Belgelerle Türkiye-Özbekistan İlişkileri -1
Bu haftaki eserimiz, yüz yıldır ihmal edilen, görmezden gelinen ve hatırlanmasına bile müsaade edilmeyen bin yıllık bir geçmişin belgelerle ortaya konulduğu bir kitap.
Kelime-i Tevhid’in, Doğu’dan Batı’ya doğru yayılması işaretiyle Orta Asya steplerinden başlayan kutlu göçün tarihi ve sonrası, Türk dünyası arşivlerindeki belgelerle yeniden yazılmalıydı.
Bu minvalde Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın, 2017 yılında Özbekistan ziyaretinde gündeme getirdiği “Arşiv Belgeleriyle Türkiye-Özbekistan İlişkileri” kitaplaştırıldı.
“Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı” ile “Özbekistan Özarşiv Ajansı Başkanlığı” mutabakatıyla, belgeler ışığında büyük aile buluşturuldu ve tarihe kaydedildi.
Geçtiğimiz Cuma günü, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı İstanbul Kâğıthane Külliyesi’nde eserin tanıtımı vardı.
Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal ile Özbekistan Özarşiv Ajansı Başkanı Uluğ Bey Yusupov’un ev sahipliğinde iki ülke arasındaki tarihi bağların yeniden canlanması ve karşılıklı faaliyetlere başlanılması, geçmişimize olan vefanın ve borcun ödenmesiydi.
“Belgelerle Türkiye-Özbekistan İlişkileri” kitabında; “Meğer biz ne büyük bir milletmişiz ve nasıl kopartılmışız/kopmuşuz” dedirten belgeler yer almakta.
•
Cumhurbaşkanımız, “Türkiye Yüzyılı” derken coşku olsun diye söylemiyor. Gerçekleşmesi mümkün olan birliğin altını çiziyor ve geçmişten geleceğe sağlam köprülerin yeniden kurulmasını işaret ediyor.
Sözü burasında esere takdim yazısı yazan Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan ile Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in yazdıklarından özet sunalım:
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dan:
“Devletler de insanlar gibi doğar, büyür ve ölürler. Devamlı ve asıl olan ise milletlerdir. İstikbalin daha sağlam temeller üzerine inşa edilebilmesi için, bu tarihî hakikat daima göz önünde bulundurulmalıdır.
Nitekim çok eski çağlara uzanan tarihi boyunca devletler kurmuş olan mensubu bulunduğumuz Türk milleti de, o devletler yıkılsa da, sahip olduğu devlet geleneğine dayanarak yeni devletler kurup tarihteki yolculuğunu sürdürmüştür.
Kadim medeniyetimizin temelleri de bu coğrafyada atılmıştır. Birunî, Mirza Uluğ Bey, İbn Sînâ, Hârizmî, Ali Kuşçu, İmam Buharî, İmam Mâtürîdî, İmam Tirmizî, Bahâeddin Nakşibend, Hoca Ahmed Yesevî gibi pek çok âlim ve önder Türkistan›da yetişmiştir.
Bölgeden yayılan ilim ve irfan ışığından sadece İslam dünyası değil, bütün insanlık istifade etmiştir.
•
Özbek Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev:
“Özbek ve Türk milletinin kökü bir, maneviyatı ortaktır. Eski dostluk, kardeşlik ve biraderlik ilişkileri her iki milleti birbirine bağlamaktadır. Bu iki halk da Türkçe konuşur; dinleri bir, örf ve âdetleri birbirine çok yakındır.
Özbekistan Cumhuriyeti’nin dış ilişkilerinde Türkiye Cumhuriyeti ayrı bir yere sahiptir. Zira Türkiye dünyadaki 200’ü aşkın ülke içinde Özbekistan Devleti’nin bağımsızlığını ilk tanıyan ve yeni bir devlet olarak dünya haritasındaki yerini kabul etme sürecini başlatan ülkedir”.
Tarihe not düşme vazifemiz adına yarına devam.