6284 ile evli kadınların kötü yola düşürülmesini sizler de destekliyorsunuz. Okuyucunun yorumuna bile yer vermiyorsunuz. Suçsuz yere 30 senedir hapiste yatan Sivas mahkumlarının meselesini yazmıyorsunuz. Ailenin kurulması yerine ZİNA ile cinsel ihtiyaç giderilmesine sessiz kalmakla desteklediğinizi biliyorsunuz. Arz olunur.

ayyaşların anlayacağı dilde bir yazı olmuş..

21 Kasım 2024 22:54

fransız gavurunun laikliğini savunmak, ALLAHIN KANUNLARINI İSTEMİYORUM demektir..daha ötesi yok..

TürkOğlu

21 Kasım 2024 18:41

Bir Vatandaş olarak soruyorum Annesi çarşaflı diye hastahanede çocuğuna bakmayanlar, onu tedavi etmeyenler kimlerdir? Soruyorum Kendi ideolojilerini devletin, milletin, vatanın, hukukun, Millet Meclisinin, millî iradenin, millî kimliğin üzerinde görenler kimlerdir,, Soruyorum Kalkınmaya bizden çok geç başladığı halde iktisatta, sanayide, ticarette bir dev olan Güney Kore’ye nisbetle şu koskoca Türkiye’yi, bunca imkân ve potansiyele rağmen geri bırakanlar, bir aralar yetmiş sente muhtaç müflis hale getirenler kimlerdir .,,Soruyorum Güney Kore otomobillerinin yüz binlercesi Türkiye yollarında cirit atarken, Kore’de bir tek Türk yapımı otomobil bulunmamasına sebebiyet verenler kimlerdir . Vesselam,,,

Okur

21 Kasım 2024 12:13

Rahmetli Atatürk, müslümanları katletmekle (şeyh Said, Seyit Rıza) bitiremeyecegini anladığı için laiklik'le bitireceğini anladığı için laikligi devreye sokmuştur.

Deli İbo

21 Kasım 2024 10:35

Laik'lik dedikleri kavram aslında sadece İslam'a, müslümana hakaret etmek, bu iki olguyu bitirmek ve toplumu bölüp parçalamak üzere sinsi bir aklın saldırı aracıdır. Laik düşüncenin yaptığı insanlık suçlarının kamufle edilme argümanıdır. Esasında Laiklik islamın içinde olan bir kavramdır, şöyleki İslam'da baskı yoktur, hakaret yoktur, inanan inandığı değerden sorumludur hatta Kuranı Kerim'in bir ayetinde senin dinin sana, benim dinim bana lafzı geçmekte, herkesin kendi inancı kendisinin olduğu apaçık belirtilmiştir.

Çoban

21 Kasım 2024 10:24

Çok açık ve net ki, Laiklik adına yapılan hemen her şey Batıcılık aşkı ile yapıldı, Batıcılık olmak hayaliyle yapıldı. Fakat Batı, onlar gibi olmadıktan yani, din, kültür, inanç, ibadetlerimiz onlara benzemedikçe bizleri kabul etmeyeceklerdi, etmediler de. Bunun en önemli delillerinden biri İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin ifadesidir. Uygarlık Yargılanıyor kitabının 170.Sayfasında: Türkler ne yaparlarsa yapsınlar, gözümüze giremeyecek, der. Batıcılara, laikçilere seslenmiş adeta!

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle