• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Mason Locaları: Kan ve silah, örgütsel faaliyetler, tetikçilik, suç karargâhı...

15 Nisan 2026
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Mason Locaları: Kan ve silah, örgütsel faaliyetler, tetikçilik, suç karargâhı...

SELMA SAVCI

Mason locaları hakkında çok defalarca yorumlar yapıldı ve bu masonluk kavramının günümüze kadar izlerini her daim görüyoruz. Benim bu konuda esas dikkatimi çeken ise mason localarındaki derin çatlağın artık gün yüzüne çıkması..
Dünya bugün Paris’ten gelen “Athanor” davası haberiyle sarsılıyor. İstihbaratçıların tetikçi, mason localarının ise “suç karargâhı” olarak kullanıldığı iddia edilen tarihi yargılama 30 Mart 2026’da başladı. Peki, Türkiye’de geçtiğimiz aylarda yaşanan Mason Locası operasyonuyla bu davanın ortak paydası ne? Şeffaflık bittiğinde, “kardeşlik” suç örgütüne mi dönüşüyor?
Fransa’nın başkenti Paris’te modern Avrupa tarihinin en tuhaf ve korkutucu davalarından biri başladı malumunuz. Sanık kürsüsünde oturan 22 kişi arasında Fransız Dış İstihbarat Servisi (DGSE) ajanları, özel harekât polisleri ve nüfuzlu iş insanları var.
Soruşturma, Puteaux’daki Athanor Locası üyelerinin, devletin kendilerine sağladığı istihbarat imkânlarını kişisel çıkarlar ve “ticari infazlar” için kullandığını ortaya koydu. Bir iş kadınına yönelik suikast girişiminin son anda önlenmesiyle çorap söküğü başladı. Ortaya çıkan tablo net: Devletin içindeki “ayrıcalıklı” bir grup, loca koruması altında paralel bir adalet mekanizması kurmuş.


Fransa’daki silahlı infaz timi tartışılırken, Türkiye’nin gündeminde de benzer yapıların “ekonomik” boyutu vardı. Hatırlanacağı üzere, Ekim 2025’te Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası eski Büyük Üstadı Remzi Sanver ve beraberindeki isimler büyük bir operasyonla gözaltına alınmıştı.


Paris’teki olay doğrudan “kan ve silah” üzerineyken; Türkiye’deki soruşturma devasa bir para trafiğine (yaklaşık 88 milyar TL), naylon faturalara ve holdingler arası şüpheli ilişkilere odaklanmıştı.
Her iki olayda da suçlamaların odağı aynı: Denetlenemeyen kapalı ağlar. Bir yapı ne kadar gizli ve hiyerarşikse, suçun o yapı içine sızması veya yapıyı bir “kalkan” olarak kullanması o kadar kolaylaşıyor.
Evet, olayın detaylarına baktığınız zaman mason localarının içine düştüğü bu durum aslında masonluk kavramının mafyatik bir ilişkiyle iç içe olduğunu da haliyle gösteriyor. Bu zaten hep böyle biliniyordu ama masonluğa takınılan tavır ve atfedilen söylemler ile birlikte bu kavramın üzeri hep süslü metaforlarla kapatılmaya çalışıldı...


Yapay zekâya bu konuda danıştık ve Masonların din ile ilgili fikirlerini de eklemenin faydalı olacağını düşünüyorum. Masonluğa kabul edilmek için ateist olmamak ve bir yaratıcı güce inanmak şartı aranır. Evrenin Ulu Mimarı: Masonlar, Tanrı’yı ifade etmek için “Evrenin Ulu Mimarı” (Grand Architect of the Universe) terimini kullanır. Bu, farklı dinlere mensup üyelerin (Müslüman, Hristiyan, Yahudi vb.) kendi inançlarını koruyarak bir arada bulunmalarını sağlayan kapsayıcı bir ifadedir. 


Bakıldığı zaman bir örgüt olarak görünen ve belli amaçlarla hareket eden masonların bugün dünyanın birçok ülkesinde mafyatik ilişkiler içerisinde yer bulması hakikaten enteresan boyutlara ulaştı.



Tekrar şu Fransa’daki yargılanmaya dönecek olursak da; İddianamede, Paris’in banliyölerinden Puteaux’da faaliyet gösteren eski “Athanor Mason Locası” bünyesinde bir suç şebekesi kurulduğu belirtiliyor. Sanıklar; bir yarış pilotunun öldürülmesi, bir iş koçu ve bir sendikacıya yönelik suikast girişimleri, nitelikli saldırı ve suç ortaklığı ile suçlanıyor. Yaşları 30 ile 73 arasında değişen sanıkların çoğunun daha önceden sabıka kaydı bulunmuyor. Savcılık, şebekenin elebaşları olarak Athanor locası üyeleri Jean-Luc Bagur, Frédéric Vaglio ve Daniel Beaulieu’yu işaret ediyor. Suçlu bulunmaları halinde bu isimler müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca locaya üye olmamasına rağmen “pis işleri” yürüttüğü iddia edilen Sébastien Leroy da aynı ceza istemiyle yargılanıyor. Olay örgüsü, Temmuz 2020’de iş koçu Marie-Hélène Dini’ye yönelik başarısız bir suikast girişimiyle gün yüzüne çıktı. Dini’nin evinin yakınlarında silahlı halde yakalanan iki asker, sorgularında “devlet adına gizli bir görev yürüttüklerini” ve Dini’nin MOSSAD ajanı olduğu gerekçesiyle etkisiz hale getirilmesi talimatını aldıklarını sandıklarını itiraf etti. Soruşturma derinleştirildiğinde, Dini’nin ticari rakibi olan ve Athanor locasının “üstad-ı azamı” konumundaki 69 yaşındaki Jean-Luc Bagur’a ulaşıldı. İddiaya göre Bagur, rakibini ortadan kaldırmak için locadan arkadaşı Vaglio ile 70 bin euro karşılığında anlaştı. 53 yaşındaki bir girişimci olan Vaglio’nun ise bu işi, emekli iç istihbarat ajanı Daniel Beaulieu’nun emrindeki suikast timine devrettiği öne sürülüyor. Soruşturma, “Mason Mafyası” olarak adlandırılan yapının işlediği suçların zamanla basit intikam eylemlerinden cinayete evrildiğini ortaya koydu.


Yani ortada yıllardır Mason Locaları üzerinden verilmek istenen subliminal mesajların da yerle bir olduğunu görmek bugün gelinen noktada Masonluğun aslında nasıl bir örgütsel çalışmalar ve dünyada bir zümre tarafından tahakküm sağlanması amaçlandığını da Fransa’daki olaylarla görmüş olduk...

Selam ve Dua ile...


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23