Müptezel kadavralar ve Başbakan’ın gözyaşı
Taşları bağlayıp köpekleri salan plancılar, Esma kardeşimin kurşun hızından daha hafif bedenini gözünü kırpmadan nişan alarak yerlere uzatan katiller, bütün sinsi oyunlarını müslüman ahalinin kanı, çocukları ve geleceği üzerinden tasarlayan Dünya’nın vahşi simsarları; Allah’ın günleri aramızda dolaşmaktadır ve gün döndüğünde biz sizin gibi vahşi olmayacağız. Bilin ki yaptıklarınızı da unutmayacağız! İslam denince tüyleriniz “diken diken” oluyor. Hele de Adeviyye’de müslümanların böyle birleştiğini görünce “yolunmuş tavuğa” dönüyorsunuz, diken diken olacak tüy kalmıyor! Bunu da bilmiyoruz sanmayın.
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin çoğu seni seviyor. Gözyaşı döküyorsun ve bunun gerçek olduğunu biliyoruz. Sana düşen bu ümmetin akan kanını durdurmaktır. Bunun için şu an tek çare kurulacak ortak ordudur. “Ümmet nerede?” diyenlere “İŞTE GELDİK!” diyecek bir ORDU! Vay hayalci diyenleri duyuyorum şu an(!). Kendi birliğimizi kurmazsak BM, NATO gibi vicdanı kör ve sağırlarla uğraşmaya devam ederiz. Bu ordu milletin evlatlarından oluşacak ve ülkelerimizin heyetleri tarafından koordine edilecek; kan dökmeye değil, kan akan yerde “araya” girmeye görevli olacak. Buna “hayal” diyen çok insan var, hem de içimizde. Ancak sen “hayaldi, gerçek oldu” sözünü söyleyen bir lidersin. Daha fazla ağlamak istemiyoruz, ümmetin çocukları gülsün istiyoruz, ülkemizin seçilmiş lideri gülsün istiyoruz. Sen bunun için harekete geçmezsen, daha uzun yıllar üzerimize kanla yazılan planlarını boca etmeye devam edecekler. Müslüman deyince gökten acılar yağıyor. Artık bu devran değişmeli ve bunu bizler görmeliyiz. Başbakan’ın gözyaşlarına laf edenler! Ya sizin evinizden hiç acı geçmemiş yahut mühürlenmiş kalbinizi açacak anahtarı çoktan yitirmişsiniz.
Milletin gözünde Gezi’ci molotofçular ile Sisi’ci keskin nişancılar arasında fark yok. Gezi Ruhu diye bir tarafınızdan çıkan gazlarla milletin seçtiği liderlerin ruhunu bedeninden ayırmaya niyetlenmiş ve Azrail’i kendi şahsi devlet görevlisi yapmaya azmetmiş azılı ellerinizle kalemleri alarak, “Bu insanlar Allah’a inanıyor” diye fişlerinizin üstüne 01 Kasım 1928’de öldürdüğünüz milli ruh’un yerine gelen Latin harfleriyle ziftlerinizi dökerken, ziftlendiğiniz lağım çukurundan başınızı kaldırın! Bir bakın bakalım vatandaş ne istiyor.
Size de bazen “Madem öyle Mısır’a gidip şehit olun” diye alay etme amaçlı mesajlar geliyor mu? Oraya gidip şehit olmamızı isteyenler esasen “ölü bir beden” istiyorlar. Siz susun, yazmayın, ölün! O müptezellere şunu deyin: 28 Şubat vampirliğinin üstünden daha 20 yıl geçmeden bakın biz meydanlardayız, orta yerdeyiz, kaçıp saklanmıyoruz. Hadi fişleyin rezil kadavralar! Gümüş yüzük takanı, başını örteni, Kur’an okuyanı, sakal bırakanı fişleyin hunhar cellatlar! Bizim ölümlerimizi bekliyorsunuz. Yok işte, biz artık kolay lokmalar olmayacağız. Dişlerinizin arasında çocuklarımızın gülüşlerini artık çiğnetmeyeceğiz. Bundan sonra size bırakacak ölü bedenlerimiz ve boş meydanlar yok! Tüm meydanlar Adeviye!
Suriye, Irak, Mısır, Doğu Türkistan gibi ciğerimizin pare pare olduğu ve fakat ümidimizi her daim taze tuttuğumuz vatan toprakları söz konusu olunca bazı müslüman kardeşler hemen birbirine giriyor. Yapmayın, bu bize kaybettirir. Niye birine fazla, diğerine az yer veriyorsunuz eleştirileri süngü olmuş, gözlere çakılıyor. Oysa hepsi insan, hepsi bizim insanımız. Ölenlerin ekseriyeti çocuk ve tüm çocukların günahsız doğduğunu unutuyorlar.
Bizim bir güce ihtiyacımız var. Muhtaç olduğumuz kudret, Kur’an-ı Kerim’i yaşayarak bir bütün olmakta mevcuttur. Biz siyasetçi ve cemaatçi değiliz, ideolojinin kalıplarına hapsolmuş da değiliz. Müslümanlar için tek isteğimiz kanın durması. Müslümanlar ve bizimle yaşayan tüm ahali, onları da öteleyecek değiliz, isteyen inancını istediği gibi yaşasın. Komşum evinden çıkıp kiliseye gitsin; ama benim milletimin inancıyla da kimse oynamaya kalkmasın. Ve onca cemaat içinden biri de gür sesle hakikati haykırmıyor. Yoksa onların gerçeği bizimkinden farklı mı? ‘Şu ortamda bu eleştiri olur mu?’ diyen kardeşler, biz ne zaman eleştirsek aynısını diyorsunuz, neden aceba(!) Önünde ve arkasında hiçbir “ek” olmayan müslüman, anlaşıldı “yük” senin omuzlarında!
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin çoğu seni seviyor. Gözyaşı döküyorsun ve bunun gerçek olduğunu biliyoruz. Sana düşen bu ümmetin akan kanını durdurmaktır. Bunun için şu an tek çare kurulacak ortak ordudur. “Ümmet nerede?” diyenlere “İŞTE GELDİK!” diyecek bir ORDU! Vay hayalci diyenleri duyuyorum şu an(!). Kendi birliğimizi kurmazsak BM, NATO gibi vicdanı kör ve sağırlarla uğraşmaya devam ederiz. Bu ordu milletin evlatlarından oluşacak ve ülkelerimizin heyetleri tarafından koordine edilecek; kan dökmeye değil, kan akan yerde “araya” girmeye görevli olacak. Buna “hayal” diyen çok insan var, hem de içimizde. Ancak sen “hayaldi, gerçek oldu” sözünü söyleyen bir lidersin. Daha fazla ağlamak istemiyoruz, ümmetin çocukları gülsün istiyoruz, ülkemizin seçilmiş lideri gülsün istiyoruz. Sen bunun için harekete geçmezsen, daha uzun yıllar üzerimize kanla yazılan planlarını boca etmeye devam edecekler. Müslüman deyince gökten acılar yağıyor. Artık bu devran değişmeli ve bunu bizler görmeliyiz. Başbakan’ın gözyaşlarına laf edenler! Ya sizin evinizden hiç acı geçmemiş yahut mühürlenmiş kalbinizi açacak anahtarı çoktan yitirmişsiniz.
Milletin gözünde Gezi’ci molotofçular ile Sisi’ci keskin nişancılar arasında fark yok. Gezi Ruhu diye bir tarafınızdan çıkan gazlarla milletin seçtiği liderlerin ruhunu bedeninden ayırmaya niyetlenmiş ve Azrail’i kendi şahsi devlet görevlisi yapmaya azmetmiş azılı ellerinizle kalemleri alarak, “Bu insanlar Allah’a inanıyor” diye fişlerinizin üstüne 01 Kasım 1928’de öldürdüğünüz milli ruh’un yerine gelen Latin harfleriyle ziftlerinizi dökerken, ziftlendiğiniz lağım çukurundan başınızı kaldırın! Bir bakın bakalım vatandaş ne istiyor.
Size de bazen “Madem öyle Mısır’a gidip şehit olun” diye alay etme amaçlı mesajlar geliyor mu? Oraya gidip şehit olmamızı isteyenler esasen “ölü bir beden” istiyorlar. Siz susun, yazmayın, ölün! O müptezellere şunu deyin: 28 Şubat vampirliğinin üstünden daha 20 yıl geçmeden bakın biz meydanlardayız, orta yerdeyiz, kaçıp saklanmıyoruz. Hadi fişleyin rezil kadavralar! Gümüş yüzük takanı, başını örteni, Kur’an okuyanı, sakal bırakanı fişleyin hunhar cellatlar! Bizim ölümlerimizi bekliyorsunuz. Yok işte, biz artık kolay lokmalar olmayacağız. Dişlerinizin arasında çocuklarımızın gülüşlerini artık çiğnetmeyeceğiz. Bundan sonra size bırakacak ölü bedenlerimiz ve boş meydanlar yok! Tüm meydanlar Adeviye!
Suriye, Irak, Mısır, Doğu Türkistan gibi ciğerimizin pare pare olduğu ve fakat ümidimizi her daim taze tuttuğumuz vatan toprakları söz konusu olunca bazı müslüman kardeşler hemen birbirine giriyor. Yapmayın, bu bize kaybettirir. Niye birine fazla, diğerine az yer veriyorsunuz eleştirileri süngü olmuş, gözlere çakılıyor. Oysa hepsi insan, hepsi bizim insanımız. Ölenlerin ekseriyeti çocuk ve tüm çocukların günahsız doğduğunu unutuyorlar.
Bizim bir güce ihtiyacımız var. Muhtaç olduğumuz kudret, Kur’an-ı Kerim’i yaşayarak bir bütün olmakta mevcuttur. Biz siyasetçi ve cemaatçi değiliz, ideolojinin kalıplarına hapsolmuş da değiliz. Müslümanlar için tek isteğimiz kanın durması. Müslümanlar ve bizimle yaşayan tüm ahali, onları da öteleyecek değiliz, isteyen inancını istediği gibi yaşasın. Komşum evinden çıkıp kiliseye gitsin; ama benim milletimin inancıyla da kimse oynamaya kalkmasın. Ve onca cemaat içinden biri de gür sesle hakikati haykırmıyor. Yoksa onların gerçeği bizimkinden farklı mı? ‘Şu ortamda bu eleştiri olur mu?’ diyen kardeşler, biz ne zaman eleştirsek aynısını diyorsunuz, neden aceba(!) Önünde ve arkasında hiçbir “ek” olmayan müslüman, anlaşıldı “yük” senin omuzlarında!







