Türk’ün lira ile imtihanı, ateşten gömlek!
Kimimizin payına kan düştü, kimimiz tecritlerde; kimimizin payına ekonomi düştü, kimimiz Akdeniz sularında ölüm gemilerinde! Ama ölen hep biziz; hep Ahmet, Mehmet, Süleyman, Hacer, Zeynep ölüyor… Evimizin içi yangın yeri!
Böyle mi olacaktık? Hz. Muhammed(sav)’in ümmeti böyle mi olacaktı? Hz. Hamza boşa mı “çöl aslanı” olup karanlık gecelerde Allah aşkı ile yollara düştü? Hz. Ali boşa mı Zülfikar’ı eline aldı? Doğduğu toprakları arkasında bırakıp İslam’ı anlatmak için iklim iklim gezen evliyaların ayakları boşa mı tozlandı?
Biz böyle olmamalıydık; lakin bir kere oldu, bölündük ve lokma lokma yutulduk! Şimdi ah vah etmek çözüm değil!
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk’ü ateş ile imtihan ettiler! Kürt’ü, Arap’ı ve kadim toplulukları birbirinden ayırdılar. Ermeniler ile aramıza onulmaz yaralar açtılar. Kürt’e “kökenli” dedik, Ermeni’ye “tohum” dedik! Kürt kökenli, Ermeni tohumu! Bu düşmanlık bize yakışmadı. Kardeşleri ve komşuları birbirine düşürüp Türk’ü öne çıkaranlar ve onu “diğerlerine karşı” yüceltmeye kalkanlar ise gün geldi hakaretlere ve düşmanlığa devam ettiler! Sonuç: Hepimiz hasta adam sıfatıyla aşağılandık!
Şimdi Diriliş Zamanı! Keşke’leri bir yana bırakıp önümüzdeki gerçekliğe bakalım. Batı’ya gözümüzü dikip zavallı bir kedi gibi yalanmayı, iç geçirmeyi bırakın.
Türkiye’deki meseleler ve ümmetin geleceği yeni bir yönetim biçimine ihtiyaç duymaktadır. Yönetim şekli değişmekle birlikte, bu bir rejim değişikliği olmayacak ve hatta her şey birdenbire şaha kalkmayacak! Doğru yönetilemeyen sinema filmleri bile yüksek bütçeli olsa dahi başarılı olamıyor. Bir filmi 3 yönetmen çekemez! Çekse bile başarı ortalaması her zaman yüksek olmaz! 2017 senesi tarihe büyük notlar düşecek!
Birleşmek için planlar yapmaktan başka yol yok! Halep düşmüyor, Ankara düşüyor! Afganistan kan ağlamıyor, Türkiye kan ağlıyor! Ermenistan çaresizlik içinde kıvranmıyor, Millet-i Sadıka’nın torunları diaspora tarafından eziliyor.
Türkiye ve içinde yaşayan millet; mazlumları kolundan tutup kaldıracak. Bugünkü savaşların, ekonomik baskıların, yükselen dövizlerin başlıca sebebi budur! Biz artık sebepler kadar, sonuçlara ve çözüm yollarına da bakacağız!
**ANKARA’DAN NOTLAR**
*Ankara’da adım atmadığımız ilçe neredeyse kalmadı. Temsilci olunca ilk işimiz yerel yönetim ziyaretleri oldu biliyorsunuz. Halkın seçtiği yani sizin seçtiğiniz kişileri tanıdık. Öncelikli hedefimiz Ankara’nın her yerine ulaşmak ve varsa talepleri dinlemek! Düşünün; bir vatandaş geldi ve derdini anlattı. Haber yapılacak bir durum ortaya çıktı. Biz kimi arayacağız? Tabii ki ilçenin seçilmiş başkanını! Gitmediğin yer senin değildir, biz her yere gitmeye devam edeceğiz.
*Geçtiğimiz cumartesi Kayseri’de Abdullah Gül ile beraberdik. Basın mensuplarına Abdullah Gül Üniversitesi içinde kendi adına açılan müzeyi gezdirdi. Akit Ankara İdari Temsilcisi olmamızdan dolayı bizi tebrik etti. Pazar günü de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraber müzenin açılışı gerçekleştirildi.
*Müze açılışından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan; Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ve yerel yöneticilerle toplu açılış gerçekleştirdi.
*Pazar akşamı Kayseri Sanayi Odası’nın Sanayi Gecesi yapıldı. İki cumhurbaşkanı, bir başbakan, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum temsilcileri, bürokratlar ordaydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan gecede oldukça neşeliydi. Geceyi tertip eden KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci ve ana sponsor Turkuaz Seramik sahibi Abidin Özkaya’yı tebrik etmek gerekir.
*Pazar gecesi programdan sonra hemen Ankara’ya döndük..
*Nallıhan ilçesinde geçtiğimiz hafta Ahmet Gündoğdu ile görüşmüştük. Bu hafta da Nallıhan Belediye Başkanı İsmail Öntaş ile görüştük. Nallıhan köklü bir ilçe, gelenekleri olan bir yer ve Başkan Öntaş da bunu çok iyi biliyor. Halkla iç içe olması ise ilçe için bir avantaj…
*Beypazarı ilçesindeyiz… Sodası ile tanıyorsunuz. Başkan Tuncer Kaplan’ın odasına girdiğimizde karşımızda çok net ve pürüzsüz konuşan bir yönetici gördük. Yoğun bir programı var, güzel hizmetlerle Beypazarı’nı gözde bir ilçe haline getirmeye devam ediyor…
*Elmadağ… Hani şu Ankara’ya doğudan girerken “yokuşu ile meşhur” ilçemiz… Elmadağ bayırı tarihe karıştı biliyorsunuz… Başkan Gazi Şahin ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik, kendisi büyük hayat tecrübelerine sahip ve biz bu tecrübelerinden istifade etmeye devam edeceğiz inşallah…
*Ankara’nın en Batısı ile en Doğusu arasındaki mesafe 211 kilometre; Nallıhan’dan Elmadağ’ına geçerken bunu test olmuş olduk…







