--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şehitlerin kanından promosyon yapanlar

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

Her devrin fırsatçıları var. Şehirde deprem olur, herkes yaralıların feryadına koşarken sahnenin gerisinden birileri gelir ve yıkıntıların arasında değerli eşya arar. Bunlara “soyguncu, hırsız, kapkaççı” demek bile az kalır! Bir de bunların çağdaş(!) versiyonları var. Lüks arabalar, kravatlar, holding binaları… Ama yetmez efendim! Daha da büyümek lazım değil mi? Kapital bir canavarın nefesinde ömür tüketenler ve tükettiği ömrün dahi farkında olmayanlar kendilerine çok farklı konseptler bulabiliyor. Şimdilik firma ismi vermeyelim, ama olayın ne olduğunu anlatalım. Olay Ankara’da yaşanıyor:

SAHNE 1: “İYİLİK MELEĞİ”

15 Temmuz’da şehitler verdik… Bir firma çıkıp geliyor ve yine bir şehit ailesine “Size bir araba hediye etmek istiyoruz, en azından bir yararımız dokunsun” diyorlar. Aile başta kabul etmek istemiyor, ancak firma yetkilileri ısrar edince araç aileye teslim ediliyor. Allah razı olsun! Keşke olay burada bitseydi. Bitmiyor. Filmin devamı çok kötü!

SAHNE 2: “İNSANLIĞIN 

ÖLÜMLE İMTİHANI”

Firma yetkilileri ailenin yanına gelerek; “Biz bazı siyasilere ulaşmak istiyoruz, onlar yanınıza gelince bizden bahsetseniz” diyorlar. Film bitmiyor, maalesef senaryo çarklarını döndürmeye devam ediyor.

SAHNE 3: “İNSANLIĞIN 

HAYVANLIKLA İMTİHANI”

Aile bu teklifi elbette kabul etmiyor. Başta zaten aracı istemediklerini, ancak ihtiyaçları olduğu için ve çevrenin de “yardım etmek istemişler, sizin de bir araca ihtiyacınız olduğunu çok iyi biliyoruz, zararı yok, alın” demeleri üzerine aracı aldıklarını beyan ediyorlar. “Ve sahne kapanır” demek isterdim; ama film devam ediyor.

SAHNE 4: “İNSANLIĞIN 

SON NEFESİ VERDİĞİ ANDIR”

Bu defa firma yetkilileri; “Efendim kusura bakmayın, bize yardımcı olamıyorsanız aracı alalım” diyorlar. Bunu derken yüzleri kızarmıyor, çünkü amaçları zaten “şehit ailesine bir nebze faydamız olsun” çerçevesinden çok uzakta! Araya vicdanlı birkaç kişinin girip, firmaya “Alın arabanızı gidin öyleyse” demesi üzerine firma yetkilileri “korkmuş” olacak ki arabayı almadan gidiyorlar! Korkuları “vebal altında kalırız” ilkesi üzerinden değil; “Ya olay duyulursa, firmamızın itibarı zedelenir” çukurluğu üzerinden kaynaklanıyor.

Aile rencide olmasın diye firmayı deşifre etmiyoruz! Ama yazıklar olsun bunu yapanlara, yazıklar olsun böyle bir şeyi aklının ucundan geçiren zavallılara!

Ömer Halisdemir’in ailesi geçenlerde bir açıklama yaptı: “Şehit Ömer Halisdemir’in ailesi olarak şehidimizin isminin ve resminin hiçbir şekilde filmlerde kullanılmasına, reklamlarda araç olarak kullanılmasına, şirket ve işletmelerde kullanılmasına kesinlikle muvâffakatımız yoktur.”

Şehidimizin ailesini bu açıklamayı yapmak zorunda bırakan bir sistemin karşısında dimdik durmak zorundayız. Aksi takdirde bütün kutsal kavramlarımız içi boş birer slogan haline döner ve her slogan birer promosyon malzemesi olmaya hazırdır. Onlar vatan, ezan, bayrak uğruna şehit oldular; pazarlama şirketlerinin birer aracı olmak için değil! Ruhları şâd, makamları cennettir inşallah!

**ANKARA’DAN NOTLAR**

*Hatay Büyükşehir Belediyesi ile Ankara Yenimahalle Belediyesi; “Medeniyetler Buluşması” temalı ortak bir etkinlik düzenleyerek Akit Ankara İdari Temsilcisi olarak bizi de davet etti. Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, kısa ve etkili bir konuşma yaptı. İlçe ahalisi tarafından sevildiğini salonu gezince anlıyorsunuz.

*Etkinliğe Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı. En çok dikkatimi çeken husus Kılıçdaroğlu salona girerken ve konuşma yaparken “coşkunun” az oluşuydu. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’de sol, aradığı genel başkanı henüz bulamamış. Bunun burukluğu çoğu katılımcının üstünde vardı.

*GÖLBAŞI İlçesi’ndeyiz. 15 Temmuz’un yürekleri yakan şehitlerinin olduğu ilçelerden biri… Bu açıdan ilçeyi gezerken insan duygulanıyor. Bunun yanında Gölbaşı, Ankara’nın en gözde merkezi olma yolunda ilerliyor, diyebiliriz ki Ankara artık gözünü bu “prestij ilçesi”ne dikecek. Bunda ilçeye yapılan yatırımların büyük payı var. Belediye Başkanı Fatih Duruay’ı kutlamak gerekir, Allah kolaylık versin.  

*BÂLA İlçesi’ndeyiz. Burası Ankara’nın en eski yerleşim yerlerinden, Kırıkkale şehri eskiden “Kırık ve Kale Köyleri” olarak Bâla’ya bağlıymış. Küçük bir ilçe ama insana sükûnet veriyor. Başkan Arif Kaplan’ın odasına girdiğimizde kapının herkese açık olduğuna şahit olduk. Tipik bir Anadolu şehrinin huzurunu orada bulabilirsiniz.

 

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle