İşte Gülen grubunun ajanları!
Dershaneler gerçekten yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e “hizmet” ediyorsa nerede bu talebeler!
Ajda Pekkan, Tarkan, Rihanna, Kenan Doğulu şarkılarının caz’lar eşliğinde söylendiği ve genç kızların jüri önünde dans ettiği olimpiyatlarda değil herhalde! Olimpiyat yapıp İslam’ı yayacağız derken eldekiler de gidecek! Yüce dinimiz genç çocuklara söyletilen –afedersiniz- “Oynama şıkıdım şıkıdım kız hepsi senin mi?” şarkısıyla mı sempati toplayacak. “Dershanelerin bir misyonu da İslam’a hizmet” diyen sizsiniz. Bir de “Başbakan da olimpiyatlara katıldı ya” diyenler var. Madem Başbakan’ın katıldığı yeri referans veriyorsunuz, neden işinize gelmediği yerde paslı kazanları kınından çıkarıp havaya kaldırıyorsunuz? Başbakan size katılmış, destek vermiş; buyrun şimdi de siz ona katılın ve destek verin. 2 bin TL’yi verenin fırsat eşitliğini yakaladığı bir düzen! Fırsat mıdır eşitlik midir? Ben sizi eleştiriyorum, varsa farklı bir düşünceniz siz de beni eleştirin; hakaret etmeden, fişlemeden! Doğru olan hangisi ise onu, müslümanın vicdanına yaraşır şekilde bulalım. Bundan sonrası size kalmış! Gelen ağam değildir, giden paşam değildir! Allah’ın rızası önemlidir! Her türlü takdir Allah’ındır! Üstümüzde hak kalmasın yeter!
Cemaat çok geniş ve farklılıkları olan bir kavram! Sayın Gülen Ekibi sadece belirli bir “grubu” temsil etme misyonuna kendi kendisini dönüştürmüş görülüyor! Dil alışkanlığı üzere cemaat diyoruz! Gülen Cemaati’ne kin duymuyoruz, söylenenleri bir kenara not edip “had bildirme” mantığı gütmüyoruz! Ancak birileri “Her şeyi bir kenara yazıyoruz, ayağınızı denk alın” edasındalar! Önümüzdeki 1,5 yıl için Gülen Cemaati’nden “özellikle bir grup” yepyeni eylem planları hazırlayacak. Bu iş dershaneyi çoktan aştı. Olayın vehameti “çözüm süreci”nden daha zor görünüyor. Devreye “uluslararası aktörler” girecek. Bu sefer yeni bir “akil insanlar” topluluğu oluşturmak zor. Gülen Cemaati’nin içinde bulunan gerçek hizmet ehli ve bu yaşananlar karşısında “kardeşlik” hukukunu gözetenler her tür eleştirimizin dışındadır! Onlar lütfen alınmasınlar, zira biz onları kendimizden ayrı görmüyoruz. Cemaatin içindeki bir “ana damar” belki de bir vakit namazını omuz omuza kıldığımız kardeşlerimizle aramıza giriyor.
Bazı sözler karşısında “Gülünç iddia, cemaati çıldırtacak haber” gibi manşetler internet medyasında dönüyor. Yani birilerine göre cemaat ya gülüyor ya çıldırıyor! Cevap, hoşgörü, diyalog nerede! Bugüne kadar yapılan hatalar daima “içeri sızmış ajanlara” mâl edildi. Aceba cemaatte ajan felan yok da biz mi kuruntu yaptık? Bunu cemaat yapamaz, yapsa yapsa ajanlar yapar derken bir de baktık ki cemaatin ağır yazarları küfür kıyamet ortalığa dökülmüş!
Bizim ılımlı, diyalogçu, hoşgörülü yazarlar ne hazineler(!) saklıyormuş! Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan, İbrahim Öztürk, Mahmut Çebi, Nuh Gönültaş, Asım Yıldırım, Şahin Alpay, Gültekin Avcı, Cemal Uşşak ilk aklıma gelen isimler! Bir kısmı milleti nasıl da aşağılıyor! Şimdi bu ve benzeri yazarlar varken “İşte Gülen grubunun ajanları” diye birilerini deşifre etmeye çalışmak beyhude olur! Alenen küfür edenleri var! Eleştiri haktır! Biz de eleştiriliriz, kanaat önderleri, siyasetçiler de eleştirilir! Ama hakaret olur mu hiç? Bu alemde tek eleştirilemeyecek varlık Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed Mustafa(sav)’dir! Biz bunu söylüyoruz ama yukarıdaki isimlerin bazısı öyle hakaretler, küfürler kullanıyor ki değme küfürbaz solda sıfır kalır!
Aynı havayı soluduğumuz bu kişiler bizim söylediklerimize, yazdıklarımıza verecek cevap bulamıyorlar! Veremezler, zira cevaplar kendi aleyhlerine olacak. Onun yerine çok değişik argümanlara sarılıyorlar. Bakın Ali İhsan Karahasanoğlu, Hasan Karakaya ağabeyler onca soru sormalarına, iddialara cevap vermelerine rağmen bu yazar tayfası çıt çıkaramıyor! Ne kadar da ilginç değil mi ya!? Bu yazarlar konuşunca “özgürlük, eleştiri hakkı” oluyor, biz konuşunca başka kavramlar devreye giriyor. Bunların ettiği küfürleri Hasan abi etse “küfürbaz” yaftasını yapıştırıyorlar. Sizin adaletinizin paslı terazisini seveyim!
Bu aydın’ların bir kısmı değişik muhataplarına neler neler söylediler! Özet vereyim: “Karaktersiz, alçak, hastalıklı ruh, ahlaksızlık, Afrikalı yamyamlara hizmet, konuyla alakası olmadığı halde Akit’in matbaası ile ilgili yalanlar, Peygamberimiz(sav)’e hakaret edip Zaman’dan ayrılarak Todays Zaman’a transfer olmalar, twitterim hacklenmiş deyip sonra twitter hesabını kapatmalar, Başbakan’a yapılan ‘satılmış’ hakareti, insanların ismiyle dalga geçmeler, müslüman bir dudak tarafından Papa’nın elini öpmeler, PKK’yı hortlatmakla tehdit etmeler, 28 Şubat’ta müslümanlar sürünürken biz rahattık demeler..” Gördüğünüz gibi daha neler neler! İşte bunların hepsi diyalog! Evet müslüman “ayıp”ları örter, ancak burada kitle’ye haksızlık var.
Biz hiç kimseyi söylediklerinden dolayı düşman ilan etmiyor, bir kenara yazmıyoruz! Yardım edeceğimiz bir durum varsa, hangi şart altında olursa olsun buyursunlar elimizden geleni yapalım! Kapımız yedi düvele, bizden farklı düşünseler de “samimi” gelmeleri durumunda sonuna dek açıktır! Ve dahi rızk Allah’tandır! Aramızda en iyi hükmü Allah verecektir! Said-i Nursi, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kırkıncı, Zahit Kotku, M.Akif Ersoy, Necip Fazıl, Malcolm X, Adnan Menderes, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi, İskilipli Atıf, Mustafa İslamoğlu, Cübbeli Ahmet Hoca, Esad Coşan, Abdullah Büyük, Tahir Büyükkörükçü, Abdülhamid Han, Necmettin Erbakan, Süleyman Hilmi Tunahan, Elmalılı Hamdi, Serdengeçti, Abdurrahim Karakoç, Musa Topbaş ve sayamadığım binlerce değerli isim bizim için hatasıyla/sevabıyla aynı yolun yolcularıdır. Rahmetli olanları hayırla yâd eder, yaşayanları saygıyla takip ederiz. İslam’a, Kur’an’a hizmet eden herkes başımızın üstündedir, biz ise bu yolun en gariban yolcularından biriyiz.
Ajda Pekkan, Tarkan, Rihanna, Kenan Doğulu şarkılarının caz’lar eşliğinde söylendiği ve genç kızların jüri önünde dans ettiği olimpiyatlarda değil herhalde! Olimpiyat yapıp İslam’ı yayacağız derken eldekiler de gidecek! Yüce dinimiz genç çocuklara söyletilen –afedersiniz- “Oynama şıkıdım şıkıdım kız hepsi senin mi?” şarkısıyla mı sempati toplayacak. “Dershanelerin bir misyonu da İslam’a hizmet” diyen sizsiniz. Bir de “Başbakan da olimpiyatlara katıldı ya” diyenler var. Madem Başbakan’ın katıldığı yeri referans veriyorsunuz, neden işinize gelmediği yerde paslı kazanları kınından çıkarıp havaya kaldırıyorsunuz? Başbakan size katılmış, destek vermiş; buyrun şimdi de siz ona katılın ve destek verin. 2 bin TL’yi verenin fırsat eşitliğini yakaladığı bir düzen! Fırsat mıdır eşitlik midir? Ben sizi eleştiriyorum, varsa farklı bir düşünceniz siz de beni eleştirin; hakaret etmeden, fişlemeden! Doğru olan hangisi ise onu, müslümanın vicdanına yaraşır şekilde bulalım. Bundan sonrası size kalmış! Gelen ağam değildir, giden paşam değildir! Allah’ın rızası önemlidir! Her türlü takdir Allah’ındır! Üstümüzde hak kalmasın yeter!
Cemaat çok geniş ve farklılıkları olan bir kavram! Sayın Gülen Ekibi sadece belirli bir “grubu” temsil etme misyonuna kendi kendisini dönüştürmüş görülüyor! Dil alışkanlığı üzere cemaat diyoruz! Gülen Cemaati’ne kin duymuyoruz, söylenenleri bir kenara not edip “had bildirme” mantığı gütmüyoruz! Ancak birileri “Her şeyi bir kenara yazıyoruz, ayağınızı denk alın” edasındalar! Önümüzdeki 1,5 yıl için Gülen Cemaati’nden “özellikle bir grup” yepyeni eylem planları hazırlayacak. Bu iş dershaneyi çoktan aştı. Olayın vehameti “çözüm süreci”nden daha zor görünüyor. Devreye “uluslararası aktörler” girecek. Bu sefer yeni bir “akil insanlar” topluluğu oluşturmak zor. Gülen Cemaati’nin içinde bulunan gerçek hizmet ehli ve bu yaşananlar karşısında “kardeşlik” hukukunu gözetenler her tür eleştirimizin dışındadır! Onlar lütfen alınmasınlar, zira biz onları kendimizden ayrı görmüyoruz. Cemaatin içindeki bir “ana damar” belki de bir vakit namazını omuz omuza kıldığımız kardeşlerimizle aramıza giriyor.
Bazı sözler karşısında “Gülünç iddia, cemaati çıldırtacak haber” gibi manşetler internet medyasında dönüyor. Yani birilerine göre cemaat ya gülüyor ya çıldırıyor! Cevap, hoşgörü, diyalog nerede! Bugüne kadar yapılan hatalar daima “içeri sızmış ajanlara” mâl edildi. Aceba cemaatte ajan felan yok da biz mi kuruntu yaptık? Bunu cemaat yapamaz, yapsa yapsa ajanlar yapar derken bir de baktık ki cemaatin ağır yazarları küfür kıyamet ortalığa dökülmüş!
Bizim ılımlı, diyalogçu, hoşgörülü yazarlar ne hazineler(!) saklıyormuş! Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan, İbrahim Öztürk, Mahmut Çebi, Nuh Gönültaş, Asım Yıldırım, Şahin Alpay, Gültekin Avcı, Cemal Uşşak ilk aklıma gelen isimler! Bir kısmı milleti nasıl da aşağılıyor! Şimdi bu ve benzeri yazarlar varken “İşte Gülen grubunun ajanları” diye birilerini deşifre etmeye çalışmak beyhude olur! Alenen küfür edenleri var! Eleştiri haktır! Biz de eleştiriliriz, kanaat önderleri, siyasetçiler de eleştirilir! Ama hakaret olur mu hiç? Bu alemde tek eleştirilemeyecek varlık Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed Mustafa(sav)’dir! Biz bunu söylüyoruz ama yukarıdaki isimlerin bazısı öyle hakaretler, küfürler kullanıyor ki değme küfürbaz solda sıfır kalır!
Aynı havayı soluduğumuz bu kişiler bizim söylediklerimize, yazdıklarımıza verecek cevap bulamıyorlar! Veremezler, zira cevaplar kendi aleyhlerine olacak. Onun yerine çok değişik argümanlara sarılıyorlar. Bakın Ali İhsan Karahasanoğlu, Hasan Karakaya ağabeyler onca soru sormalarına, iddialara cevap vermelerine rağmen bu yazar tayfası çıt çıkaramıyor! Ne kadar da ilginç değil mi ya!? Bu yazarlar konuşunca “özgürlük, eleştiri hakkı” oluyor, biz konuşunca başka kavramlar devreye giriyor. Bunların ettiği küfürleri Hasan abi etse “küfürbaz” yaftasını yapıştırıyorlar. Sizin adaletinizin paslı terazisini seveyim!
Bu aydın’ların bir kısmı değişik muhataplarına neler neler söylediler! Özet vereyim: “Karaktersiz, alçak, hastalıklı ruh, ahlaksızlık, Afrikalı yamyamlara hizmet, konuyla alakası olmadığı halde Akit’in matbaası ile ilgili yalanlar, Peygamberimiz(sav)’e hakaret edip Zaman’dan ayrılarak Todays Zaman’a transfer olmalar, twitterim hacklenmiş deyip sonra twitter hesabını kapatmalar, Başbakan’a yapılan ‘satılmış’ hakareti, insanların ismiyle dalga geçmeler, müslüman bir dudak tarafından Papa’nın elini öpmeler, PKK’yı hortlatmakla tehdit etmeler, 28 Şubat’ta müslümanlar sürünürken biz rahattık demeler..” Gördüğünüz gibi daha neler neler! İşte bunların hepsi diyalog! Evet müslüman “ayıp”ları örter, ancak burada kitle’ye haksızlık var.
Biz hiç kimseyi söylediklerinden dolayı düşman ilan etmiyor, bir kenara yazmıyoruz! Yardım edeceğimiz bir durum varsa, hangi şart altında olursa olsun buyursunlar elimizden geleni yapalım! Kapımız yedi düvele, bizden farklı düşünseler de “samimi” gelmeleri durumunda sonuna dek açıktır! Ve dahi rızk Allah’tandır! Aramızda en iyi hükmü Allah verecektir! Said-i Nursi, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kırkıncı, Zahit Kotku, M.Akif Ersoy, Necip Fazıl, Malcolm X, Adnan Menderes, Yahyalılı Hacı Hasan Efendi, İskilipli Atıf, Mustafa İslamoğlu, Cübbeli Ahmet Hoca, Esad Coşan, Abdullah Büyük, Tahir Büyükkörükçü, Abdülhamid Han, Necmettin Erbakan, Süleyman Hilmi Tunahan, Elmalılı Hamdi, Serdengeçti, Abdurrahim Karakoç, Musa Topbaş ve sayamadığım binlerce değerli isim bizim için hatasıyla/sevabıyla aynı yolun yolcularıdır. Rahmetli olanları hayırla yâd eder, yaşayanları saygıyla takip ederiz. İslam’a, Kur’an’a hizmet eden herkes başımızın üstündedir, biz ise bu yolun en gariban yolcularından biriyiz.







