• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Aksay
Hasan Aksay
TÜM YAZILARI
30 Eylül 2019

BM’de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı dinlerken

BM’nin 51 kurucu devletinden biri Türkiye. BM Genel Kurulu, her sene toplanır. Bu sene, 74. toplantısını yaptı. Devlet Başkanları konuştu. Erdoğan’a kadar Türkiye konuşmadı. Komisyon çalışmalarıyla yetindi. 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, geçen kurulda da konuşmuş, önemli meseleleri gündeme taşımıştı. Genel Kurul’da olduğu gibi, medya ve kamuoyunda da beklenen bir konuşmaydı. Dinleyici dikkati de, konuşmanın önemine paralel seyretti denecek derecede yüksekti. Hitabe, başta ele alınan konular olmak üzere her yönüyle tarihi bir konuşmaydı. Allah, tesirini halk etsin.

Konuşmanın konu edindiği gerçekler ve öne sürülen çözüm yollarına dikkat edince, zaten, insanlığın vicdanında, fıtraten var olan, “İyilik gayreti ve fedakârlık” tohumlarını çatlatmakta, önemli bir başlangıç olacağını tahminde zorluk yoktur. Bir tarafta, toparlanıp dayanışma ümitlerini harekete geçirirken, iki grupta da, Erdoğan düşmanlığını artıracaktır. a) Çıkmazdaki sömürü takımı, “Bir de bu çıktı” deyip, maskeli düşmanlığını artıracaktır. b) Batı veya Doğu materyalizminin gücüne sığınıp, dalkavuklukla geçinmeye alışmış, terörist, darbeci, sızlanma ve şikâyetten başka meslek edinememiş kuklalar da, bu zalimlere hizmetlerini, beklenti içinde oldukları kuklacılarına duyurmak gayretiyle yükselteceklerdir. 

Bütün bu sıkıntılar, Hakk’a bağlı bir siyasi gücün, ortada kalmamasından doğmaktadır. Hak ve Batıl dengesi, Osmanlı’nın parçalanıp, dağıtılmasından sonra, dengenin kaybından öte, zulüm, tamamen başıboş kalmıştır. Devletlerarası hak, hukuk fiilen yok edilmiştir. 

Devlet, temelde farklı bir hak, hukuk ve icraat siyasetidir. Bu siyasi farklılıkların birkaç gücün dayanışmalı çıkarında bırakılması, bütün dünyanın hak ve hukuktan habersiz, örtülü bir siyasete mahkûm edilmesidir. Asıl ifadesiyle bütün dünyanın sömürgeleştirilmesidir. 

Bugün materyalist dünya gücünün, beşler olarak görülmesi de yanıltıcıdır. Siyasi güç, parçalanma kabul etmez. Çok başlı insan, teslis akidesiyle yönetim olmaz. Nitekim olmamıştır. Osmanlı’dan sonra İngiltere oldu. İngiltere’nin, Hitler’le baş edememesi, İkinci Dünya Savaşında neticeyi Amerika’nın sağlaması, BM beşlisinden üçünün Avrupa yakası olması, dünya liderliğine Amerika’yı getirdi.

Son bir asırdır yaşanan asıl sorun, Batı, Doğu olması fark etmiyor. Değişmez bir hak, hukuk ölçüsüne sahip midir? Yoksa bu siyasi otoritenin, günlük çıkarından başka bir ölçüsü yok mudur? İnsanın yüce fıtratına uygun bir ahlakı yoksa değişmez bütün mahlûkatı kapsayan bir ahlakı yok demektir. Herkesin kendi çıkarının gereklerine göre kurduğu veya saptırdığı bir ahlak, bütün mahlûkatı rahmetle yönetecek bir ahlak değildir. Bu ahlak, insanı bu dünya şartlarının üstünde, bir imtihanla daha güzel bir dünyaya geçiş potansiyeli ile yaratan Allah, bu geçişi sağlayan ahlakı da peygamberleri vasıtasıyla bütün nesillere öğretmiştir.

İşte bu ahlak, Hz. Adem’de de, Hz. İbrahim’de de, Hz. İsa’da da, Hz. Muhammed’de de, bütün peygamberlerin tebliğ ettiği aynı ilahi ahlaktır. İnsanın yüceliği de, benzersiz tek yüceliktir. Ahlakı da benzersiz tek ahlaktır. İlahi takdir gereği, Son Peygamber hariç, hiçbir peygamberde ilahi tebliğler sağlıklı bir kayıt altına alınmamıştır. Tahrif edilerek aslından uzaklaştırılmışlardır. Buna, yaşanmakta olan bir mucize olarak bakmak mümkündür. Hz. Adem’den beri, Allah’ın tebliğ edip, kullarına öğrettiği ahlak tek idi. Bu ahlakın bugünkü metninde de hiç şüphe bırakmayan şekilde tektir. Kur’an-ı Kerim’dir. Milyarca kitapta ve yüz milyonlarca hafızın hıfzında tek harfi değişmeden korunmakta ve devam etmektedir.   

Kısaca ifade etmek gerekirse, çıkar ahlakı, insanlığın hürriyetini olduğu gibi, saadet, refahını, güvenlik ve huzurunu, hatta edep, hayâ, saygı ve vefasını da, hiçbir insani değerini koruyup, geliştirmesine müsait değildir. 

Cumhurbaşkanımız, BM Genel Kongresi’nde bu çıkmaz sokağı, en çarpıcı ve can alıcı örnekleriyle sergiledi.Çözümyolları gösterdi. Bu çözüm yollarında yaptığı ve yapacaklarını anlattı. Yalan ve iftirayı meslek edinen kuklaların dışında kimsenin akıl ve mantıkla itiraz edemeyeceği gerçekleri konuştu.

Konuşmasında öyle samimi idi ve tasvir ettiği dünyanın hali o kadar acı idi ki, sanki evladı yangın içinde kalan bir annenin feryadı derecesinde, insanlık adına bir feryada dönüştü. Allah, tesirini halk etsin.

Böyle bir toplantı için oldukça uzun ve detaylı olan bu konuşmanın, böyle bir dikkatle dinlenmesi, genel bir anlayış ve kabulün ifadesidir. İnşallah, icraata yol açacak bir başlangıç olacaktır. Allah’a hamd, insanlığa saygılar. 

Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu acı reçetenin gerçeklerinden ve çözümlerinden birkaç noktayı, ana fikriyle tekrar hatırlamakta yarar vardır:

Bugün dünyada mazlumlar, ateş içinde. “Yanıyoruz!” feryadı arşa yükseldikçe, güçlü devletler, bir şeyler kapmak, güçlerine güç katmak için, “Kurtaracağız!” diyor. Yangını körüklüyor. 

Türkiye, başkalarının çıkardığı yangını, imkânını aşan bir gayretle söndürüyor. Bugüne kadar yangın çıkarıp da, Filistin’den, Afganistan, Yemen’e kadar, çıkardığı yangını söndüren tek ülke yok.

Evrensel boyuta taşınan İslam düşmanlığı yangınını, fırsata çeviren güçler, “Zulmün de alçağı olurmuş” dedirtiyor. Çin Türkistan’ı, Hindistan Keşmir’i işgal, Sisi’nin kuklacıları Mısır’da, darbe ile yeni tip bir sömürgecilik deniyor.

Göç kabul eden ülkeler, savaş, terör ve sömürüyle yaktığı ülkelerde, sığınmacı doğuruyor. Sınırlarında da, mazlumlara işkence kampları kuruyor.

Bütün fitne ve zulmüne rağmen, zalimler,hayallerini gerçekleştiremiyor. AB büyümek için keşfedilmişti. Şimdi, kendi ürettiği sorunların altında eziliyor.

Dünün, üzerinde güneş batmayan ülkesi olarak anılan İngiltere, yönetim sorunları içinde. 

Devletler için yönetim sorunu, “Kalbi tekliyor” demektir.

Felaketin kaynağı yanlışlardır. “Adalet, mülkün temelidir”. “Zulümle abat olunmaz.” Devlet, emr-i bil maruf; neh-yi-anil-münkerle sorumlu. Siyaset, ahlaktır.    

Gerçekleri, haritalarla izaha kadar, Cumhurbaşkanımız, üstün bir hitabetle özetlendi. Şimdi, millet, ümmet ve insanlığın gayrete gelmesi, Allah’tan yardımcı olması ve hakkın hakim kılınmasını niyaz ediyoruz.

Bu konuşmanın etkisi ne olacak? Müspet ve menfi, iki tavır tabiidir. Hakka riayet edenler, beğendiler. Gayretle destek olacaklar. Allah’ın lütfuyla bunlar, zafer doğuracaktır. Hak tanımayan materyalistçıkarcılar, farklı yerlerde, farklı isimlerle gözükürlerse de tektirler. Sömürgeci ve efendisinin çıkarcı kuklası. Venezuela’nın Guaido’su, Suriye’deki teröristler ve bağlantıları, Trump ve Sisi’nin görevinin ne olduğunu bilmeyen var mı?  

Doğrudan şeytana bağlantıları görülmeyenler daha da tehlikeli. Erdoğan BM’de konuşuyor. Onlar burada, “Sözün tesirini azaltmak için” fitne üretimine başladı. “Bu, BM konuşmasını beş kişi hazırlamış?” Kılıçdaroğlu’nun “Katil Esat Dostluğu” konferansı açış konuşması gibi kâğıttan okusa. Arada bir kekelese, neyse. Erdoğan kırk senedir konuşur. Hangisini kâğıttan okudu?    

Cumhurbaşkanımız, BM Kongresi’nde son derece önemli birgörev ifa etmiştir. Çıkarımıza göre düşünüp hareket etmekten kurtulup, Hakk’a göre düşünüp, yönelme zaruretini, güçlü realitelerle değerlendirerek ortaya koymuştur.

Ortaya konan bu yenidünya hedefleri istikametinde, millet, ümmet ve insanlık vicdanı olarak, sorumluluklarımızı, bir kere daha tenkit edip, ağırlaştığını görmek ve gereğini başarmaya gayretle sorumluyuz.

Tankını, tamir etmeye izin çıkaramadığımız günlerden, Allah’ın lütfuyla, “Adil bir dünya düzeni kuralım” çağrısını yapmaya gelmek, milletçe ve ümmetçe, yeniden, tarihte olduğu gibi büyük ve ağır sorumluluklar yüklenmek demektir. İlki de bu yeni sorumluluklarımızın farkına varabilmektir. Nereden nereye!

Hamd Allah’a!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tata Tonga

google amcaya sor, yandex dayıya sor arattır internetten chavez in BM konuşması. adam neler neler demiş. seyret de konuşma gör adam neler neler demiş...
  • Yanıtla

Tata tonga adamsa

Cevez in yanına o nun yanına onun gibi gömülün ki davanız da samimi olduğunuz anlaşılsın yüzsüz lük yapan ataist vede komünistler üç kişi sağlam çıktı gerisi fasa fisooo.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23