• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

İşte Çağdaş Türkiye

10 Eylül 2025
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

İşte Çağdaş Türkiye

Hüseyin Öztürk

Asla yazı başlığına uygun bir ifade değil. Bugünkü esas başlık şu idi: “İşte Türkiye Yüzyılının Türkiye’si”..

Başlığı anlatabilmek için biraz gerilere gitmek gerekiyor. 28 yıl öncesine, 1997 yılına. Yani 28 Şubatçıların zalimlik ektirip, biçtikleri senelere.

35 ve 40 yaşın altındaki nesiller, o dönemlerin Türkiye’sini tüm yönleriyle okumuş ve öğrenmiş değillerdir.

O yıllar, CHP’nin 1930 ila 14 Mayıs 1950 yılına değin karartılan karanlık Türkiye’nin aynısını, 1990’lardan 2002’ye kadar daha zalimce yine ülkemizin karanlığa, kargaşaya ve kaosa sürüklediği senelerdir.


Millet olarak birinci karanlık, 14 Mayıs 1950 yılında aydınlatılmış ve milletimiz rahmetli Adnan Menderes’e yetki vererek, devletimizle milletimizi kucaklaştırmıştır.

İkinci karanlık yılların sonu da Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’a, 3 Kasım 2002’de yetki verilerek getirilmiş, şükür devletimizle milletimiz 24 yıldır kucaklaşmaktadır.

Gelelim yazının başlığına. Yalnız müsaadenizle bir hususa değinmem lazım. “Çağdaş” kelimesine kaşı alerjim vardır. Şimdiye kadar da hiç kullanmadım.


Çağdaş kavramı; bu topraklarda doğup, büyüyüp, beslenip, çalışıp; başka topraklara öykünerek, özenerek, kendi milletini aşağılayıp, batılıları kutsayan sözde “aydın” geçinen küflü zihniyetlerin kullandığı bir kelimedir.

Beyinleri, zihinleri; içinde yaşadıkları toplumun dini ve milli değerleriyle bir türlü barışamadığı ve ülkemizin Müslüman kimliğinden nefret edip, uyduruk kelimelere sığınarak, kendilerini tatmin etmektedirler. Toplumu dışlamanın bir başka yoludur.

“İşte Çağdaş Türkiye” manşeti ise gazetecilik ve habercilikten ziyade, devletin kasasına göz dikmiş, milletin sırtından inmeyen, ihale ve iş takipçiliği için medyacılık yapan bir gazetenin manşetiydi. 31 Mart 1997. Şimdi o gazete aynı çizgide değil.

Peki, ne için atılmıştı bu manşet: Onu da kısaca özetleyelim.

Malum manşetten bir gün önce Sevda-Cenap And Vakfı’nın düzenlediği 4. Ankara Müzik Festivalinin açılış konserinde ortaya çıkar.


Refah-Yol hükümetinin Başbakanı Erbakan’ı istifaya zorlayıp; “Görevi Tansu Çiller’e vereceğim” diyerek, Mesut Yılmaz’a tevdi eden; millete değil, 28 Şubatçılara hizmete amade dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i hatırlarsınız.

Bir de yine Erbakan’ın başbakanlığı sırasında bir iftarda rakı isteyen dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’yı da hatırlarsınız.

İşte bu ikili, arkalarındaki kalabalıkla, Beethoven’in dokuzuncu senfonisinin çalındığı konser salonuna girince Demirel; “Bu muhteşem tablo, çağdaş Türkiye tablosudur” der ve millete değil, 28 Şubatçılara dayadığı koltuğunu sağlamlaştırır.

Ezcümle:

Şimdi bir de bugüne bakalım. Bundan sonrasını ehli vicdan ve ehli iman insanlara havale ederek soralım. “O günkü Türkiye nerede, bugünkü Türkiye nerede”? Sadece bir örnek verelim:

Uzaydan, havaya, karadan denize ve altına kadar savunma sanayiinde devrim yapmış bir Türkiye’yi bu çağdaşlar hangi kafayla görmekteler acaba? İşte Türkiye Yüzyılının Türkiye’si.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

FATİH SULTAN MEHMET

MASON SULUMAN DEMİREL MEZARINDA AZABIYLA BASBASA...İŞTE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE..DEDI...BAŞÖRTÜLÜ KIZLAR ARABİSTANA GİTSİN DEDİ..ERBAKANA İKTİDAR VERMESİN DİYE YUZ TOMBALAK ATTI...IHTILALCI HAİNLERE SÖZDE PAŞALARA YARANMAK İÇİN HER TÜRLÜ ATRAKSİYONU YAPTI...BEN TARAFSIZ DEĞİLİM..BEN LAİK KEMALİST TARAFTAYIM DEDİ..HEP ZAVALLILARIN DEĞİL TUZU KURULARIN HAINLERIN GUCE TAPANLARIN YANINDA OLMAYI TERCİH ETTI...ŞİMDİ VERSİN HESABINI...NE KENDİ ETTI RAHAT NE BAŞKALARINA VERDİ HUZUR...ÇEKTİ GİTTİ BU ALEMDEN DAYANSIN EHLİ KUBUR..

ata

çağdaş türkiye, bütün yabancı orijinli kulüp ve dernekleri ile siyoniste harıl harıl hizmet eden türkiyedir... bunlar sanat der, bilim der,, komiklik yapar, tarih bilim öğretir, şapkadan tavşan çıkarır, papyon takar ama güneydeki dostlarından vazgeçemezler... ne acıdır ki en yüksek rütbedekilerini dahi siyonist devşirmiştir... işte öyle bir yüksek maneviyatla haykırmıştır o süleyman... o süleyman ki anadolunun bağrına .... elinde kuran, göğsünde iman, geliyor nurlu süleyman denilerek tatlı tatlı yedirilmiştir, daha bir yerli olan sadettin bilgiçin elinden apardığı parti ile...ve o yüzdendir bugünkü kızgınlıkları... ağızlarından tükürükler fışkırmaktadır... sesleri kısılmaktadır küfürleri savurmaktan, hakaret etmekten... ancak nur tamamlanacaktır .. batıl gömülecektir... ne yaparsalar yapsınlar ilahi plan değişmeyecektir...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23