Erdoğan’ı devirmenin 5 kısa formülü!
Pensilvanya’dan yönetildiği “aşırı belli” olan sosyal medya hesapları bu aralar “Sıkıldık, bıktık, tamam” gibi sloganlarla “zoraki ittifak” haline bürünen muhalefetin ekran yüzü olmaya çalışıyorlar. Ergen çocuk tavırlarıyla “devletçilik” oynadıklarının farkında değiller.
“Kredi kartı borçlarını sileceğiz” diyerek insanların “Yuppiii” demesini bekliyorlar. Muhalefet yine “Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye” odaklanmış durumda ama yöntemleri bu konuda tabanlarına dahi umut vermiyor. Amaçlarına ulaşmak istiyorlarsa şu kısa formüllere başvurmaları gerekiyor:
1) 81 ile 108 yeni üniversite, 3 bin 480 yeni hastahane, 537 öğrenim yurdu, 19 bin 134 km duble yol, 150 adet tünel, 269 bin 200 derslik, 423 baraj, 491 hidroelektrik santrali, 29 havalimanı, 787 bin konut yapacaksınız! Bütün bunları 15 yılda yapacak, üstelik Türkiye’yi 3 kat büyüteceksiniz!
2) Yerli savaş helikopteri, yerli denizaltı gemileri, yerli hava savunma sistemleri, savaş gemisi, tank, Göktürk uydusu, milli piyade tüfeği, insansız hava araçları yapacaksınız!
3) Hızlı tren, Marmaray, tüpgeçit, devasa havalimanı, nükleer santraller yapacaksınız!
4) Türkçe bilmeyen insanların olduğu bir ülkeye gittiğinizde on binlerce insanın gönlünde taht kurduğunuz için size “Sultan” diyecekler. Türkçe bilmeyen insanların Millet Meclisi’ne gittiğinizde sizi dua ve tekbirlerle karşılayacaklar!
5) Ekonomi ve döviz üzerinden milleti ezmeye çalışan dünya baronlarına korkmadan kafa tutacaksınız! “Yalnız” kalsanız bile “Topunuz gelin” diyecek bir yüreğe sahip olacaksınız! Her zorluğa rağmen çıkış yolu bularak insanların refahını düşünecek ve bu toprakların hakikatine sırtınızı dönmeden yolunuza devam edeceksiniz!
Bunları kim yaparsa bu ülkede söz sahibi o olur!
Bunları kim yaparsa halkın gönlünde taht kurar!
Bunları yapanı bombalarla, tanklarla, darbelerle devirmeye çalışsalar da millet müsaade etmez!
Bunları yapan için “Allah benim ömründen alsın, ona versin” duaları edilir!
Bunları kim yaparsa 24 Haziran’ın galibi o olur!
“BİZ BU B.KU NİYE YEDİK?”
15 CHP’li vekil boynu bükük olarak ve adeta futbolcu kiralar gibi gittikleri İyi Parti’den dönüş yaptılar. Değişen bir şey olmadığına göre bu vekiller niçin böyle bir harekâta kurban edildiler? Yorum çok, bu iş okyanus ötesine kadar uzanır. Aklıma rahmetli Hasan Karakaya ağabeyin sık sık anlattığı “Ağa ile Kâhya”nın hikâyesi geldi. Cennetmekan Hasan abimizin yazdığı hikayeyi noktasına virgülüne dokunmadan aynen aktarıyorum:
“Ağa” ile “Kâhya”, binmişler “fayton” türü bir arabaya, düşmüşler kasabanın yoluna!..
Giderlerken, “ağa”nın gözüne; çok affedersiniz üzerinden hâlâ buhar yükselen bir “manda b..” takılmış... Durdurmuş arabayı, dönmüş “kâhya”ya:
“Kâhya” demiş, “Şu manda b..ndan bir parmak yersen, bu at da, araba da, köydeki kâşane de, çiftlik de senin olacak!”
Nihayetinde, “kâhya” da bir insan... Bir an, “zenginlik hırsı”na kapılıp, almış bir parmak, götürmüş ağzına!..
“Tamam” demiş ağa;
“Mal varlığımın tamamı senin... Şimdi gel, sen buraya otur, arabayı ben süreceğim!”
Anlayacağınız, “rol”ler değişmiş...
Ağa olmuş “kâhya”, kâhya olmuş “ağa!”
Kasabaya “yeni sıfatları” ile varmışlar... Alışverişlerini yapıp, dönüşe geçmişler!..
Yine;
Kâhya ağanın yerinde, ağa da kâhyanın!..
Ne var ki; “kâhya”nın içi rahat değil!..
Ya köylü sorarsa, ya “bu serveti manda bokuna borçluyum!” demek zorunda kalırsa!..
Bu düşünceler içinde köye dönerlerken, gelmişler, “manda boku”nun yanına... “Çiçeği burnunda ağa” dönmüş “eski ağa”ya:
“Heeyy ağa” demiş, “Şundan, bir parmak da sen yer misin?”
Ardından eklemiş:
“Yersen, bana verdiğin her şey, yine senin olsun!”
Ağa, arabanın durmasını bile beklemeden atlamış aşağı!..
Gerisi malûm!..
Her şey eskisi gibi!..
Köye yaklaştıklarında, “ağa”, dönmüş “kâhya”sına...
“Köyden çıktığımızda ben ağaydım... Kasabaya indiğimizde sen ağaydın... Köye girerken, ben yine ağa, sen yine kâhyasın!..
İyi de; biz o b.. niye yedik?”







