• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Aksay
Hasan Aksay
TÜM YAZILARI

İkaz ve şikâyetçi olmak

02 Mayıs 2023
A


Hasan Aksay İletişim: ,

 

“Yalan haber Bağdat’tan geri döner” 

(Atasözü)

Dünya geniş ve dünya nüfusu az iken insanların % 85-90’ı herkesin birbirini tanıdığı köy veya kasabalarda yaşıyordu. İlk günden peygamberler zinciriyle ilahi dinin güzellikleriyle karşılaşmış insanlar, birbirinden öğrenecekleri ve birbirini ikaz etmesi gereken eksikleri olduğunu görmüştü. Mümin toplumlarda iyilik konuşulur, kötülüklerden de uzak kalmanın yolları aranırdı; bu bakımdan mümin toplumlar içindeki konuşmaları anlamak için dinlemek, en önemli kaybedilmemesi gereken hayati bilgileri kazanmanın yoludur. Her insanın güzel örneklere ne kadar ihtiyacı varsa; sakındırılması gereken yanlışları için de ikaz edilmesi gerekir ki yanlışın faturası ağırlaşmadan dönülebilsin. Yanlış haberin, Bağdat harap olduktan sonra dönüşü beklenmemelidir. Düzeltmek için ikaz var, tenkid etmek için ikaz var. Sadece karşıdakini yalan ve yanlış yapmakla itham etmek için yapılan tenkitte hayır yoktur. Onun için ikaz, doğrusuna yönelten ve en güzel üslupla ifade edilir. Hatta bir noksan olarak değil, “kul kusursuz olmaz” sözünün de işaret ettiği gibi, her insanın düşebileceği bir yanlış olarak görülmelidir. Böylece insan kendisinin de böyle hatalar yapabileceğine inanarak, kendi kendine dikkat etmek imkânı bulacaktır. Karşısındakini yıpratmak için yapılan tenkidin ne kendine ne karşıdakine faydası olur; tam tersine her ikisine de zararı dokunur. Böyle acı tenkitlerin başı akılsızlık, sonu pişmanlıktır. 

Günümüzde aynı apartmanda oturan insanlar, birbirlerini tanımıyorlar ve tanımanın kendilerine bir zaman kaybı veya külfet olacağı gibi sebeplerle düşünerek tanımak istemiyorlar. Bu durum insanlığın en önemli, hayati kaybıdır. “El eli yıkar. Elde yüzü yıkar.” İnsanın “Ben her şeyi biliyorum ve istediğim bilgiye ulaşabilirim” diye düşünmesi öncelikle kendisini, bildikleri ve bilmek istedikleri ile sınırlandırmaktır. Dünya insanın bildikleri ve bilmek istedikleri ile sınırlı değildir. İnsani yücelik de bildiğimiz ve bilmek istediğimizle sınırlanamaz. Edep ve hayâ konusu, durup dururken insanın “edep ve hayâya ihtiyacım var” diyeceği bir konu değildir. Ancak bir insanda edep ve hayânın muhteşem tecellisini görmek de bir ikazdır. İnsana bir şeyin yanlışlığını ve kötülüğünü anlatan her söz, tavır, hareket ve ifade bir ikazdır. Bir insanın, bir marifet gibi takdim etse bile yalanından utanmazlığını görmek, onun çirkinliğinden ibret almak hayati bir bilgidir. Mehmet Akif Merhum, birçok ikaz ve ibret konusunu bir kıtalık şiirinde şöyle özetler:

“İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz?

Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.

Lafı bol, karnı geniş soyları taklid etme;

Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek.”

Bir kişinin “Ben doğruyu söylüyorum” diyerek inandığı ancak gerçekleşme imkanı olmayan sözler için, “olmayacak duaya amin denmez” denmiştir. Peygamber Efendimiz (sav)’in dört kelimelik bir cümleyle hayatın birçok safhasını içine alan “Sözünde fayda varsa söyle” ikazı çok geniş bir sahadaki yanlışları ortadan kaldıracak bir imkândır. Faydalı bir söz söylemek için özel bir dikkat gösterirsek, dedikodu ve arkadan konuşmak gibi yanlışlara fırsat kalmaz. Görmek istemeyene göstermeye, duymak istemeyene duyurmaya çalışarak boşa zaman kaybı olmamasına da dikkat etmek lazımdır.

İnsani yücelik bir imkân ve fırsat yüceliğinden ibaret değil, bizzat insanın sahip olduğu iman ve ahlak değerleri ile kazanılan bir yüceliktir. Bu değerleri kaybetmek demek, kişinin o yükseklikten aşağılara hatta mahlûkattan aşağı düşüp yuvarlanmasıdır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hikmet

Kalemine sağlık sadık adam Hasan Ağbi
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23