--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kurtlar Vadisi Ak Parti

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
1997’de yaşanan postmodern darbeyle Türkiye’deki İslami hareketi tarihin sayfasına gömdüklerini düşündüler. Bunlar önümüzdeki “1000 yıl” boyunca bir daha bellerini doğrultamayacaktı. Erbakan’dan, Tayyip Erdoğan’a, Belediye başkanlarından milletvekillerine kadar büyük bir kadro “kansız” bir şekilde tasfiye edildi. 5 yıllık kalkınma planları çöpe giderken “5 yıllık siyasi yasaklar” sahneye çıktı! 1997-2002 arasında Türkiye’nin İslami hizmet eksenli adımları geçici olarak servis dışı bırakıldı. Onların büyük planı da işlemeye başlamıştı. Her ağzını açtığında Büyük Ortadoğu Projesi olan BOP’tan bahsedenler tam da karşı oldukları bu planın dişlilerine yağ sürmeye başladılar. Çark hızla dönüyordu. Bu planda yıllarca kullandıkları PKK’ya artık pek de lüzum kalmamıştı. Çünkü illegal öldürmelere artık gerek yoktu, insanlara zulüm artık legal(!) yollarla yapılacaktı.

O yüzden eli silahlı “Partiya Karkeren Kürdistan” (PKK) lideri Abdullah Öcalan Türkiye’ye teslim edildi. Zaten birilerinin adamı olan Öcalan yine birilerine teslim edilmişti. Dışarıdan içeriye bir teslim mi içeriden içeriye bir teslim mi? Üstelik de Milliyetçi Hareket’in lideri Devlet Bahçeli’nin garantörlüğü altında! Özellikle başörtü hususunda milletin safında yer alan ve şiddeti kabul etmemesi ile takdirimizi kazanan Sayın Bahçeli ne düşündü de Öcalan’a garantörlük yaptı?

PKK’ya gerek yoktu, çünkü onun örtbas edeceği işleri yapabilecek bir sürü bürokrat türemişti. Meydan siyasi yasaklılarla doluydu. Bazı “taşlar” bağlanmış, bazı “köpekler” ise bırakılmıştı. Kendilerine çok güveniyorlardı. Ülkenin gerçek hizmetkarları “muhtar” bile olamayacaktı. Sadece Erdoğan’dan değil Erdoğan başta olmak üzere bütün bir kadrodan bahsediyorum. Plancılar çelik çomak oynamaya devam ediyordu. Oysa en büyük plan Allah’ındı!

Türkiye’deki büyük oyunu bozan en büyük “oyun yapıcı” Necmettin Erbakan oldu. Kadro sıkıntısı çeken Erbakan 28 Şubat’a dayanamadı. 1997-2002 arası “esas kadroyu” yetiştirdi. Bu kadro 1997’deki darbeden tam 11 yıl sonra  14 Mart 2008’de yapılacak yeni ve daha güçlü bir darbeye son derece dayanıklıydı. Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya meslektaşı Vural Savaş kadar şanslı değildi. Zira karşısında Hoca’nın yetiştirdiği kadrolar vardı. 97’deki “tek” Necmettin Erbakan’a karşı artık “onlarca” Necmettin Erbakan vardı. Hem de bürokrat kadrosunda! Yoksa 2007-2008 darbesi çoktan yapılmış, hatta şimdiden 2017 darbesinin hazırlıkları başlamıştı.

2002 SEÇİMLERİNDEN 2 AY SONRA

Seçim yılı Kurtlar Vadisi projesinin de başladığı sene. Aslan Akbey kendisinin yapamadığı işleri yetiştirdiği eleman olan Ali Candan’a yaptıracaktı. Ali Candan daha sonra gömlek değiştirerek Polat Alemdar olacaktı. İki kişinin bildiği sır değildi ve bu sır Recep Tayyip Erdoğan’a verildi. İşin garibi Polat Alemdar “öz itibariyle” Tayyip Erdoğan değil! Ancak sır Erdoğan’da! Yaşar Büyükanıt ile Dolmabahçe görüşmesini tüm ısrara rağmen “benimle mezara gider” derecesinde açıklamaması onun ne kadar iyi sır saklayabildiğinin sadece bir gölgesi! Oyunun esas plan bozanı ve yeni plan kuranı ise Necmettin Erbakan!

Polat Alemdar’ın İstanbul’da mafya babalarına karşı mücadele veren bir karakterden 10 yıl sonra “ak saçlı” konumuna yükselebileceğini Aslan Akbey tahmin etmiş miydi? Muhtar bile olamayacak bir insanın Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor olması esasında Kurtlar Vadisi’nin Türkiye siyaseti ile beraber büyüdüğünü de gösteriyor. Ak Parti’nin akıbeti ile Kurtlar Vadisi’nin finali paralellik gösterecektir. “Kurtlar Vadisi ne zaman biter?” sorusunun cevabını mecliste arayın!

Kurtlar Vadisi’nde baronlar silinirken Aydın Doğan’ın kabuğuna çekilmesi asla bir trafik kazası tesadüflüğü değil! 29 Aralık 2005’te final yapan Vadi niçin 18 Şubat 2007’de tekrar başladı? Üstelik artık “terör” konusuna ağırlık verecekti. Ama yasaklandı! Evet yasaklandı. Ak Parti’ye de bir süre sonra kapatma davası açıldı.

Esasında bu yazı bir kitap ebatında olursa taşlar yerine oturur. Biz önsözü yazdık. Necmettin Erbakan’ı iyi incelemek gerek. Yahudilere büyük çalım atan Erbakan onların başına vefatından sonra “bela” olmaya devam etti. Düşünün Filistin’e bir gemimiz yıllar sonra gidebildi. Siyonistler kendilerini çok akıllı sanıyor. Tayyip Erdoğan’ın “one minute” sözü esasında “Türkiye olarak sizin vaat edilmiş toprak yalanınıza inanmak zorunda değiliz” anlamına geliyor. Bir siyoniste “Sana bu toprakların neresi vaat edildi bilmem ama ben sana bu toprakların alt kısmını vaat ediyorum” sözü ise Türkiye’nin dünya liderliğine oynadığının beyaz perdeye düşmüş sedasıdır!

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle