• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
TÜM YAZILARI

Fatih Altaylı’ya psikiyatristler baksın!

08 Ağustos 2022
A


Hacı Yakışıklı İletişim: [email protected]

Kiminin “idrar yolları” kapalıdır. “Olabilir, insanlık hali” dersin, tedavisi vardır. Kiminin ise “idrak yolları” kapalıdır. İşte bu iltihabın çaresi yoktur!

Önce “siyasilere” sesleniyorum. Lütfen açıklama yaparken “ortalama vatandaşa” seslenir gibi seslenmeyin! Ortalıkta “okuma yazma bilen cahiller” olduğunu unutmayın! 

Mümkünse anlatırken “ilkokul seviyesine” falan inin!

Başta inanamadım! “Yok canım” dedim, “Tamam arada saçmalıyor ama bu kadar zıvanadan çıkıp saçmalama zirvesine ulaşamaz” diye düşündüm. Herhalde FETÖ’cüler yine algı operasyonu yapıp onun ismini kullanıyor zannettim! Emin olmak için açtım internet sitesini okudum. Yazmış! Vallahi de yazmış billahi de yazmış! “Bakan Hulusi Akar’ın sözlerini çarpıt” desen bu kadarı olmaz!

“İktidar oyu Suriyelilerden alıyor” gibi temelsiz cümleleriyle koskoca Türkiye’yi akıllarınca ve “kapalı idrakleriyle” karalayanlar, vah ki vah!

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gibi birçok dünya imtihanından geçerek milletin gönlünde yer edinmiş Bakan için; “Zaten seçilmedi, atandı” diyen kadavra ruhlular, vah ki vah! Gazetene matbaa müdürü mü atıyorsun sen Fatih efendi? PKK elebaşlarını inlerinden çıkamayacak hâle getiren, tarihimizin en yoğun operasyonlarını koordine eden, dünyanın konuştuğu bir Başkan’ı, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve ekibini bu millet seçti! Zorunuza giden budur işte! 

Ayakları Anadolu’ya basan Hulusi Akar için “Zaten atanmış canım” diyerek köçek makamında raks edenler bu milleti anlayamaz!

Hulusi Akar; “Türkiye’de ve Suriye içindeki 9 milyon Suriyelinin hayatını kolaylaştırıyoruz” derken şezlong atıp her gün şenlik yapıyoruz demiyor; ama “idrak yolları kapalı” olanlar bunu böyle anlıyor! “Hayatı kolaylaştırma” nedir? “Briket evler” yaparak başlarını sokacakları küçük bir yuva! Hastane yaparak “yavruları ve kendileri” hastalanınca gidebilecekleri sağlık merkezi! 

Bunlar Suriye içinde “Türkiye’nin kontrolündeki” güvenli bölgede yapılıyor. Böylece Suriyeliler sınırlarımıza yığılmıyor ve ülkelerinde kalıyorlar. “Suriyeliler gitsin” diyenler bunları görmüyor! Gördükleri her Arap’ı Suriyeli zannedenlere ne anlatabilirsin ki?

 Vah garibim vah! Fatih Efendi’yi kendi kısır döngüsünde bırakıp şimdi gerçekleri tekrar anlatalım!

“SOÇİ VE KÜRESEL GÜÇ TÜRKİYE”

Geçtiğimiz Cuma günü Rusya’nın Soçi şehrinde Başkan Erdoğan ve heyetinin görüşmelerini takip ettik. Rusya’nın “Savaşın sürdüğü ve izole edilmeye çalışılan ülke” olduğunu unutmayın!

Lamı cimi yok! Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin 10, 20, 30 yılını değil 100 yılını planlıyor! Tarihimizdeki ilk nükleer tesis sayesinde tüm ülkemizin elektrik ihtiyacının % 10’u buradan sağlanacak! “İthal etmeden” direkt kendimiz üreteceğiz! Soçi’de mevzu konuşuldu.

Rusya Devlet Başkanı Putin; “Avrupa Erdoğan’a teşekkür etmeli” diyerek bir hakikati dile getirdi.

Suriye Operasyonu ile PKK/YPG iyice köşeye sıkışacak. Kandil tepelerine yıkılmak üzere! Peki, bu konuda Rusya tarafı ne düşünüyor? “Geliyor gelmekte olan” dersem anlarsınız herhalde! Bir gece ansızın..!

“YARGILAYACAĞIZ; PEKİ NEDEN?

PKK ile mücadele edildiği için mi? Bankaları hortumlatmadıkları için mi? Yüzyılın ihracat rekorlarının kırılmasını sağladıkları için mi? “Yerli araba” yaptıkları için mi? Savunma sanayiini %70 oranında yerlileştirdikleri için mi? CIA aparatı terör örgütlerinin inlerine girdikleri için mi? Yargıtay binasının açılışını yaparken el açıp, “Allah’ım bu binayı hayırlı eyle” diye dua ettikleri için mi? “Bu milleti yenemeyeceksiniz” dedikleri için mi?

“Yargılayacağız” diye insanları tehdit edenler aslında; “Sahte deliller, belgeler uydurup bu ülkeyi sevenleri bertaraf edeceğiz” demek istiyorlar! Alçaklık bir seviyedir ve bu kişilerde seviye yoktur; bunlar “çukurun” ta kendisidir! Mücadeleye devam!

“DEZENFORMASYONLA MÜCADELE 

MERKEZİ”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi”ni oluşturduklarını açıklayarak şöyle dedi: “Ülkemize karşı yürütülen sistematik dezenformasyon kampanyalarına karşı İletişim Başkanlığımız bünyesinde müstakil bir birim oluşturduk. Merkezimizin koordinatörü olarak atanan İdris Kardaş’ı tebrik eder, kendisine başarılar dilerim”

Biz de Başkan Fahrettin Altun’u “sırtını hakikate yaslayarak” böyle bir merkezi kurduğu için tebrik ediyor, kıymetli İdris Kardaş’a da başarılar ve kolaylıklar diliyoruz.

Peki, bu merkeze “ilk itiraz” nereden geldi? “Türkiye Gazeteciler Sendikası” diye bir yerden geldi. “Basın özgürlüğüne saldırı merkezi olarak değerlendiriyoruz” diyorlar! 

Dezenformasyon, “bilgi çarpıtma, yalan haber” anlamına geliyor. Basın özgürlüğü “yalan haber yapma” özgürlüğü müdür? 

Ben gazeteciyim diye insanları “yalan yanlış bilgilerle” rencide etme hakkına mı sahip oluyorum? Neyse efendim, işte bunlar hep “idrak yolları” enfeksiyonu!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Diyarbakırlı Ali

Herbokolog Bilim Uzmanı Enaniyet kaf dağını aşmış Haşa sanki bütün dağları o yaratmış Herşeyi sadece kendi bilirmiş Ulan kuş beyinli ne bilim ne aklın kurtarır seni... Adem'e Havva'ya cahil diyene arka çıkarsın Ananı babanı evrim diye maymun yaparsın Bütün kainatı bilim diye tesadüfe atarsın Ulan şempaze ne bilim ne evrim kurtarır seni... Şaş gözünle baktın gerçeği görmedin Bütün şahidleri işittin ama kulak vermedin Taş kalbine yılanları akrepleri doldurdun Ulan şaşkın ne mikroskop ne teleskop kurtarır seni... Bir gün mutlaka bitecek pembe baharın İlla gelecek dehşetli soğuk kışların Tek kurtarıcı bilim sanırsın Ulan ahmak ne bilim ne Şengör kurtarır seni... Sevdiklerinden tek tek koparılacaksın Eşinden kızından güzel evinden Makam şöhret lüks otomobilinden Ulan nankör ne bilim ne sevdiklerin kurtarır seni... Hep böyle ebedi kalacak mı sanırsın Hiç bitmeyecek son bulmayacak Şahane şeyler yaşamak mı sanırsın Ulan ayyaş ne bilim ne Sezen kurtarır seni... Vücudunu taştan demirden mi sanırsın Hiç ayrılmayacak et yığını leşin mi Kabirde Solucana fareye yem yaparsın Ulan ne bilim ne sağlıklı yaşam kurtarır seni Azrail ansızın boğazına yapışıp yakalar seni Ölümün acı pençesinde parçalar seni Bir gibi yere fırlatır seni O an ne bilimin ne çırpınışın kurtarır seni... Tarih nice firavunların yenilgisiyle dolu Sende tutmuşsun Nemrutlar şeddatlar yolu Seninde kazılacak mezarın içine atılacak leşin Ulan lain ne bilimin ne doktorun kurtarır seni... Kabri son mu hesap yok mu sanırsın Kahhar bir el kulağından tutup kaldırır seni Hakikati görüp kaçacak delik ararsın Ey zavallı ne bilimin ne medeniyetin kurtarır seni... Teraziler getirilir mizanlar kurulur Teketek pisliklerinin hesabı sorulur Attığın küfürlerin iftiraların intikamı alınır Ulan küfürbaz ne bilimin ne kalemin kurtarır seni... Bağırsan çağırsan yalvarsan artık ne çare Şengör kurtar Sezen kurtar artık seni kim duyar Hani bilim hani filim geçti bitti biçare "Hass...tir" ne bağırman ne ağlaman kurtarır seni... 19.01.2022 18.01.2022 tarihli müslümanlara küfürlü yazısına binaen Fatih Altaylı'ya yazılmıştır.

MUSTAFA

Fatih Altaylı 28 Şubat günlerinde yediği herzelerin hesabını vermediği diğer bir deyişle hesap sorulmadığı için atıp tutuyor.Adı ve Soyadı ne kadar Türk ise ruhu da o kadar Türke yabancı bir adam.Aynı Osmanlı Bankası gibi.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23