“Akit, PKK gazetesi basıyor” iftirasına inanan süzme saftirikler!
Akit gazetesi, kurulduğu 12 Eylül 1993’ten beri statükonun, ağababaların, çakalların, namussuzların, müptezellerin, İslam düşmanlarının, ezan ve cami düşmanlarının, apoistlerin, teröristlerin nasırlarına basıyor!
Ancak Akit gazetesi PKK gibi “leş” örgütlerin yayın organlarını basmıyor, basmadı, basmaz da!
Kafa karıştırmak isteyenler, “alçaklıkta zirve” yapıyor, “Akit, PKK gazetesi basıyor” iftirası atıyorlar.. Bu yalanı uyduranlar PKK’nın patlattığı bombalardan nemalananlardır! Kendi düştükleri kanalizasyona Akit’i de çekmeye çalışıyorlar, ama bir türlü tutturamıyorlar! Çünkü doğru biriciktir; yalan ise bir gün muhakkak açığa çıkar!
Akit gazetesine 312 GENERAL maddi tazminat davası açtı!
FETULLAH GÜLEN yüzlerce “para” cezası içeren davalar açtı!
AYDIN DOĞAN açtığı davalarla milyar milyar para istiyor!
Akit gazetesi tüm bu davaları “daha fazla para kazanmak” için mi göğüslüyor? Bırakın onu bunu, sırf davalardaki paraları ödeyemediği için Akit’in ismi 4 kez değişti! Binalarına PKK’lılar tarafından molotoflar atıldı. Matbaası 400 özel harekât polisiyle helikopterler eşliğinde basıldı. O gün hiç kimse “Özgür basın susturulamaz” demedi! Üstelik Akit’in yetkilileri çıkıp da “Ey başörtülü bacılar hadi gazetenin önünde cevşen okuyun, annelerinizi-kızlarınızı alıp duygu sömürüsü yapın, polisin önüne canlı kalkan olun” demedi! Sağına soluna bakmadan dimdik mücadelesini verdi.
23 YILDIR AKİT’TE PKK LEHİNE TEK BİR SATIR HABER YAYINLANDI MI?
Bu iftiralar ara ara gündeme alınıyor, içimizden bazıları ise buna inanma noktasına gelebiliyor! Sorun iftira falan değil; asıl sorun bazı insanların bu saçmalığa ve iftiralara inanması!
23 yıllık yayın hayatında Akit gazetesinin “PKK’yı öven” sadece bir haberini gösterebilir misiniz? Haber dediysek öyle koca koca manşetlere gerek yok, şöyle kıyıda köşede kalmış tek haber gösterin! Hepsinden vazgeçtim; PKK lehine tek cümle gösterin! YOK, gösteremezler!
Hal böyle iken nasıl oluyor da Akit, PKK gazetesi basıyor yalanına inanabilirsiniz.
Bu konuda cevabı Ali İhsan Karahasanoğlu ağabey 29 Temmuz’da “2 yıl önceki paralel iftirasına sarılanlar” köşe yazısıyla gayet net bir şekilde verdi. Gazetemizin İcra Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Karahasanoğlu ağabey açıklama yaparak; “Sadece PKK’yı savunan gazeteleri değil, Radikal gibi müstehcen resimler basan gazetelerin hiçbirini de 20 yıllık matbaacılık hayatımda basmadım, basmam da! Bu iftirayı atanlar namussuzdur, ahlaksızdır!” şeklinde net konuştu. Daha ne denecek?
Tüm bunları Akit gazetesinin bir yazarı ve muhabiri olmak duygusuyla değil; Akit’in mücadelesini bilen ve yıllarca abone olarak gazeteyi okuyan bir okuyucu bilinciyle yazıyorum. 23 yıldır bu gazeteyi satır satır okuyanlar bilir ki, Akit’te mâlum Cola firmasının reklamı hiç basılmamıştır! Faizli banka reklamı, müstehcen içerikli reklamlar hiç basılmamıştır! Birileri “para için” bunları bassa da Akit buna asla tevessül etmemiştir, etmez de! Çünkü Akit’in kuruluş felsefesi, davası ve en önemlisi de inançlı kadrosu buna müsaade etmez!
“KİRLİ DİLLER VE EDEBİYATLAR UZMANI AHMET HAKAN COŞKUN”
Ruhunu satmayı bir haz biçimi olarak literatüre yazdırmanın telaşındayken dünyayı ıskalayan ama onu “yaşadığını” zanneden bir adam yalnız kalmaya mahkûmdur! Bu açıdan Ahmet Hakan Coşkun, etrafı süs bitkileriyle dolu bir yalnızdır! Bu yalnızlık, verdiği mücadeleden değil kiraladığı kaleminden kaynaklanmaktadır! Yüreğinde küfür olan bir kalemin mürekkebi küftür!
Bu sözler onun çok ama çok zoruna gider, çünkü gerçeklerden uzaklaşalı epey olduğu için tekrar hatırlatılmasının verdiği ızdırabı bir Ramazan günü patron teknelerine yenik düşen orucun pişmanlığı dahi bastıramaz! Dilediğine küfür eder; ancak kendisine “seviyeli üslup” bekler! Hem nalına hem mıhına vurarak insanları aldatmakta üstüne yoktur. Bu konuda “vay beee” bile dedirtir bazen!
Akit gazetesinin gerçekleri yazması öyle zoruna gider ki, tüm pis işlere, pis kelimelerine, iğrenç yaftalamalarına Akit’i alet etmeye çalışır! Çünkü Akit gazetesi onun hayal dahi edemeyeceği bir mücadeleyi kendi grubuna göre çok sınırlı imkânlarla vermektedir! Bu yazdıklarım, düşenlere tekme vurmaya çalışan bir düşküne gerçekleri hatırlatmanın önsözüdür! Düştüğün bataklığın küflü kokusunu her fırsatta Akit gazetesine ve çalışanlarına “müptezel” diyerek bastıramazsın! Ortada bir müptezel varsa, onu ancak aynaya bakarak görebilirsin! Atalar boşuna dememiş: Öküzümün alnı sakar, kendi lakabını bana takar!







