--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Europa, seni gidi dalaksız vampir

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

Yıllarca “Avrupaaa Avrupaaa duy sesimiziii!” diye bağırıp durdular. Artık Avrupa’dan sesimizi duymasını istemiyoruz, çenesini kapatsın yeter! Batı’da demokrasi sandıktır, İslâm coğrafyasında demokrasi meydana çıkıp ortalığı yakmaktır öyle mi? 3 yıldır kan döken zalim Esed yerinde duruyor, 1 yıldır eline kan değmemiş Mursî bir gecede devriliyor. Alın çelişkinizi, kına lazım olduğu gün kullanırsınız. Ama biz size o ‘kına’yı yaktırmamak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Sizin bir hesabınız olduğunu biliyoruz, Allah’ın da bir hesabı var, siz de bunu iyi bilin!
Sen Avrupa Birliği ve sen ABD, ümmet coğrafyasındaki küçücük bir çocuğun gözünden akan tek damla ‘yaş’a değmezsin. Ey batının zalim kesimi; bir yetimin “babacığım, anneciğim” diyerek uykudan karanlık geceye uyanışı senin sonuna bir adım daha ekleyecek! Şimdi diyeceksin ki “Siz Türkiye Cumhuriyeti olarak kapımızda 50-60 yıl ‘yalvara yalvara’ sürünmediniz mi?” Size cevabı 1960, 1971, 1980, 1997 darbelerini kimler yaptıysa onlar versin, tamam mı canım! Bu millet sizin kapınıza gurbetçi diye geldi, çünkü düştüğü kanlı denizde sarılacağı bir yılan lazımdı, en yakın yılan da sizdiniz. Siz öyle bir yılandınız ki; bağrınızdaki kan içicileri Filistin’e gönderip şube açtınız. Şubede çocukların kanından yıllık repo, yaşlıların kederinden reel faiz, kadınların gözyaşlarından hisse senetleri, yiğit adamların kalbinden arsa kredileri yaptınız; çağdaş uygarlığınız için. Alın uygarlığınızı başınıza çalın diyeceğim, ama onu da seve seve yaparsınız. ‘Bu ülkeye şeriat gelecekse onu da biz getiririz’ diyenler gibi siz de kendi kendinizi yiyin. Afiyet olsun!
İSLÂM ORDUSU TANRI’YA HAMD EDER Mİ?
Askerde “Her Türk asker doğar” diye bağırdık, oysa bize askerliğin de bir sanat olduğu söylenmiş ve herkesin sanatçı olamayacağı da ‘deklare’ edilmişti. Nasıl oldu da birden tüm millet sanatçı oldu? Yanlış anlamayın, orası Peygamber ocağı elbette, sahip çıkacağız, benim demem başka. Biliyorsunuz yemekten önce bağırırlar: “Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun.” Sonra komutan ortaya çıkar “Afiyet olsun” der. İyi, tamam, güzel. Biz Peygamber ocağında hangi Tanrı’ya hamdediyoruz? Bu uygulama sanırım hâlâ sürüyor. Pardon, biz laiktik değil mi ya, bak onu tümden unutmuşum. Tabi ya, Allah deyince laiklik ilkesi zedeleniyordu değil mi? Bunlar adamı günaha sokar, o günahtan çıkmak için de bir el atmazlar. Artık el atın, ama vicdanınıza!
KÖYLÜ İNEK SAĞSIN,
SİZ DE ‘CAFE’YE KATIP İÇİN
Türkiye Hükümeti, Avrupa Birliği’ne girmeye can atıyor mu zannediyorsunuz? Bütün mesele gözünü Avrupa’ya dikmiş entel-dantel-darbeci-ölüsevici-millet düşmanı-din düşmanı-beyaz-laik-ırkçı   kesimin çok sevdiği Avrupa’ya kanat açıp onların “millet”i ezmesini engellemekti. Büyük oranda başarılı da oldu, ancak bu oran yine de tartışmaya açık. Darbeci güruhun tek derdi demir yığını Eyfel Kulesi’nde, Şanzelize’de (ChampsElysees), Pizza’nın yamuk binasında, tuvaletsiz Versay Sarayı’nda bir bardakçık içki yudumlamak; yoksa ne yapsınlar milleti, garibanı, hele de köylüyü? Onlar ineği sağsın, sütünü siz için, ama ‘cappuccino’lu!
Dikkat edin; Avrupa giderek vahşîleşiyor, yani artık onlar da ‘öz’lerine dönüyorlar. Avrupa’nın ve ABD’nin tarihî filmlerine bir bakın; adamların her tarafı kir pas içinde, ortam karanlık, özür dilerim hayvancıklar bile daha temiz duruyor yanlarında. Elbiselerinin adı bile “tuvalet”, içine ediyorlar ya!
AHMET HAKAN COŞMUŞ,
BİR GÜZEL DE ‘LÜP’LETMİŞ!
Bu manşet, 23 Ekim 2001 günü Milliyet Gazetesi’nin manşeti idi. Bundan 12 sene evvel, her sabah yaptığım gibi bayiden sevdiğim gazetelerden almaya gitmiştim. Milliyet’te kocaman “Ahmet Hakan Coşmuş” manşetini görünce çok üzülmüş, içim acıyarak bir adet Milliyet almıştım. Ahmet Hakan o zamanlar izlediğimiz biricik haber sunucusuydu, İskele-Sancak’ta çağırdığı her görüşten insana öyle güzel sorular sorardı ki; ‘Helal olsun be’ demişliğim çoktur. Sanki komşumdu, üzüldüğümde derdimi dinleyecek bir Müslüman kardeşimdi. Gel zaman git zaman değişti. Yok benim meselem bu değil, seçimi kendine kalmış ve şu anki Ahmet Hakan hâlâ güzel sorular sorar. Ama gazetem Akit hakkındaki ithamları hiç de şık ve doğru değil. Bir zamanlar sevdiğim bir insana şimdi taraf değiştirdi diye nefret besleyecek değilim. Akit hakkındaki “hep olumsuz” söylemleri ise onun gönlümden uzaklaşarak sadece ‘insana saygı’ ekseninde kalmasına sebep oluyor. Daha geçen pazarki yazısında milletten yana saf tutan Akit’e ‘Müslümanları savunmayı bırak’ dercesine sözler ediyor. Ahmet Hakan, Akit’in Türkiye’de “En az tekzip alan” 1 numaralı gazetelerden olduğunu biliyor olman gerek, yazdığın gazetenin de “en çok yalan haber yapan” 1 numaralı gazete olduğunu biliyor olman gerek. Meselâ son bir yılda tam 49 haberiniz tekzip yemiş, yani yalanlanmış ve listenin başına demir atmışsınız. Hâl böyleyken Akit hakkında munis görüşlerini de görelim de bulunduğun bölgenin “taraflı bölge” mi, yoksa “tarafsız bölge” mi olduğunu bilelim. Ben gazeteme her şeyi soruyor ve cevabını alıyorum, hiçbir baskı da görmüyorum; senin ise sanki patronun işaret parmağını gözüne sokuyor gibi. Yanlışım varsa eyvallah, aç medya tekzip merkezine bak! Adaletliysen terazinin doğru tarttığını bir zamanlar seni severek takip edenler ve şu an saygı duyanlar olarak görmek isteriz. Yine de sen bilirsin Müslüman kardeş!

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle