Kötülerin gölgesi olmaz
Kötülerin gölgesi olmaz
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Adama kemlik mi gelir mert oğlu mertten
Kötülerin dalı gölgesi olmaz.
Yiğit olan ata biner atlanır
Yiğit olan her cefaya katlanır
Yiğit gölgesinde yiğit saklanır
Kötünün gölgesi dalı olmaz.
Yukarıdaki mısralar, “Dinek Dağı” türküsündendir. Muharrem Ertaş’tan alındığı, oğlu Neşet Ertaş’ın da seslendirdiği bilinir.
Dünyada kaç millet vardır bizim gibi derdini de sevincini de savaşını da barışını da velhasıl yaşadığı her halini türkülerle, destanlarla, hikâyelerle anlatan millet.
Bu anlamda millet olarak bizden daha zengin bir kültüre sahip bir toplum olduğunu sanmıyorum. Bizdeki hikâyelerin tümü iyi ile kötü arasındaki münasebeti ve ölçüyü anlatır.
Hele atasözlerimiz, deyişlerimiz, masallarımız, misallerimiz, bütünüyle ya milli birliğimize harç karanları yahut bu harcı kirletenleri dile getirir.
“Yiğit gölgesinde yiğit saklanır, kötülerin gölgesi dalı olmaz”. Öyle bir devri âleme denk geldik ki, kötülerin olmayan gölgeleri cazip hale geldi.
•
Siyasetteki kirlilik ve kötülüklere akıl sır erecek gibi değil. İşin tuhafı, bu kirlilik ve kötülüklerle hükümetin uğraştığı kadar muhalefet kanadından herhangi bir sesin çıkmaması, dut yemiş bülbüllere dönmeleri çok şaşırtıcı bir durumdur.
Siyasetin böylesine kirlendiği ve kirletildiği dönem pek azdır. Kötülere “kötüsün” diyememek, hatta ses çıkarmamak, onlara bizzat destek vermektir.
Bu kadar kemliğin, kötülüğün tsunami gibi patlaması karşısında diğer muhalefet partilerinin sessizliği; “Olup bitenleri destekliyoruz, tam gaz ileri” demektir.
Keşke bu muhalefet partileri, iktidara olan düşmanlıklarını, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a olan husumetlerini, ana muhalefet partisinin; ülkemizi, siyaseti ve toplumsal değerleri ne hale getirdiklerine karşı da gösterebilseler. Geçelim.
•
Kirlenen sadece siyaset değil, kötülerin olmayan gölgesine sığınanlar da kendilerini kirletmekteler. İnsan kirlenince, her şey kirlenir.
Bir bilgemizin ifadesiyle:
-Kendimizi kirlettik. Dünyayı kendi hesabına sömürmek isteyen her insan, kendisini ve yaşadığı ülkeyi harap ettiğini göremez”.
Aynı vatan toprağında, aynı şehirde, aynı mahallede birlikte yaşadığı insanlarla kavga eden bir siyaset olabilir mi? Bu insanların haklarını gasp eden bir siyaset olabilir mi?
Böylesine bir husumet ve vicdansızlık olabilir mi? Bütün bu kötülüklere karşı, iktidarın yanında yer almamak için ses çıkarmayan bir muhalefet olabilir mi?
Bu şu demek değil midir?
-“Siyasetteki kirliliği iktidar partisi düzeltsin, toplumun temel taşı olan ve millete karşı; ahlak, fazilet ve ahde vefa gibi duyguları yaşatmak iktidarın işidir”.
Peki, muhalefetin vazifesi nedir? Ne pahasına olursa olsun iktidara düşmanlık etmek midir? Azgın, şımarık, her türlü ahlak endişesinden uzak olanlara sessiz kalmak mıdır?
•
Ezcümle:
Türk-İslam medeniyeti, bir hamle ve iman medeniyetidir. İnsanlığa en büyük armağanı, insan haysiyetine gösterdiği saygıdır. Bu kaybolduğunda her şey kirlenir.