• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
21 Kasım 2020

Bu dünyadan bir Naim geçti (Vefât 18 Kasım 2017)

Cep herkülü Naim Süleymanoğlu. Dünya ve olimpiyat şampiyonu, gelmiş geçmiş en büyük halterci Türk.

Mestanlı'da mahalle arkadaşları arasında "Kalemando" lakaplı 10 yaşındaki Naim'in, evlerinin karşısındaki yüzme havuzunda ikinci tramplenden kafa üstü havuza yaptığı atlayışlar Hilmi Pekünlü Hocanın ilgisini çekince "Kalemando gel seninle halter çalışalım" diyerek istemeyerek de olsa Naim'e halter kaldırtmış, o günden sonra halter elinden düşmemiş bir yiğit delikanlı Naim Süleymanoğlu. 

Hilmi Hoca 7 ay sonra Naim'i yatılı kalacağı Kırcaali'ye Enver Hoca'ya göndermiş, oradan yine iki yıl yatılı kalacağı Filibe'yegidince kısa bir süre sonra Naim'in başarılarıda ardı ardına gelmeye başlar.

Önce henüz 15 yaşında Brezilya'da gençler dünya rekorunu kırarak şampiyon olur. 16 yaşında ise, Büyükler Dünya Halter Şampiyonasında birinci olan Naim, 1983 - 86 arasında gençlerde 13, büyüklerde 46 rekor kırdıktan sonra, 1984 - 1985 - 1986 senelerinde üst üste dünyada yılın haltercisi seçildi veAmerika Birleşik Devletlerinde yapılan rekortmenler turnuvasında bir dünya rekoru daha kırınca kendisine "Cep Herkülü" lakabı takıldı.

Ancak doğup büyüdüğü topraklarda işler iyi gitmiyordu.

Bulgar Komünistlerinin başı acımasız ve zâlim diktatör Todor Jivkov'unMüslüman Türklere uyguladığı baskı dozu giderek artmaya başlamıştı. Bu zulmün zirve yaptığı yıllarda bütün Müslüman Türklere yaptıkları gibi Naim'ide çağırarak ismini değiştirmişler Naum Shalamanov yapmışlardı. 

Naim Süleymanoğlu artık Bulgar Devleti adına uluslararası arenada yarışmak istemiyor, fakat bu düşüncesini kimseye açamıyordu.

Bir iki sefer iltica etmeyi düşündü başaramadı. Hatta 1985 yılında Polonya - Katoviçe'deki Avrupa Şampiyonasında Türk halterci Mehmet Altın'la kaçamak olarak görüşmüş, Türkiye hakkında bilgi almıştı. Aralarında Türkiye'ye iltica etme konusuda konuşulmuştu. İsveç - Stockholm'de buluşup gereğinin yapılması kararlaştırıldıktan sonra Naim, Mehmet Altın’a "gelirken Kur'an-ı Kerim getirmeyi unutma" diyerek ayrıldılar.

Ancak Bulgar Gizli Servisi Stockholm'de işi o kadar sıkı tuttuki,Naim'i İsveç'e kafilenin dışında tek götürüp, tek getirdiler Naim nefes bile alamadı. 

İş Avustralya'ya yani 1986'da Melbourne'de yapılacak dünya şampiyonasına kaldı. Bu onun için son fırsat olabilirdi.

Öylede oldu. Allah (c.c.) yüzüne güldü. Kaçarak çalışmak için Avustralya'ya gelmiş Bulgar göçmeni köylüsüyle antrenman yaptıkları salonda karşılaşınca ona niyetini söyledi.

Bu kardeşimiz bir müddet önce Avustralya Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu tarafından konser vermek üzere Avustralya'ya dâvet edilen Ozan Arif'i dinlemiş, onun Türklere yapılan Bulgar zulmünü anlatan destânından etkilenerek evine dâvet etmiş ve samimi olmuşlardı.

Ozan Arif'i çok seven Mestanlı'dan gelme bu kardeşimiz, Naim'in kendisine söylediği iltica etme fikrini,"bir tek sana güveniyorum, senden başka kimseye söyleyemem" diyerek Almanya'da kaçak yaşayan Ozan Arif'e telefonda iletti.

Ozan Arif, Samsun'da Ülkü Ocağı Başkanlığı yapmış ancak 12 Eylül'den sonra Avustralya'da yaşamak zorunda kalan Ali Döneroğlu için"benden daha fazla güvenebilirsin direkt onu ara" diyerek Ali Başkana yönlendirmesiyle kaçış planları yapılmaya başlandı.

NEFES KESEN OPERASYON

Önce,müsabakalar başlamadan otelden kaçırılma işi planlanıyor. Naim "Hayır önce madalyaları toplayayım ondan sonra olsun daha iyi ses getirir" deyince plan tehir ediliyor.

Bu süre içerisinde heyecandan gözüne uyku girmeyen Naim yemeden içmedende kesiliyor. Müsabaka öncesi tartıya çıkan sporcular fazla kilolarını atmak için terlemeye gönderilirken Naim ilk defa iki buçuk kilo düşük çıkıyor. Kilo dengesi için yemeğe gönderilen Naim, hocasının şüphelenmesiylegöz hapsine alınıyor. Ancak Naim yine kimseyi şaşırtmıyor ve şampiyon oluyor.

Müsabakalar bitinceNaim'in altınını kutlamak için Melbourne'nin 30 km. dışında London Restorana gidiliyor.

Restoranda Naim'in peşini bırakmayan Rasim veBekir abisiyle işaretleşiyorlar ve bir an olsun yanından ayrılmayan Bulgar gizli polisi elemanına tuvalete gitmek için izin alıyor. Yanına verdikleri refakatçi diğer bir sporcuyla tuvalete gittikleri anda Naim kapıdan fırlıyor. Dışarıda bekleyen kapıları açık beyaz arabaya binmesiyle yağan yağmurun altında gecenin karanlığına karışıp kayboluyorlar. 

Birkaç araba ve ev değiştirdikten sonra Melbourne Başkonsolosluğuna iltica talebi iletiliyor. Ancak Başkonsolos Ali Sahir Armaoğlu bütün dünya televizyonları bu kaçıştan bahsetmesine rağmen "Ne bileyim onun Türk olduğunu pasaportunda başka isim yazıyor. Bizi bu işlere bulaştırmayın" diyor.

Başkonsolosluk kapısı defalarca aşındırılmasına rağmen netice alınamayınca direkt Türkiye'de ANAP'taki ülkücüler üzerinden hükümete bilgi ulaştırılınca Özal derhal müdahale ederek "gereğini yapın" talimatı veriyor. 

ANAVATANA YOLCULUK

5 gün sonra Naim, saklandığı eve gelen Avustralya polisi nezaretinde işlemleri yapılarak uçakla Mumbai üzerinden Londra'ya uçuruluyor. Londra'da Özal'ın gönderdiği özel uçakla Türkiye'ye getiriliyor. Üstelik Bulgarların talep ettiği 1 milyon 250 bin dolar "yetiştirme bedeli" Bulgaristan sınırında elden ödeniyor.

Naim böylelikle Bulgaristan zulmünü hür dünyaya anlatma fırsatı buluyor.

Camilerin nasıl yıkıldığını, sünnet olmanın yasaklandığını, isimlerinin nasıl değiştirildiğini, işkenceleri, sürgünleri,Türkçe mezar taşlarının nasıl söküldüğünü, Belene Adası cehennemini hepsini ama hepsini anlatıyor.

Bu anlatımlar üzerine Todor Jivkov hür dünyadan gelen baskılara ancak üç yıl dayanabiliyor ve 1989 yılında Türkleri "isteyen gidebilir ancak bir tek çubuk götüremez" diyerek yüzbinlerce soydaşımızı sürgüne gönderiyor.

Naim; Türkiye'ye çok çabuk adapte oluyor ve katıldığı üç olimpiyat şampiyonasında 1988'deSeul'de, 1992 Barcelona ve 1996'da Atlanta'da ve dünya şampiyonalarında bütün altın madalyaları toplamayı başarıyor.

Ama ilk Seul Olimpiyatında aldığı altın, 1966'da Ahmet Ayık ve Mahmut Atalay'dan 20 yıl sonra Türkiye'nin olimpiyatlardaki ilk altını olması sebebiyle ayrı bir önem kazanıyor.

Spor lisesi mezunu olan Naim Süleymanoğlu'nun eğitimi Türkiye'de Gâzi Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümünde devam ediyor. Burada ilginç bir not düşmek gerekiyor. Dünya ve olimpiyat şampiyonu Naim Süleymanoğlu, 1991 yılında Atina yaz olimpiyatlarındayken "stilini beğenmedim" diyen hocası Mehmet Ziya Ayaslan tarafından halter dersinden sınıfta bırakıldığını öğreniyor.

NAİM'DEN BİR VEFÂ ÖRNEĞİ

Naim, Avustralya'da Türkiye'ye kaçırılmasını başarıyla organize eden ülkücüleri unutmuyor. Yerel seçimlerde28 Mart 2004 seçimlerinde Naim Süleymanoğlu, bir kısım Bulgaristangöçmenlerinin yaşadığı Büyükçekmece'ye bağlı Kıraç Beldesinden MHP'den belediye başkan adayı olmasını teklif eden ilçe başkanı kardeşim Ali Aydın'ı kırmayarak kendisine yapılan bu teklifi kabûl ediyor bin oy farkla seçim kaybedilsede Naim gönüllere girmeyi başarıyor.

Gençlere ve ülkemize halteri sevdiren ve yaşatan Naim Süleymanoğlu, değişik dönemlerde Spor Bakanlığı Müşavirliği yaptıktan sonra 2017 Eylül'ünde rahatsızlandığı için karaciğer nakli yapılıyor. 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ında yakından ilgilenerek 8 Ekim 2017'de hastanede bizzat ziyaret ettiği Naim Süleymanoğlu, 18 Kasım 2017 tarihinde aramızdan ayrılarak ebediyete yürümüştür. Edirnekapı'daki kabri sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.

Mekânın cennet olsun küçük dev adam..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

solarak ölen bir sporcu

Küfrün tam göbeği bugaristan' dan göçüp gelen bu kahraman Türk, demek ki burada ülkücülere bulaştırıldı, yazık hayatını mahvetmişler onun. Keşke Özal bunu engelleyebilseydi.
  • Yanıtla

S.Ateş

Allah Rahmet Etsin...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23