Avrupa çöküyor, Türkiye yükseliyor
O günleri hatırlamak bile istemiyoruz! Hani şu; “Avrupa Avrupa duy sesimizi, bu gelen Türklerin ayak sesleri” sloganları attığımız günler var ya! Ne eziklenmişiz be arkadaş; bir futbol maçında Türkiye Milli Takımı rakip kaleye yaklaştığında bile “Avruuupaaa Avruuupaaa…” diye bağırmaya başlıyorduk. Bir de “Türklerin ayak sesleri” diyerek Çanakkale’de ve tarihin daha eski yapraklarında omuz omuza durduğumuz diğer kavimlerimizi “yok saymamız” ayrı bir konu! Kürtlerin, Çerkezlerin, Arapların, Boşnakların, Arnavutların “ayak seslerini” unutarak yeni bir Türkiye inşa edilemezdi; nitekim hatırladık ve büyüdük.
Esasen bunlar dışarıdan “eziklik” gibi gözükse de bilinçaltımızda yatan “Roma’nın fethi” düşüncesi bizi bir futbol maçında bile yalnız bırakmıyordu. Elbette bugün “fetih” anlayışı değişti; “Roma’yı kuşatalım, atımı getirin” düşüncesi “Büyük Komutanlar” ile beraber tarihe karıştı. O sebeple Romalılar rahat olsun, ama asla rahat uyumasın! Çünkü düzenleri çöküyor, kurdukları sömürü düzeni ve kapital mükemmeliyetin son demlerini yaşıyorlar.
Diyelim ki para bitti, ekonomi çöktü. “Paramız yoksa da haysiyetimiz var” diyebilecek bir Avrupalı babayiğit var mı? Bu açıdan bizim de kendimize dikkat etmemiz gerekir. Yaklaşık 600-900 yıl sürecek bir Türkiye-İslam Dünyası hâkimiyeti dünyayı bekliyor; ancak adımları doğru atmak gerekir. Doğru adımlar atılırsa hâkimiyet süresi daha uzun olur. Bunlara “ütopik” diyen tırsık domates kılıklı korkak zevata gelince; onlara kalsaydı şimdi İstanbul bizim değildi!
Allah’a ve peygamberine(sav) inanacaksın; fakat İslam Dünyası’nın dirilişine “inanmayacaksın” öyle mi? Halid Bin Velid ne iş yaptı o zaman? Hz.Hamza niye şehit oldu?
Kendimize güvenelim, medeniyetin özü ve aslı bizim topraklarımızda! Hiçbir yeryüzü ülkesini ve şehrini boş bırakmayalım; gücümüz oranında gidelim, görelim, en azından bilelim. Tamamen bilmemiz elbette çok zor ama çevremizi bilmek de büyük bir başlangıç olur. Antalya, Mersin, İzmir sahillerini elin yabancılarına bırakmayalım! Gücü olanlar gücü ile, duası olanlar duası ile gitsin… Önce kendi malımıza sahip çıkalım, sonrası Allah kerim!..
“SÜLEYMAN DEMİREL GİBİ TARAFSIZ,
AHMET NECDET SEZER GİBİ SÜPER HALKÇI”
CeHaPe’nin navigasyon takılı süper kahramanı, uçan bıldırcın Kemal Kılıçdaroğlu yine harika ve eşsiz bir konuşma yaparak, “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı” dedi. Vaayyy beee, dünyayı kurtaran adamım benim yaaa! Sahanda yumurtamsın Kemal, sabah uyandığımda şöyle ellerimi açıp gerinince çıtırdayan kürek kemiğimsin Kemal, arımsın balımsın peteğimsin Kemal! Kemaaal Kemal!.. Hayran kaldım doğrusu, önümüzdeki seçimlerde ben de senin gibi yapıp CHP’ye oy vermeyi unutacağım!
Kemal Kılıçdaroğlu her ne kadar pek kaale alınmayacak bir şahıs gibi dursa da sonuçta CHP’li seçmenlere olan saygımızdan dolayı onu herkes gibi biz de kaale alıyoruz.
Aslında onlar Cumhurbaşkanı tarafsız olsun derken; “Halkın tarafında değil, elitlerin tarafında olsun” demek istiyorlar. Yani onlara göre “tarafsızlık” Türkiye halkına kimler düşman ise onlarla dost olmak manasına geliyor.
“Erdoğan tarafsız olsun” sözü dahi belli bir tarafa aittir!
“Başörtülü kamusal alana giremez” diyen A.Necdet Sezer gibi tarafsız olsun değil mi? “Başörtü ile okumak isteyen Arabistan’a gitsin” diyen z’ahmetli Demirel gibi tarafsız olsun değil mi? “Bir sağdan bir soldan astık” diyen Kenan Evren gibi; Kur’an-ı Kerim’i kastederek, “Gökten indiği sanılan kitap” diyenler gibi tarafsız olsun değil mi?
Kusura bakmayın Bay’ım, kusura bakmayın Neytinil Centilmen (İngi-lazcasını boşver ya), kusura bakmayın Monşer, kusura bakmayın beyler bayanlar ve de merdivenden kayanlar!.. Devir halkın devri ise, bu devran hep böyle sürüp gitmeyecek ise; “Biz Recep Tayyip Erdoğan’ı bu haliyle seviyoruz” diyen halk kitlelerine, millete, vatanın öz evlatlarına hem de kanuni çerçeve içinde, hem de kamusal alanların hepsinde tek tek saygı duyacaksınız! Onlar da sizin liderlerinize ve yaşam tarzınıza saygı duyacak!
Son olarak CHP’li seçmene sesleniyorum. Allah aşkına liderinizi değiştirin, bu ne ya! Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine şöyle daha milli, daha akıllı bir lider seçin. Yazık, size yazık, verdiğiniz oylara yazık, ülkeye yazık… Düşünsenize, Kılıçdaroğlu Ordu’da fındık bahçesinde tırpanla ot biçerken partililer alkışlıyor. “Vay be, nihayet bir işi başarabildi” diye düşünüyorlar herhalde… Gelin, beni azıcık dinleyin, en azından ülkenin önünü bazı konularda açacak bir lider seçin kendinize!.. Yoksa bu navigasyon; sizi de partinizi de liderinizi de çok yanlış yollara sürükler; kaybettiğiniz zamana da ülkenin gündemine de katkınız olmaz, öylece yaşayıp durursunuz!
HAYIRLI RAMAZANLAR EFENDİM: 365 gün 6 saat hayatın her anında, dünyanın her mekânında, her şartta; müslümanca düşünüp, müslümanca yaşamak ve O’nun yolunda ölmek nasip olsun… sözde değil özde; eğilmeden ve eğrilmeden!.. Ramazan ayımız hayırlara vesile olsun…







