Cansel’ler üzerinden tecavüz medyası
Bazı şeylerin şakası olmaz. Peygamberimizin “Ciddisi de, şakası da ciddidir” buyurduğu durumlar var. Korku ve üzüntüye sebep olacak şekilde şaka yapılmaz!
KADININ NAMUSUYLA ŞAKA OLMAZ!
Buna karşın toplumdan tepki gelmeyeceğini bilseler “Hangi tecavüz sahnesi daha iyi çekilmiş” diye yarışma bile düzenleyecek olanlar var.
“İşte meşhur tecavüz sahnesi” diyerek “FATMAGÜL’ÜN SUÇU NE?” isimli müptezel televizyon dizisini nasıl da sevimli göstermeye çalıştıklarını unutmayın! “BİR BULUT OLSAM” isimli dizide genç kıza tecavüz eden adamın daha sonra “sempatik” tavırlarıyla izleyiciye sevdirildiğini unutmayın! Bu dizinin yapımcısı ile ecdadımızı yatak sahnelerinde gösteren MUHTEŞEM YÜZYIL’ın yapımcısı aynı kadro!
Tecavüz mağduru olduğu ve bu sebeple intihar ettiği iddia edilen Cansel’in ailesine sabırlar diliyorum. O aile şimdi ne derse haklıdır, acıları tarif edilemez; hem evlat acısı hem de “evlatlarının çektiği acıdan haberleri olmama” durumu ile sarsıldılar. Kendilerine hukuki ve psikolojik her türlü destek verilmeli, yalnız bırakılmamalıdırlar.
Bunca rezalete rağmen dönmeye devam eden dünyada biz gerçekleri söylemeye devam edelim.
Ülkemizde tecavüzler sadece bir “istatistik” olma yolunda ilerliyor. Özgecan, Cansel ve sonra bir masumun ismini daha yaz gitsin öyle mi? Burada da bir toplum mühendisliği göze çarpıyor. Birileri önce tecavüzü çeşitli dizi ve programlarla sempatik gösteriyor, sonra gerçek bir olayda timsah gözyaşları döküp toplumu neredeyse “cinnet ve infial” noktasına getiriyor. Cinnet geçirmeyi göze alamayan sosyolojik yapı işi sıradanlığa vurabiliyor. Tıpkı Müslüman coğrafyada yüz binlerce insanın ölümünün sıradanlaştığı gibi!
Bu mühendislere karşı önlemlerimizi almak zorundayız. Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın “Dindar nesil istiyoruz” ifadesine en büyük tepki “Tecavüz Medyası”ndan gelmişti.
“Bir genç kız tecavüze uğradı ve intihar etti” sözü alışkanlık haline gelirse vay halimize! Her şey bu kadar basit mi? Peki ya tecavüzü körükleyen ve iş iğrenç bir fiiliyata dökülünce en önce ağlayan tecavüz medyası ne olacak?
Dizilerle, yarışma programlarıyla, reklamlar yoluyla “kadını” bir “cinsel köle” gibi lanse edenler ne olacak? Aynı medyanın yazarları sırf barış sürecine destek verdi diye bir kadına “Onu dağa kaldırıp, cinsel köle yapacağım” demiş ve yine o medyadan hiç tepki gelmemişti.
Tecavüzcüler idam edilsin; peki tecavüzü körükleyen simsarlar ne olacak?
Bu yazılanları “tecavüzcüyü koruma” gibi anlayanlar, şeref yoksunluğunda nirvanaya ulaşmış kişilerden başkaları değildir!
“BEN BİLMEM EŞİM BİLİR” diye evimizin içine kadar giren ekran kanalizasyonlarında bir kadının, kocasına “Beni başkasıyla düşün” demesini haftalar boyunca magazin malzemesi yaptılar. Bu söze çok güldüler, kahkalar attılar, geğirdiler, böğürdüler, çukurlaştılar! İşte onlar dün Özgecan’ı, bugün ise Cansel’i magazin malzemesi yaptılar.
Aynı medya grupları, sosyal olaylarda da benzer taktikler izliyor. Önce çocuklar sokağa çekiliyor. Ellerine taş ve molotoflar veriliyor. Olaylar sırasında öldüklerinde ise anında magazin malzemesine dönüştürülüyorlar. Berkin Elvan ve benzeri olaylar böyledir. Önce “öldürt” sonra ağıt yak ve bunların hepsini magazinel bir eda ile yap! Çünkü magazin; yalanları büyük lokma olarak yutmayan topluma, küçük lokmalar yedirmektir.
“Tecavüzcülere ve toplu katliamcılara” idam geri getirilmelidir. Bunu kesinlikle destekliyorum. Bir tecavüzcünün yaşaması, mağdur kişinin ve ailesinin hakkına bir kez daha tecavüz etmektir. Siz adaleti hukuki olarak tesis etmezseniz; insanların kendi adaletini araması kaçınılmazdır. Fakat öncesinde çeşitli önlemlerin de mutlaka alınması gerekir. Özellikle tecavüz medyasına kısıtlama getirilmelidir. Bu özgürlükleri engelleme değil; tam aksine bireylerin özgürlüğüne yol açmak için yapılmalıdır.
“İNADINA MİNİ ETEK, İNADINA DEKOLTE” diyenleri nereye koyacağız?
Çok özür diliyorum; bu medya grupları “18’lik çıtır” diyecek kadar şerefini ve haysiyetini yitirmiş insanlardan oluşuyor. Kendi gazetelerinin sürmanşetlerinde ve internet sitelerinde ahlaksızlık saçıyorlar. Çünkü onların taptığı Tanrılar, arada bir “kurban” istiyor. Cansel, bu kurbanlardan sadece biriydi! Yeni kurbanlar olmasın diye bütün yönleriyle önlemler derhal alınmak durumundadır. Hayat hepimizin hayatı, dünyanın üzerine hepimizin ayağı basıyor!







