--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnlerine giremeden kaçtılar mı Olric!

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

Atı alanın bırakın Üsküdar’ı, okyanus ötelerini çoktan aştığı devreye girdik. 

Türkiye için paralel yapı sorunu genel geçer bir mevzu olmaktan çıktı; kronikleşmiş/kemikleşmiş/kalıcı bir mesele haline geldi. Çünkü şeytan “insan kılığına” çoktan girdi. Onu, ateşten yaratıldığı haliyle aramak sadece vakit kaybı olur. 

Türkiye’nin her açıdan ufkunu açan Erdoğan’ın iki kimliği ile yaptığı özellikle çok önemli iki iş var. Birincisi “Başbakan” olarak paralel yapıyı ülkenin ana meselesi haline getirmesi, ikincisi ise kılık değiştirip hücrelerimize sızan illegal oluşumları “Cumhurbaşkanı” olarak başkanlık sisteminin öz izlemesi ile bertaraf etmesi! 

Evet, “öz izleme” dedik; zira henüz resmi anlamda bir geçiş yok! 

Yazıyı okur okumaz, çok da tınnn olsa da çeşitli yaftalamalar vuranlar olacak. İşte onlar vücutlarının en kirli ve korkak yerine “navigasyon” takılı olanlardır. Onlar kullanılmaya hazır birer teknoloji ucubesi kuklalardır. Onlara adres girilir ve oraya giderler, milli bir hedefleri yoktur. 

Bizim hedeflerimiz ise milli ve uhrevi! Bu durum şahsımızı kutsallaştırmaz. Sorun şahsımız ve ikbalimiz değil! Zaten İkbal dediğin nedir ki Abidin... Sonunda girdiğin yer mezarlık, sarıldığın örtü kefen değil mi? Hocanın pamuğu nereye tıkadığının ne önemi var? 

Bizim için Abdülhamit Han neyse Erdoğan da odur. Bu durumda Erdoğan’ı şahsı için desteklemek mümkün mü? 

Şayet birisini şahsı için destekleyeceksek bu kişi Kemal Kılıçdaroğlu olurdu. 

Beceri düzeyi dip yapmış, duyar kasacağım derken terör sevgisi ayyuka çıkmış, basit planlarda boğulan bir izdüşüm lider! Herkesin tuttuğu yerden çekiştirdiği böyle bir kişiyi şahsı için desteklemek lazım; çünkü ihtiyacı var! Ama biz onu da yapacak değiliz, başkaları yapıyor zaten...

Anlıyor musun Olric! 

O zaman daha büyük harflerle anlatayım... 

Erdoğan’ın şahsı zaten güçlü, ekstra bir güce gerek yok; ama Kılıçdaroğlu gibiler öyle güçsüz ki dileyen bir el atar! Ne bileyim, en azından stop etmiş motoru vurdurur. İşte biz Erdoğan’ı şahsı için değil milli iradesi için destekliyoruz. 

Ne diyorduk Olric... Paralel Yapı! 

Atların havladığı, itlerin kişnediği bir tarlada korkulukların hükmü yoktur. Çünkü tüm korkulukları kargalar giymiştir ve tuz kokmuşsa çare nedir? 

“Çare başkanlık sistemi” diyeceğim ve bazı üflemeli çalgı kılıklı satandaş’lar (onlar vatandaş değil satandaş) hemen birkaç adım öne atlayıp; “Haaaah işte görüyon muuu, lafı yine başkanlık sistemine getirdiiii” diyecek. 

Hoştunuz! 

Lütfen azıcık ileride çemkiriniz. Brüksel’de çemkiriniz mesela! Londra’da yiyiniz, Washington’da sindiriniz, Kremlin’de geniriniz, Telaviv’de boşaltınız! 

Hülâsa; Fethullah Gülen biter, PKK biter, DHKP-C, TAK gibi tâli örgütler biter; ama paralel yapı denen sistem bitmez! Bunu bir acziyet olarak söylemiyoruz, bilakis “uyanık” kalma adına söylüyoruz. Hal böyleyken ülkemizde milletin seçtiği 550 kişilik bir meclis ve yine milletin seçtiği bir Başkan şarttır! Böyle olursa paralel sistemler ülkeye çöreklenemez. Paralel biter demiyoruz, kendisine iş yapacak ortamı, yürüyecek yolu bulamaz diyoruz! 

Anlıyor musun Olric!

Binali Yıldırım AK Parti’nin Genel Başkan adayı oldu. Olağanüstü kurultayda seçilecek ve hem Genel Başkan hem de Başbakan olacak. “Düşük profil” tartışmaları da geride kalacak, çünkü önümüzde yeni bir süreç var.

10 Mayıs 2010’da Deniz Baykal “kaset” skandalı sebebiyle istifa etmişti. Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP’ye Genel Başkan olduğu gün 500 TL’ye Etro gömlek almaya gitmiş ve bu günlerce konuşulmuştu. Binali Yıldırım AK Parti’ye Genel Başkan olduğu gün, PKK saldırısında hayatını kaybeden Diyarbakırlı kardeşlerimize taziyeye gitti.

Aradaki farkı daha fazla anlatmaya gerek var mı?

 

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle