• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Çelik
Mustafa Çelik
TÜM YAZILARI

İyilik istikbal tarlasına ekilen tohumdur

15 Nisan 2026
A


Mustafa Çelik İletişim: [email protected]

İyilik istikbal tarlasına ekilen tohumdur

MUSTAFA ÇELİK

İyiliklerin mükâfatını hemen istemek, tohumu toprağa koyar koymaz meyve aramaya benzer. Oysa her tohumun bir vakti, her filizin bir sabrı vardır. Toprağın altında görünmeyen bir emek, sessiz bir direniş ve derin bir hazırlık süreci işler. Göz, toprağın üstüne bakar; hakikat ise altında büyür.

İyilik de böyledir. Bugün bir gönle düşen söz, yarın bir kalbi ayağa kaldırabilir. Şimdi değersiz gibi görünen bir fedakârlık, ileride bir hayatın yönünü değiştirebilir. İnsan çoğu zaman verdiğini unutur; fakat iyilik unutmaz. Zamanı gelince filiz verir.

Kur’ân’ın ifadesiyle, Kur’an-ı Kerim iyiliğin her zerresinin karşılıksız kalmayacağını haber verir: “Kim zerre miktarı hayır yaparsa onu görür.” (Zilzal Sûresi/7) Bu ilahi ölçü, iyiliğin muhasebesinin yalnızca dünya terazisiyle yapılmadığını gösterir.


Dünyada alkış bekleyen iyilik yorulur. Fakat Allah rızası için yapılan iyilik kök salar. Biri insanların hafızasında yer arar, diğeri ebediyetin defterine yazılır. O halde iyilik yaparken acele etmeyin. Sabırla ekin, tevekkülle bekleyin. Çünkü bazı mükâfatlar dünyada huzur olarak döner, bazıları ise ahirette ebedî sevinç olarak… Ve hiçbir iyilik, sahipsiz değildir.

Bazı insanlar bir tebessümle yaklaşır bize. Yüzlerinde sıcak bir ifade, sözlerinde tatlılık vardır. Ancak zamanla öğreniriz ki iyilik, sadece yüzdeki bir tebessümden ibaret değildir. Gerçek iyilik, yürekten gelen bir ışık gibi davranışlara yansır. İşte bu yüzden denir ki: “İyilik, yüzde değil; yürekte güzeldir.”



Yüz, insanın vitrinidir belki ama yürek, tüm derinliğin kaynağıdır. Birine yardım etmek, anlayışla yaklaşmak, yargılamadan dinlemek... Bunlar makyajla, gülümsemeyle, gösterişle kazanılamaz. Bunlar ancak içten bir iyilik duygusuyla mümkündür. Çünkü gerçek iyilik, görünmek için değil; hissettirmek için vardır.

İyilik, karşılık beklemeden yapılan bir harekette; kimsenin görmediği bir anda tutulan elde gizlidir. Göstermek için değil, yaşatmak içindir. Ve en güzeli de şudur ki, yürekten gelen bir iyilik, bir başkasının yüreğine dokunur. Bu görünmeyen bağ, insan olmanın en saf, en güzel yanıdır.

İyilik ne bir gülüş kadar yüzeysel, ne de bir söz kadar geçicidir. İyilik, insanın içini aydınlatan, oradan taşarak başkasına ulaşan bir ışıktır. Bu yüzden, iyiliği yüzde değil, yürekte aramalı ve yüreğimizde yaşatmalıyız.

Günümüz dünyasında neyin samimi, neyin gösteriş olduğunu ayırt etmek her zamankinden daha zor. Güler yüzlü insanların ardından kırıcı sözler duyabiliyor, yardım tekliflerinin ardında hesaplı niyetler sezinleyebiliyoruz. Oysa gerçek iyilik, görünmekle değil; içten gelmekle ilgilidir. Ve içten gelen hiçbir güzellik gözle değil, yürekle hissedilir.



Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade aldatıcı olabilir. Neşeli görünen biri derin bir keder içinde olabilir, gülerken yardım eden biri yalnızca kendini iyi hissetmek için bunu yapıyor olabilir. İşte bu yüzden, iyilik sadece davranışlarda değil; niyetlerde ve hislerde aranmalıdır. Yüzdeki tebessüm geçici, ama yürekten gelen bir iyilik kalıcıdır.

Modern zamanların insanı iyiliği bile bir vitrine dönüştürdü. Sosyal medyada yardım eden eller, bağış kutularına atılan paralar, yaşlıya uzatılan bir kol… Tüm bunlar kameraya yakalandığında kıymetli sayılıyor. Ama asıl iyilik, kimse görmeden yapılan, reklamı yapılmayan, içten gelen davranışlarda gizli. O yüzden gerçek iyilik bir gösteri değil, bir tercih meselesidir. Kiminin eli uzanır, kiminin kalbi... Ve en çok da kalpten gelen el kıymetlidir.

İyilik, başkasının yarasını fark edip, o yaranın kanamadığını düşünmektir. Bazen bir sözle, bazen sadece susarak… Çünkü iyilik, her zaman büyük işler yapmak değildir; bazen sadece yargılamamaktır, bazen anlamaya çalışmaktır. Kalabalıklar içinde sessizce yapılan bir yardım, koca salonlarda yankılanan alkışlardan çok daha değerlidir.


Bir çocuğa üstü başı kirli diye suratını buruşturarak değil, gözlerine sevgiyle bakarak yaklaşabilmek… Yolda düşen birini kaldırırken onun onurunu incitmeden davranabilmek… Bir sokak hayvanının başını okşarken ona bir can gibi davranabilmek… Bunların hepsi, yürekte büyüyen bir iyiliğin küçük ama güçlü yansımalarıdır.

İyilik aynı zamanda bir sabır ve empati işidir. Herkesin kendi yükü olduğunu bilerek yargıdan uzak durmak, anlayışla yaklaşmak da bir tür iyiliktir. Zira bazı yaralar görülmez, bazı acılar dillendirilmez. Ve bazen bir insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, sessizce yanında durulmasıdır.


Sonuç olarak, gerçek iyilik pahalı kıyafetlerde, süslü sözlerde, alkışlarda ya da beğenilerde değil; insanın kalbinde gizlidir. Bu yüzden, yüzümüzde taşıdığımız ifadeden çok, içimizde taşıdığımız niyet önemlidir. İyilik yüzle değil, yürekle yapılır. Ve yürekte güzelleşen bir iyilik, başka yüreklerde çiçek açar.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23