Galatasaray, Fenerbahçe ve Erzurumspor’un şampiyonluk serüveni ve kıssalar…
Galatasaray, Fenerbahçe ve Erzurumspor’un şampiyonluk serüveni ve kıssalar…
AHMET GÜLÜMSEYEN
Süper Lig’de 2025-2026 sezonunun sonuna yaklaşırken, takımlar arasında rekabet son safhaya geldi. Her dönem olduğu için ‘Şampiyon kim olacak?’ sorusunun cevabı aranıyor! Futbolu yakından takip edenlerde şampiyonluk düğümünün iki hafta sonra oynanacak olan Galatasaray-Fenerbahçe derbisiyle çözüleceği kanaati hakim! Acaba öyle olur mu? Meşin yuvarlak olarak adlandırılan futbol topu ‘yuvarlak’ olup, döndüğü sürece, kimse kalkıp bu oyundaki üç ihtimali (yenmek-yenilmek-beraberlik) göz ardı edemez. Galatasaray’ın Kocaelispor’a takılması, Fenerbahçe’nin Kayseri deplasmanından 4-0 gibi farklı bir skorla döneceğine ihtimal vermemesi gibi…
ERZURUMSPOR SÜPER LİG’DE
Türkiye Liglerinde şampiyonluğunu büyük ölçüde ilan eden ilk takım Erzurum Futbol Kulübü oldu. Kulüp Başkanı Ahmet Dal kardeşimiz ve ekibini tebrik ederiz. Bir üst ligde kendilerine başarılar dileriz. Süper Lig’de oynamak mali ve idari açıdan sorumluluk getirir ve sürecin aklıselim değerlendirilmesi gerekmektedir. Süreç ‘profesyonelce’ yönetilemez, kısa vadeden ziyade uzan vadeli planlar iyi yapılmazsa, mağduriyetin yaşanmasına neden olur. Erzurumspor grubunda şampiyon olarak sportif başarı kazanırken, aynı grupta bir alt, 2. lige düşen Hatayspor ve Adanademirspor ve Sakarya takımlarına dikkat kesilmesinde yarar var. Başkan Ahmet Dal’ın devre arasındaki dile getirdiği sözleri hatırlamak/unutmamak da yarar sağlar; “Bizim ligimizde bu sene gerçekten olağanüstü rakamlar ödeniyor. Ekonomik açıdan bir rekabet dengesi yok… Biz her zaman ayağımızı yere sağlam basıp kulübümüzün geçmişte yaşadığı transfer yasağına tekrar maruz kalmaması için adımlarımızı sağlam atmamız gerekiyor. Transfer yapmak için transfer yapmamak gerekiyor..” Tüm bu gerçekler ışığında Erzurumspor’a yeni sezonda başarılar dilerken, temennimiz, Erzurumspor başkan ve yönetimiyle örnek bir performans sergilemesi…
KISSALARDAN ‘HİSSE’ ALMA…
Her yaşanmışlıktan bir ‘ders/kıssa’ çıkardığımızda başarının devamı, başarısızlığın ise sona ermesi kapısını aralar, kanaati yaygın bizde. Gazetemiz Yeni Akit’te 30 yıla yaklaşan bir sürecin aşındırılan kilometre taşlarında Allah’ın rızasını kazanma amacına ulaşmadığı takdirde, bir anlam/mana ifade etmeyeceği kanaatindeyiz. Spor/futbolla bir yere kadar dediğimizde, önemli dersler içeren yaşanmışlıklar, kıssadan hisseler devreye giriyor. Bu kıssalar/yaşanmışlıklardan her fırsatta alıntı yaparak paylaşma düşüncesindeyiz. Bugün müsabaka yöneten hakemleri konuşurken, aklımıza Hazreti Ömer’in (r.a.) kıssası geldi. Bu paylaşımlarla gerekli ‘hisseye’ ulaşırken, bizzat okuduğumuz ve size de önerdiğimiz kitapların ismini belirtmiş oluyoruz. Allah (cc) bizleri ders alıp, hayata uyarlayanlardan eylesin inşallah….
HAZRETİ ÖMER VE BEYTÜLMÂL EMİNİ (*)
Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında bir bayram günü, herkes çocuklarına yeni elbiseler alıyordu. Halifenin oğlunun da elbisesi eskiydi. Çocuklar, çocukluk sebebiyle Hazret-i Ömer’in oğluyla alay ediyorlardı. Çocuk ağlayarak babasının yanına geldi. Hazret-i Ömer oğluna niçin ağladığını sordu. Çocuk durumu anlatınca halife oğluna şefkat gösterip acıdı ve beytülmâl emirini çağırdı. Meseleyi ona anlattıktan sonra, gelecek ayın maaşından bir miktar vermesini istedi. Beytülmâl emini sordu: -Ya Emire’l Mü’minin! O zamana kadar yaşayacağınızı kesin olarak biliyor musunuz ki, hak etmediğiniz parada istiyorsunuz? Hz. Ömer: -Allahû Teâlâ’dan başka kimse bilemez., deyince beytülmâl emini: - Yâ Halîfe! Yaşayacağımızı bilmedikten sonra böyle şey almak ne size yakışır ne de bizim vermemiz makul olur, dedi. Hz. Ömer söylediğine pişman olup beytülmâl emininin sözünü beğendi. Kendisine hayır duası etti. İşte adaalet timsali Hz. Ömer böyle bir zaâtı. (* Karınca Huzura Varınca-Dursun Gürlek-Ketebe Yayınları-s.133)