--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Densiz, dinsiz, donsuz orkestra

Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı

“Ezenin köpeği değil, ezilenin aslanı ol ki; öldüğünde mezar taşına it değil, yiğit yazsınlar” sözü kime ait bilmiyorum ama birkaç gündür zihnimde dönüp duruyor. Oysa kimsenin mezar taşına kötü bir söz yazılmamıştır, zira levh-i mahfuz iyilere de kötülere de yeter!

Son 20 yılımız ezilenlerin imtihanı ile geçti, geçiyor. Ezenlerin satın aldıkları yahut kiraladıkları lejyonerler ise bugün dahi bir köşede bekliyor. Köşe yazanları bile var.

Kimi sonsuzluğun sahibinin yolunda mübarek bir orduda; kimi densizlerin, dinsizlerin, donsuzların kirli orkestrasında!

Kimi kutlu bir mücahit, gururlu bir mücahide; kimi işbirlikçi koro şefi, ruhsuz sanal fahişe!

Kimi değişmez ahreti dünyanın puluna; kimi çoktan satılmıştır ucube bir komprodora!

“Avrupa kan ağlıyor” ifadesi bir yanılgıdır; evet efendiler, doğrusu “Avrupa ettiğini çekiyor, çekecek” olmalıdır. Somali kıyılarındaki balıkları, zengin sofralarına götürüp, açlıktan öldürdüğünüz kara benizli bebeklerin âhıdır yanan! “Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter” lakin otları çalanlar var. İşte tüm mücadele elit görünümlü, önden çekişli, demokratik(!) kalpazanlar ile..!

Şeytan yavruları birleşerek “O adam gidecek” diye bağırıyorsa, bize düşen “O adamı” savunmanın ötesinde, bu “densizler korosunun” bütün notalarını başlarına çalmaktır. Sade kaba kuvvet ve demir yığınları ile değil; ilimle ve bilimle bilerek, görerek, duyarak! Uyanıştan dirilişe geçmeye ramak kaldı!

Kendini uydurulmuş ilahların Herkül’ü gibi gören Olimpos’un çocukları, onun bunun beslemesi cani orduları, mazlumları katlederken; megapikseli çok yüksek HD ekranlardan bir haberi teğet geçmek çağın yüzsüzlüğüdür ve tükürülecek maskeli vicdanları bile öğüten çağda bize düşen şemşamer çitlerken vicdan arınması ritüeli olmamalıdır. 

Ekranlar pırıl pırıl, vicdanlar siyah beyaz! Beyaz Adam’ın giydiği entelektüel don (elbise), ölülerin bedenine basarken çok da “rüküş” duruyor.

Elbise dolabında türlü donları olanlar; patlatacakları bombanın mekânına göre hangisi uygunsa onu giyiyorlar. “Donsuzluk” iliklerine işlemiş karaktersiz piyonlara karşı zaferi biz kazanacağız! 

Biji Serok (Yaşasın Başkan) nidalarında kandırılan taşralı çocukların arkadaşıydık hepimiz… Hepimizin bir dileği vardı ve bu dilek; ağaçlara bağlanan çaputlar ile sahte ilahlardan değil, sonsuzluğa uzanan ellerle Allah’tan istenirdi.

90 yıldır kılık kıyafetiyle oynanmaya çalışılan bir toplumun gerçek öyküsü hâlâ yazılamadı, ama öykünün kısa özeti kulaktan kulağa yayılıyor. “Donsuzlar ordusu” ilk kez kaybetmeye bu kadar yakın!

Etrafına çakallardan oluşmuş grubunu toplayan adam, insanları bağırtıyor: “Milletin p.çleri, yıldıramaz bizleri”.

İşte onlar “densiz, dinsiz, donsuz orkestranın” son kalıntılarıdırlar!

Tüm vaatleri yaşadıkları topraklara “namussuz siyaseti” getirmek olan, çarpık ideolojinin cılız fedaileri..! Kurdukları çeteyi bile yönetmekten aciz Politbüro anarşistleri! 

Haysiyet cellâtları ancak kendi kibirli ve kuburlu komplekslerini tatmin edebilirler. Biz, artık cellâtlarımızı affetmeyeceğiz; lakin onlar gibi zalim de olmayacağız!

İnsanları dininden ve dolayısıyla “özünden” uzaklaştırmak için önce “Çok zekisiniz çocuklar” diye pohpohlayıp, ardından “Siz bu harfleri ve yazıları anlamazsınız” diyenlerden çok çektik. Artık çekeceğimiz tek çile, ümmetin birliği için çıkılan yokuştaki terdir!

Cumhurbaşkanı eşlerine “first lady” dediğimiz müddetçe müstemleke/işgal edilmiş devlet olmaktan kurtulamayız!

Yaşadığımız coğrafyaya “Ortadoğu” dediğimiz müddetçe; 500 Bin Sterlin’e satılan topraklarımızı geri alma iradesi göstermediğimiz müddetçe; bir tost dükkânını dahi aylarca feshedemezken, 624 yıllık köklü bir fetih devletinin 3-5 anlaşmayla birkaç ay içinde feshedildiğinin farkına varamayacak kadar aciz kaldığımız müddetçe; emredilen yaşam tarzımızı bırakıp, Uhud’da peygambere(sav) ok atıp öldürmeye çalışanların yaşam tarzlarını benimsemeye devam ettiğimiz müddetçe MÜSTEMLEKE OLMAKTAN kurtulamayız!

Ahlaksızlıklarıyla gurur duyan “densiz, dinsiz, donsuz orkestranın” devri ve hükmü son bulurken; yeni devir ve devrimlerle “çağın adaletine” değil “hakkın ve hakikatin adaletine” yol almaya devam ettikçe gerçek KURTULUŞ kapıları her daim önümüze bir gülistan olarak çıkacaktır.

Yar ve yardımcımız Allah olsun; O’ndan daha güzel bir dost da yoktur!

 

Hacı Yakışıklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle