--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İzmir’de su akıtamadın, mecliste kan mı akıtacaksın!

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

“Kılıçdaroğlu gibi düşünenlerin kanı dökülsün” gibi bir ifade ne iğrenç bir yazı başlığı olurdu öyle değil mi? Ülkemizde şu veya bu şekilde milyonlarca insanın reyi ile “seçilmiş” bir ana muhalefet partisi lideri ve onun takipçileri için kurulacak böyle bir cümle lanetlidir!

Bu tarz bir ifade ne kadar iğrenç ise, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Böyle bir Başkanlık Sistemi’ni kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” sözleri de bir o kadar iğrençtir!

Bak Sayın Kılıçdaroğlu, seni çoğu kez eleştirdim; ama sana oy verenlere küfretmedim! Birçok konuda senin gibi düşünmedim; ama benim gibi düşünmeyenleri ötelemeyi, yok saymayı aklımdan bile geçirmedim!

Kim olursa olsun, ülkemizde yaşayan hiçbir bireyin “düşüncelerinden” ötürü kanı dökülmemelidir, bunun ifadesi dahi aşağılık bir süreci beraberinde getirir.

Türkiye; birilerinin orta parmağıyla gösterdiği yollardan geçmeyi bırakıp, kendine bizzat işaret parmağıyla istikamet çizmeye başladığı gün “kandan” bahsettiler ve bunu hep yaptılar.

Türkiye’nin en büyük liderlerinden, milletini ve hakkı savunan adam, rahmetli NECMETTİN ERBAKAN’ın bir derdi anlatmak için kullandığı “Kanlı mı olacak kansız mı olacak?” sözlerinden sonra gerçekleştirilen post-modern darbenin şakşakçıları; Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerçek anlamda söylediği “Kan dökülür” sözünden sonra dut yemiş öküz gibi susuyor! Bülbül diyeceğim ama nağmelere yazık olur! 

Sizin sosyal demokratlığınızı çakallar yesin, sizin seküler sisteminizi danalar yalasın, sizin Das Kapital’inizi tazılar kovalasın, sizin yedi ceddinizi İzmir Marşı’yla Erkan Yolaç uğurlasın!

Çağdaş(!) İzmir’de vatandaşın musluğundan suları akıtamayanlar, oluk oluk kan akıtmaya niyetleniyorlar!

Oysa hepimiz Türkiye’nin adaletine ve hakkaniyetine odaklanmalı değil miyiz? Hukuk sistemimizi en iyi şekilde dizayn etmemiz gerekmez mi? Seçim sistemi üzerine insanlar özgürce konuşabilmeli değil mi?

Bangladeş’te 75 yaşındaki bir insan idam edilirken, buna engel olamamanın vicdan azabı bizi yakıp kavuruyor. Bir insan, masum bir Müslüman katlediliyor ve bizler gündelik telaşlarla “imtihanı” kaybetmek üzere olmanın farkına bile varmadan yaşıyoruz. Sadece yaşıyoruz! Bu ortamda dahi bir partinin lideri çıkıp, “kan dökmekten” bahsediyor. Yazıklar olsun!

Biz; içimizdeki zalimlere de dışımızdaki zalimlere de her daim karşıyız!

“Farklı düşünüyor” diye kimsenin kanı dökülmeyecek. 

Halk istiyorsa parlamenter seçim sistemiyle veya Başkanlık Usulü Seçim Sistemi ile yola devam edilir. Artık hiç kimse “halka rağmen” iş yapamaz; düşüncelerinden ötürü halkın evlatlarını katledemez! Bizler mevcut seçim sistemini arzu eden kişilere saygı duyuyoruz, lakin onlar gibi düşünmüyoruz. Başkanlık Sistemi’nin ülkemizi daha ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu’nun derdi ise statükosunu korumak; Başkanlık Sistemi gelirse bir daha ülkenin yönetimini darbeyle ele geçiremeyeceğini çok iyi biliyor.

Biz kandan ve gözyaşından değil; istişareden, adaletten, farklı fikirlere tahammülden ve huzurdan yanayız. Bu kez kan dökmek isteyenlere verecek fırsatımız yok!  

MİLLİ EĞİTİM’E TEŞEKKÜR

2 Nisan 2016’daki yazımızın bir bölümünde Milli Eğitim Bakanı’na seslenerek; özel okullarda ve dershanelerde çalışan öğretmenlere uygulanan zulümlerden bahsetmiştik. Ödenmeyen ücretler, düşük maaşlar, aşırı fazla ders yükü gibi sorunlar yıllardır bu emekçi öğretmenlerimizi bir çark gibi ezip duruyor.

Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doç.Dr. Mustafa Hilmi Çolakoğlu, Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’na “gereğinin yapılması üzerine” yazıyı iletmiş ve 81 ilde soruşturmalar başlamış. Kendilerine duyarlılıkları ve görevlerini yaptıkları için teşekkür ediyorum. Ancak bundan sonrası daha önemli; asıl iş müfettişlere düşüyor. İşini düzgün yapanları tenzih ederim; lakin denetim yapmak yerine çay, kahve içmeye gidenler olur ise zulme uğrayan öğretmenlerin elleri iki dünyada da yakalarında olacaktır.

Bunu yazarak olayı deşifre ettiğimi sanmayın, hele de benim gibi Allah’ın aciz kulunun “ben yaptım, oldu” gibi bir müptezelliğe girişeceğini de sanmayın! Maksat üzüm yemek! Milli Eğitim’de ve diğer kurumlarda her an denetim yapılmalı ki sistem yerine otursun, adalet sağlansın. Adaletle hareket eden ve vicdan sahibi olan tüm yöneticilerin yolu açık olsun.

 

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle