Hayatımıza üslubumuzu verebilmek
Hayatımıza üslubumuzu verebilmek
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Dünya milletleri içerisinde bizim hem dışta hem içte ayrı bir yerimiz vardır. Kendimizin farkında olamamak adına bir acze düşmemek için milli bilincimizi, tarih bilincimizi, kültür bilincimizi daima canlı tutmak mecburiyetindeyiz.
Milli birliğimizin teminatı olan inanç değerlerimizin merkezi olan hayat üslubumuz, aile merkezli bir millet oluşumuz, istiklal ve istikbalimizin teminatıdır.
Bu hususta en çok çaba sarf eden isim ise elbette Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dır. Bazı merciler ise Reis’i tekrar etmenin ötesinde yeni bir şey söylememektedir.
Peki, bu hal yeter mi? Elbet yetmez. Reisi Cumhurun konuşması kulakların birinden girip birinden çıkıyorsa, tabii ki yetmez.
Bu kâfi gelmeme meselesi çok önemlidir. İhmal edildiğinde, görülmez kılındığında, idrak edilmediğinde, ortaya şu anlayış çıkmaktadır. “Reis nasıl olsa halleder”.
Bu anlayış tembelliğin, nemelazımcılığın ötesinde testi doldurmaktır. Umursamazlıktır. “Nasıl olsa Reis halleder” aymazlığı kendi ayağımıza sıkmaktır.
•
Bizim millet olma düsturlarımız vardır. Bu desturun neler olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Zaten bilmeyenler, bu üsluba karşı düşmanlık hisleriyle hareket etmektedirler.
Milli birliğimizden, milli kültürel değerlerimizden, inanç manzumelerimizden kimlerin ve hangi kesimlerin hoşlanmadığı açıktır ve onlarla mücadele edilmektedir.
Hayat üslubumuzu dini-milli değerlerimiz dışına çıkardığımızda, onlardan bir farkımızın kalmayacağını aklıselim sahibi her insan bilir.
Bu sebeple; bizi bir kılan ana çimentomuz, ana mayamız; elbette tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi yoğuran dini-milli değer yargılarımıza sahip çıkmaktır.
Rahmetli Nevzat Kösoğlu, bu hususta şunları kaydeder:
•
Biz farklıyız. Biz tarih sahnesine çıktığımız günden beri heyecanlı ve coşkun bir hareket halindeyiz. Ön tarihimiz hakkında söylenenler bile Tanrı Dağları’ndan, Kara Deniz’e, Mezopotamya’ya uzanır.
Bugün, Türk adıyla anılan insanların yayıldığı coğrafya, Avrupa içlerinden Asya’nın uç noktalarına kadar genişlemektedir.
Milli kültürümüz bu geniş coğrafya üzerinde oluşmuştur. Bu topraklar üzerinde göçen ve bizimle çağdaş olan nice kültürlerle alışverişimiz olmuştur.
Kültürümüzün malzemesini geldiğimiz yurtlardan getirdik yahut karşılaştıklarımızdan aldık; kültürün kurucu gücü ise biz olduk.
Yaşadığımız her dönemde hayata üslubumuzu verdik. Kültürümüz böylece, başka hiçbir kültürde görülmeyen renk ve zenginlik içinde ortaya çıktı.
Yine Prof. Dr. Osman Turan’ın ifadesiyle; “Tarihi yürüyüşümüzün milli, dini ve insani esaslarını canlandırarak omuzlayacak yeni bir medeniyet hamlesi başlatmalıyız”.
•
Ezcümle:
Evet, aklıselimler böyle söylüyor. Bu manada önümüzde çok hayati bir meselenin halli vardır. Millet-devlet olarak “Terörsüz Türkiye’yi” halledersek, istiklal ve istikbalimizin bakiliği tescil edilmiş olacaktır.
Neredeyse hayat tarzımızı, evlerimizden itibaren günlük hayatımızın bütününde irademizi başkaları yönetiyor. Neden kendimiz olamıyoruz?
Kendimiz olmazsak, başkası hiç olamayız ve bir süre sonra; “Demek normali buymuş” diye yabancılaşmayı esas sayarız. Sömürülen ülkeler hep bu zihniyetle sömürülmektedir.