--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

ŞUURU İŞGAL EDİLEN BİR MİLLETİN FERYADI

Hüseyin Demir
Hüseyin Demir
11

ŞUURU İŞGAL EDİLEN BİR MİLLETİN FERYADI

Hüseyin Demir

Bir milleti öldürmenin en kestirme yolu, onun ordusunu dağıtmak değildir.
Asıl büyük yıkım; o milletin ruh kökünü kurutmak, hafızasını parçalamak, kendisine olan îmanını söndürmektir.

Bugün yaşadığımız buhran tam da budur.

Sokaklarımız hâlâ bizimdir belki…
Bayrak gönderde dalgalanmaktadır belki…
Fakat düşüncelerimiz, kelimelerimiz, hayranlıklarımız, korkularımız, ölçülerimiz ve medeniyet tasavvurumuz başkalarının eline geçmiştir.

Çağın en büyük felaketi budur:
Toprağın değil, şuurun işgali…

Bugün insanımızın en büyük trajedisi fakirlik değildir.
Asıl yıkım, zihnî sömürgeleşmedir.


Çünkü aç kalan millet ayağa kalkabilir;
fakat kendisini değersiz gören millet doğrulamaz.

Yıllardır bu toplumun dimağına aynı zehir akıtıldı:

“Siz geri kaldınız…”
“Sizin medeniyetiniz öldü…”
“Sizin değerleriniz çağ dışı…”
“Batı düşünür, siz tüketirsiniz…”
“Batı üretir, siz taklit edersiniz…”

Nihayet bu telkinler, zamanla bir fikir olmaktan çıktı; aşağılık psikolojisine dönüştü.

Bugün üniversitelerde kendi medeniyetine yabancı nesiller yetişiyorsa…
Gençlik, kendi tarihine utanarak bakıyorsa…
Kendi ecdadını zalim, başkasını kurtarıcı gibi okuyorsa…
Kendi inanç dünyasını yük, Batı’yı ise kurtuluş gibi görüyorsa…
Bilinsin ki bu, tesadüf değildir.

Bu, asırlık bir zihnî kuşatmanın neticesidir.


Çünkü sömürgeci akıl şunu çok iyi bilir:

Bir milletin kaleleri dışarıda değil, içeridedir.
İnsan ruhunda…

Onun için önce kaleyi içeriden fethettiler.

Evvela dili bozdular.
Sonra düşünceyi…
Ardından eğitim sistemini…
Sonra ahlâkı…
En sonunda da hakikat ölçülerini…

Bugün artık insanlar hakikati kendi vicdanıyla değil; ekranlarla, moda fikirlerle, ithal kavramlarla ölçmektedir.

İşte felaket burada başlamaktadır.

Çünkü hakikat ölçüsünü kaybeden toplum, yönünü kaybeder.

Bugün bilgi çağında yaşıyoruz deniliyor.
Hayır!
Bilgi çağında değiliz.
Malumat çağındayız.

İnsanlar her şeyi biliyor; fakat hiçbir şeyi idrak edemiyor.


Bir insan düşününüz:
Telefonunda milyonlarca bilgi taşıyor; fakat kendisini taşıyacak bir fikir omurgasına sahip değil…

Diploması var…
Ama şahsiyeti yok…

Konuşuyor…
Ama fikri yok…

Ezberi var…
Ama hikmeti yok…

İşte çağın asıl çöküşü budur.

Çünkü hikmet kaybolunca ilim, insanı kurtaran nur olmaktan çıkar; sadece kuru bir teknik malzemeye dönüşür.

Bugün eğitim sisteminin en büyük çıkmazı da budur.

Çocuklara düşünmek öğretilmiyor.
Sadece tekrar öğretiliyor.

Ruh inşa edilmiyor.
Sadece meslek üretiliyor.

Şahsiyet yetişmiyor.
Sadece kariyer yetişiyor.

Kalp terbiyesi yok…
Nefs muhasebesi yok…
İç disiplin yok…

Bunun yerine:
daha çok tüketen, daha çok isteyen, daha çok haz peşinde koşan insan tipi üretiliyor.


Neticede ortaya çıkan insan;
bilgili ama iradesiz,
kalabalık içinde ama yalnız,
konforlu ama huzursuz,
özgür görünen fakat tutkularına köle bir varlığa dönüşüyor.

Çünkü insan yalnız akıldan ibaret değildir.

Ruhu ihmal edilen insan, sonunda kendi eliyle kendi iç dünyasını çökertir.

Bugün modern dünyanın en büyük çıkmazı tam da budur:
Madde büyüdü, insan küçüldü…

Teknoloji ilerledi, merhamet geriledi…
Binalar yükseldi, şahsiyet çöktü…
Şehirler büyüdü, aile küçüldü…
Bilgi çoğaldı, hikmet kayboldu…

İşte bu yüzden bugün yeniden “insanı” konuşmak mecburiyetindeyiz.

Fakat mesele sadece slogan atmak değildir.

Çözüm; ruhu yeniden ayağa kaldıracak bir diriliş idrakidir.

Evvela eğitim yeniden tanımlanmalıdır.

Eğitim; sınav kazandıran değil, insan yetiştiren bir müessese hâline gelmelidir.

Çocuk:
yalnızca matematik bilen değil;
utanmayı, merhameti, sabrı, edebi, sadakati ve mesuliyeti de bilen bir şahsiyet olarak yetişmelidir.


Çünkü ahlâkı çöken toplumun teknolojisi onu kurtarmaz.

Bir diğer mesele de dil meselesidir.

Kelimelerini kaybeden millet, düşüncesini kaybeder.

Bugün gençliğin zihni:
reklam diliyle, sosyal medya diliyle, yabancı kavramlarla kuşatılmış durumdadır.

Kendi medeniyetinin kelimelerine yabancı nesil yetişmektedir.

Hâlbuki kelime yalnız harf değildir.
Kelime, medeniyet taşıyıcısıdır.

“İffet”, “hikmet”, “edep”, “izzet”, “tefekkür”, “irfan”, “hayâ” gibi kavramları kaybeden toplum; yalnızca birkaç kelimeyi değil, bir medeniyet ufkunu kaybetmektedir.

Bugün yeniden yapılması gereken şey;
kendi hakikat ölçülerimize dönmektir.

Bu dönüş:
hamasî sloganlarla değil,
derin fikirle olur.

Ezberle değil, idrakle olur.

Taklitle değil, şahsiyetle olur.


Çünkü bu milletin yeniden ayağa kalkması;
ithal ideolojilerle değil, kendi ruh kökünden beslenen büyük bir fikir hamlesiyle mümkündür.

Aksi hâlde ekranların büyüttüğü fakat ruhu küçülmüş nesiller yetişmeye devam edecektir.

O zaman şehirler bizim olsa ne olur?

Şuur başkasınınsa…
Dil başkasınınsa…
Hayranlık başkasınınsa…
Rüya başkasınınsa…

Bilinsin ki gerçek istiklâl; sınır kapılarında değil, insanın zihninde başlar.
Ve bir millet önce ruhunda bağımsız olur.

Selam ve dua ile.

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bozok

8 Haziran 2026 21:31

Hocam çok doğru bir şekilde yaızmışsınız. 23 senedir yönetime seçtiğimiz Erdoğan'ın duyması gerekir. Dünyanın 3'üncü büyük lideri ama kendi memleketinde eğitimi Kemalistlerin elinden kurtaramadı kurtaramıyor. İstediğiniz kadar seçim kazanın bu devlet bu laik devletin Tanrısı M. Kamal'ın kurduğu CHP elindedir. Onlara sözünüz geçmez. İşte sonuç hezimet.

Merhaba

8 Haziran 2026 16:12

Allah râzı olsun hocam.

Vatansever

8 Haziran 2026 14:57

Mükemmel tespitler. Elinize ve kaleminize sağlık. Ancak, tespiti çok daha kolay olan bu konunun çözümü hem zor, hem de çok uzun ve yoğun bir çaba gerektiriyor. Rabbim neslimizi ve milletimizi her türlü şerlerden korusun.

Metin Eliş

8 Haziran 2026 13:36

Nefis bir yazı Allâh razı olsun

Kanber

8 Haziran 2026 10:28

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Tek kelimeyle harika. işte hali pürmelalimiz ve çözüm.

celil

8 Haziran 2026 10:27

ÇOK MÜKEMMEL BİR YAZI ALLAH SENDEN RAZI OLSUN HOCAM, ZATEN SİYONİSTLER VE İNGİLİZLER BU YAZDIKLARINIZIN HEPSİNİ TESBİT ETTİKTEN SONRA OSMANLIYI YIKMAK İÇİN ANLADILAR Kİ ONCE TÜRK İNSANININ ÖNCE DİNİNİ, DİLİNİ VE ECDAD TARİHİNİ KALBİNDEN SÖKÜP ATMAK GEREK ,, VE BAŞARDILAR VE KALICI OLMASI İÇİN TÜRK CUMHURİYETİNİ KURUP MEDENİ BİR ANAYASA GETİRMEK GEREK ODA HALÇLI LAİK İLKELERİYLE BİR ANAYASA VE KANUNLAR DAYATIALR ,, BİR MİLLETİN MİLLİ GÜVENLİĞİ ÖNCE DİN,, DİL,,ECDAD TARİHİNİ OKULLARDAN KALDIRILDI ,, İŞTE BUNA ZİHİN VE BEYİN SOY KIRIMI DERLER VE YAPTILAR VE HALA DEVAM EDİYOR ,,,, SAY SAY BİTMEZ ,,, Vesselam ,,,

İsmail

8 Haziran 2026 10:27

Allah cc razı olsun güzel yazı olmuş

Nahit sazoglu

8 Haziran 2026 09:40

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ çok uluslu şirket yapmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz

Beklemekteyiz

8 Haziran 2026 08:44

Değerli hocam,ele aldığınız konunun muhatabı olarak ailemizi korumak ebeveyn olarak bizlere düşüyor.Elden geldiğince görevimizi yapıyoruz. Evladımız biraz büyüyüp sokaklara,sosyal mecralara çıkınca bizimle aynı görev sorumluluğuna sahip yöneticilerimizde vazifelerini yapmamalılar.Yazmış olduğunuz değerli görüşlerin uygulayıcısı konumunda bulunan devlet yöneticilerimizin de basiretlerinin açılıp asıllarına dönmeleri duasıyla.

Ali.

8 Haziran 2026 08:19

Diline. Sağlık.

Hüseyin Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle