Günümüzdeki Haset Yüklü Hırs Cahiliye Devrinde Bile Yoktu
Bir devirde nöbetteyiz ki, özümüz sözümüze, sözümüz özümüze aykırı durmakta, aklımız kalbimize güç yetirememekte. Kalp ile nefis arasında çetin engeller bulunmakta.
Günümüzde olup bitenlere aklı ermeyen kimse kalmadı ama yine de anlaşılması ve izahı zor bir baş dönmesi yaşanmakta. Bu nasıl bir döngüdür, önü-arkası-sağı-solu belirsiz.
Günlük hayatımızı nerede nasıl geçiriyorsak geçirelim, şöyle kendimize yarım saat ayırıp, çevremizde olup bitenlerle birlikte; duyduklarımızı, gördüklerimizi adil bir şekilde elekten geçirdiğimizde, hayretten hayrete koştuğumuzu görebiliriz.
“Hali hazırdaki haset yüklü hırs, cahiliye devrinde bile yoktu” üzerine söyleşecek olursak, çıbanın başının; “bencillik-kıskançlık-özenti” olduğu rahatlıkla anlaşılabilir.
Haset/Hırs hastalığı, artık insanın elinde olmayan, frenlenmeyen bir hale gelmiştir. Rabbimiz sonumuzu hayretsin diyerek önce şahsıma sonra duymak isteyenlere haset çerçeveli sohbetimizi sürdürelim.
•
- Haset etmenin sebeplerinden birisi de hırs ve tamah sahibi olmaktır. Haset/Hırs, sönmek bilmeyen kor ateştir. Tıbbi olarak tedavisi imkânsız bir hastalıktır.
- Haset/Hırs, itfaiyesi olmayan ömürlük bir yangındır. Haset/Hırs, başkasının balını kendi ağzına zehir etmek ve başkalarının iyiliğine tahammül edemeyen kudurganlıktır.
- Haset/Hırs, kendi kendini peydahlayan kendi kendini doğuran bir canavardır. Hasetçinin karnı doymaz, cebi dolmaz, ağrısı dinmez.
- Âdemoğlunun eğer altın dolu bir vadisi olsa bir ikincisini ister. Onun ağzını, gözünü ancak toprak doldurur.
- İnsanları iki şey mahveder; fazla mal toplama hırsı ve çok konuşmak. Bunun neticesinde ise; “haset-hırs-tamah” doğar. Hakikat batıl görünür, göz de söz de kör olur.
- Dünyadaki musibetleri insanlara yönelten şeyin hırs ve oburluk olduğu görülmüştür. Haset sahipleri yorgunluk ve musibet içinde yaşar. Çünkü hırs ve oburluk yakasını bırakmaz.
- Hırs, tamah, haset, açgözlülük; kibrin ve öfkenin mağarasıdır. Bu mağarada yaşayan kimseler, musibetlerin bineğinde yorgunluğun kırbacıyla yaşarlar.
•
- Haris olanlar bu dünyada fenalıktan kurtulamazlar; kanaatkârlar ise daima rahat ve huzurludurlar. Kanaat; ayak bastığı her yerde hırs ve tamahın elini bağlar. Kanaat hazinesinin açıldığı yerlerde, hırsın pazarı ve cimriliğin savaşı kesata uğrar.
- Kanaatten hiç kimse ölmemiş, hırs ve hasetle de kimse sultan olmamıştır. Emniyet ve huzur içinde aza kanaat etmek, korku ve meşakkat içinde bolluğa kavuşmaktan daha iyidir.
Hz. Âdem (a.s.)’den bu yana hepimiz devre mülkteyiz. Bu devre mülkümüzün adı dünyadır.
Dünya hayatı belli bir müddet kiralanan devre mülktür. Bizden öncekiler devre mülklerini bizlere terk ettiler, bizler de bizden sonrakilere devredeceğiz.
•
Ezcümle:
Evet, bu tespitlerden sonra sözü “Bizim Yunus’a” bırakalım:
Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan...