--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sabiha Gökçen ismi silinsin artık

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

Bombalarla insanlar parçalanırken ve bir çocuğun masum gözlerine kadar kan dolarken, sanki topluma mâl olmuş bir zafer çığırtkanlığıyla “Uçağımız Sabiha Gökçen’e inmektedir” anonsunu yapan pilot kardeşim, çevir uçağın kanatlarını Müslüman coğrafyaya, Allah’a inanan ve ‘Resûlüm Hz. Muhammed (sav)’ diyen insanların arasından uç; illa kan damlayan toprak damlı bir ev göreceksin. İndiğin havaalanının ismini veren kadının elleri dokundu düğmeye: Öldü insanlık, parçalandı çocuk, minarede ezan, rahlede mushaf, tarlada buğday, türbede evliya, rahimde cenin yandı!
O gün kimse onları kurtarmaya gelmedi.
Ebu Cehiller’i salmışlar, taşları bağlamışlar kör karanlığın borazanlığını yapan İblis’in müdavimleri bağırıp durdu kim bilir “Haydi Allah gelsin de seni kurtarsın” diye. Oysa “Allah’ı bırakıp tapındığı şeylerin kendi gibi kullar” (Araf, 194) olduğunu cehennemde talim edeceklerdi ve anlamak istemiyorlardı Allah’ın zalimleri cezalandırmakta acele etmediğini.
Yıllar geçti, bombacı Sabiha Gökçen’in ismi “mıhlandı” havaalanının giriş kapısına. ‘Tanrı uludur, Tanrı uludur’ rezilliğiyle eşdeğer bir girdap. Ne zaman bilet alsam sanki bomba, yangın yeri sanki. O isim orada durdukça, her alınan biletin kan sinecek seri numaralarına. 1956 yılında Sabiha Gökçen’in söylediği “Asiler’in gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk” sözü ise her şeyi özetliyor.
SALİH MİRZABEYOĞLU, ACABA NEDEN?
Ümmetin gazetesi Akit, geçenlerde röportaj yaparak sesini bir kez daha duyurdu 28 Şubat’ın “hâlâ” mağduru olan Salih İzzet Erdiş’in, nam-ı diğer Salih Mirzabeyoğlu’nun. Helâl olsun hem zulme uğramışın yanında durma cesaretini gösteren gazeteme ve hem de “Af istemiyorum, yeniden yargılayın” diyebilme dirayetini sergileyen Mirzabeyoğlu’na. Gezi olayında millet iradesine saygıyı esas alarak ve ötelenmeyi, yaftalanmayı göze alarak biz ve birçok kesim tarafından dik duruşunu desteklediğimiz Türkiye hükümeti ve Türkiye adaleti bu sesi duyuyor mu? Duymuyorsa neden duymuyor, duyuyorsa neden sesimize ses vermiyor? Yargıya müdahale istemiyor bir Müslüman, yeniden yargılayın diyor. Ben ise eline silah almadığı resmen belli olan bir insanın “kelimelerinden” ötürü dört duvara tutsak edilişini kabullenemiyorum, kabullenmeyeceğim de! Hükümet onca insanî adıma “bir adım daha” eklerse bir şey kaybetmez, bilakis toplum adına çok şey kazanır.
AKİT’E DAVA AÇAN ÖZGÜRLÜK
ÇIĞIRTKANLARI, SEYREYLE KOMEDİYİ(!)
Elinde tuttuğun bu gazete gücünü holdinglerden, cemaatlerden, partilerden almıyor. Gazetenin gerçek okurları bilir ki hükümete yine millet yararına en büyük eleştiriler bu sayfalardadır. “Salyalı” eleştiri değil, “yapıcı” eleştiri düsturuyla hareket ediyoruz. Biz özgürlüğünü eline molotof alıp ‘evde onun da bir ailesi olan’ polisin yüzüne “fırlatan şarlatan” gruplardan değiliz. Yine Müslüman ahali ve kıymetli milletimiz adına yapılan her ‘hayırlı iş’te seçilmiş yürütme makamı olan hükümeti destekliyoruz. Bırakın hükümeti kim olursa olsun destekleriz.
Fişçi Milli Güvenlik dersleri kaldırıldı, destek vermeyelim mi? Hastanelerin idrar kokulu ve sigara, kan, ilaç kokan koridorları modernize olurken destek vermeyelim mi? Zalim siyonistin yüzüne ‘sen zalimsin’ derken destek vermeyelim mi? Paradan 6 sıfır atılırsa eşek gibi anıracağını deklare edenlerin yüzüne bu lafları çarpmayalım mı? Ancak, kılık kıyafet kanununda hâlâ “başörtü yasak” dedikleri vakit Ali İhsan Karahasanoğlu ağabey gibi “Ürksün artık şu fincancı katırları, ne gerekiyorsa yapın artık” demesini de biliriz. Toplumun sırtına yıllarca binmiş “tuzu kupkuru” olan güruh, hizmetin hep ama hep kendilerine verilmesine öylesine alışmış ki; fakir-fukaraya hizmet gidince yüzleri kızarmadan “kömürcü, makarnacı” yaftasını ve iftirasını basıveriyorlar. Bana bak halkın ızdırabını anlamayan pek muhterem, çok gösterişli üstün vatandaş; yıllarca senin mahallende bulunan asfalt, fakirlerin mahallesine gelince sevinmenin ne demek olduğunu bilmiyorsan; Anadolu insanına “makarnacı, kömürcü” deme hakkına sahip değilsin. Bundan 10-15 sene evvel “SSK” hastanesinin idrar kokulu yataklarında yatmayanlar, milletimize “oy’unu satıyor” deme hakkına sahip değildir. Kapatın şu maddi gücü pek yüksek ağzınızı, fakirin ekmeğiyle ve gururuyla oynadığınız yeter!!!
Gelelim mevzuya: Basına özgürlük diyen anamuhalefet partisi mensupları, Akit’e suç duyurusunda bulundu iyi mi? Üstelik Akit’in yazarlarının hapse atılmasını istiyor, hem de 4 yıl boyunca hapiste kalmalarını istiyor. Siz değil miydiniz efendiler, ey kendini her şeyin üstünde gören kaymakçılar, siz değil miydiniz “Türkiye hapis yatan gazeteciler ülkesi” oldu diyen. Getirin bakalım şu lahana turşusunu da perhiziniz bozulsun. Oruç açmaya niyet etmeyen hepsi değil belki ama bazıları perhiz açmaya niyet etmiş anlaşılan. Hadi bakalım, 313. general de siz oluverin. Biz sırtımızı sizin gibi millet düşmanlarına, hortum tüccarlarına dayamadık. Sizin bir hesabınız varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır ve en iyisini Allah bilir. Allah’ın sözü bize yeter! Hâlâ anlamadınız mı? Mehmet Ali bile anlamıştır zahir!

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle