• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim (2)

17 Nisan 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim (2)

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Dünden devam.

Bu bendelerinin hazır bulunmadığını fırsat bilip, kendi tellâkları olan Hasan adındaki hizmetçilerine çıbanı iyice sıktırıp zedelemişler. Hamamdan geldiğinde ayaklarına kapandım.

-“Hasan Can, sözünle amel etmedik amma, kendimizi helâk ettik” buyurdular. Olanı etraflıca anlatınca, aklım başımdan gitti. Zaman geçtikçe ol sert madde azıtıp, taştıkça taştı.

Padişah, Edirne’ye gitmeye karar verdiğinden, Şaban ayının ikinci günü yola çıktılar. Hastalığı gitgide şiddetlendi, ilaç kabul etmez bir hâl aldı.

Çorlu yakınında Sırt köyü denilen yere inildi. Çıban öyle bir hâl aldı ki, akıntısını vücudundan def etmeye, Sultanın iktidarı kalmadı. Çaresiz, o yerde ikamete karar verildi.



Ve daha önce Edirne’ye varan erkândan Vezir-i azam Piri Paşa, Mustafa Paşa ve Beylerbeyi Ahmed Paşa, ordu-yı hümayuna davet olundular.

Bunlar gelince askerin içine bir şüphe düşmesin diye, işlerin icabına göre divan toplanıp, mansıplar dağıttılar ve terfi-i meratib eyleyip, gizli kederlerini belli etmediler. İki ay müddet, acılar içinde vakit geçirdiler.

Rumeli Beylerbeyi Ahmed Paşayı, sır saklamaya iktidarı olmadığı için Edirne muhafızlığı bahanesiyle o tarafa yolladılar.


Çıbana hiçbir ilâç ve ihtimam kâr etmediğinden, aynı sene Şevvalin dokuzuncu gecesinde ruhunu teslim edip, bu elemli dünyadan Cennet bahçelerine doğru uçup gittiler.


Hastalığı sırasında ona hizmet etmek şerefinden bir an mahrum olmadım. Geceleri sabahlara kadar, karşılarında dururdum. Hizmeti olmadığı zaman, emr-i âlileri ile döşekleri yanında otururdum.

Kâh mübarek elleri elimde, kâh asil ayakları dizimde idi. Cerrahlar ilâca giriştikleri sırada, kâh omuzuma dayanır, kâh cerrahların yaptıklarına bakmaya memur eder, ancak bana itimat ederlerdi.


Vefatında Kur’an-ı Kerîm okumak ve Kelime-i Şehadeti telkinde bulunmak vazifesini yalnız ben gördüm. Son nefesine kadar bir an yanından ayrılmadım. Hatta son nefesini vereceği sırada, bu hakire hitap edip:

Hasan Can, bu ne hâldir”? Ben hizmetçileri dedim ki:

-“Sultanım, Allahü teâlâ ile olacak zamandır”. Buyurdular ki: “Bizi bunca zamandan beri kimin ile bilirdin? Cenab-ı Hakk’a teveccühümüzde kusur mu gördün?” Dedim ki:


-“Hâşâ ki, bir zaman Allahü teâlânın adını anmayı unuttuğunuzu görmedim. Lâkin bu zaman başka zamanlara benzemediği için ihtiyaten söylemeye cesaret eyledim”.


Kısa bir an geçtikten sonra; “Yasin suresini oku!” diye ferman ettiler. Emr-i hümayunları gereğince, Yasin suresini hatmettim. Benimle beraber okudular.

İkinci defa okurken:

“Selamün kavlen min Rabbirrahîm” ayetine geldiğim zaman gördüm ki, mübarek dudakları bu ayet-i kerimeyi okuyarak hareket etmekte ve o anda, önce sağ şehadet parmağını kaldırıp diğer mübarek parmaklarını sıkıp temiz ruhunu teslim etti”.


Artık sükût gerekir. İki dostun ruhu için el-Fatiha.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23