• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Fahrettin Dede
Fahrettin Dede
TÜM YAZILARI
06 Mart 2019

Davutoğlu’nun geri sayımı!

Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ekseninde gündeme gelen bir ya da iki parti hakkında her gün yarı gerçek, yarı sansasyon bir dolu iddia yazılıyor. Önce birlikte parti kuracakları yazıldı, sonra iki farklı parti kurulacak denildi. Kamuoyu, genel olarak Davutoğlu ile Gül-Babacan’ın ayrı ayrı hareket ettikleri üzerinde icmada anladığım kadarıyla…

ERDOĞAN MUHALİFLERİ BİLE ELEŞTİRİYOR

İşin gerçeği benim en çok merak ettiğim, onlarca farklı gazetede, yüzlerce yazar tarafından yazılan yeni parti yorumları hakkında iki farklı yeni parti cephesi ne düşünüyor? Eğer Davutoğlu ya da Gül, eğer gerçekten yeni parti planları varsa bu yazıları mutlaka okuyorlardır. Bu yazılarda en bariz şekilde dikkat çeken şey, Gül ve Davutoğlu’nu iktidar destekçisi kalemler kadar, bir avuç ‘kaos’çu Babıali dinazorlarını bir tarafa bırakırsak iktidar muhalifi isimler de eleştiriyor. Özellikle Gül ve cephesine yakıştırılan tanımlamalar, ‘sinsilik’ ve benzeri tarifler ekseninde toplanıyor ki Cumhurbaşkanlığı makamına kadar gelmiş bir siyasetçi için bu durum hiç de hoş olmasa gerek…

Yazı için bilgisayarın başına geçtiğimde “Gül/Davutoğlu ne yapmalı?” tarzı bir yazı yazmayı düşünmemiştim. Gül, 17-25 Aralık sürecinden 24 Haziran’a kadar gün gün, adım adım uçurumun kenarına kadar yürüdü… Yıllarca süren suskunluktan sonra ‘kardeşi Tayyip Erdoğan’ın karşısına rakip olarak çıkamamasının sebebi olarak “geniş bir mutabakatın oluşmamasını”  açıkladı.

PARTİ Mİ VAKIF MI?

Ancak Davutoğlu, bugün için sıfırı tüketmiş değil! Davutoğlu’nun 24 Haziran sürecindeki “AK Parti'nin adayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, hepimizin adayıdır” açıklaması geniş bir kesimde memnuniyetle karşılandı. Davutoğlu’nun AK Parti içindeki bazı politikalar karşısında şerhi olması, bazı politikalara itiraz etmesi normaldir. Ancak Davutoğlu’nun kendisini anlatmakta yaşadığı en temel sorun, kendisinin maiyetinde görülen kadronun davranışlarında ortaya çıkıyor. Davutoğlu’nun yanında konumlanıp kendisine muzahir duranlar, memleketteki her sorunu Erdoğan’a yıkmanın çabasında… Ancak bugün yanında konumlandıkları Davutoğlu da, daha düne kadar Erdoğan’ın yanında konumlanıyordu.

Davutoğlu, saatini geri sayıma ayarlamış…

Ya Parti kurup Gül’ün kaderini yaşayacak; ya da bir vakıf, dernek kurup siyasî fikirlerini o şekilde yaymanın yolunu arayacak.

 

Filistin, ‘Unutulmuş Filistin’ ve ‘Türklerin Filistin’i’…

Dün yeniakit.com.tr’de İngiltereli Müslüman yazar Yivonne Ridley’in Middle East Monitor için kaleme aldığı bir yazının detayları vardı. “Hindistan-Pakistan gerilimi arkasında İsrail var” başlıklı yazının detaylarında Ridley, Keşmir için “Unutulmuş Filistin” tanımlaması yapıyordu.

Birkaç yıl önce Kırım’ın dünyaca ünlü yazarı Cengiz Dağcı’nın “Korkunç Yıllar” isimli kitabının Arapça tercümesi elime geçtiğinde eseri Arapça’ya kazandıran Prof. Dr. Muhammed Harb hocamız da önsözde Kırım için “Türklerin Filistin’i” ifadesini kullanıyordu.

İslam dünyasının acısı, elemi, kederi o kadar çok ve fazla ki…

Filistin, Keşmir, Kırım… Ve belki onlarca başka işgal altında coğrafya…

Filistinliler 20’nci yüzyılda çok büyük acılara maruz kaldı… Ama çok da büyük bir direnişe imza attılar…

İslam dünyası ne zaman toparlanacak? Bu soruya net bir cevap veremiyoruz.

Ama bütün dünya Müslümanları, geçen yüzyılda Filistinliler kadar direnme becerisi gösterse bugün bu durumda olmazdık!

 

Yeni Arap Baharı yolda mı?

Washington Post’ta yayımlanan İşhan Tharoor imzalı “Yeni bir Arap Baharı yolda mı?” başlıklı yazı dün Ortadoğu’nun en önemli gündem maddesiydi galiba… Takip edebildiğim kadarıyla yazı epey tartışıldı.

Sudan’da gösteriler 2 ayını doldururken, bu kez Cezayir’de 5’inci kez cumhurbaşkanlığı için aday olan Buteflika sebebiyle gösteriler başlıyor. Ardından şimdi de Mısır sokakları ıslık ve düdük sesleriyle yankılanıyor.

Geçtiğimiz hafta Mısırlı, Suriyeli ve Filistinli arkadaş grubuyla oturuyorduk. Arap sokağındaki son gelişmeleri konuşurken, içimizdeki en realist ve rasyonalist olan Filistinli arkadaşım bile “Ben bu kez ümitliyim” deyince şaşırdım.

Evet, Arap sokağı adına ben de ümitliyim; ama sistem yerli yerine oturmadan, yerli ve milli bir muhalefet oluşmadan, en önemlisi de karizmatik liderlik ortaya çıkmadan yaşanacak her türlü değişim kuşkuları beraberinde getiriyor.

Arap Baharı’nın yaşandığı hiçbir ülkede “karizmatik bir lider” ortaya çıkmadı ve bölge 2011’den buyana kan gölüne döndü. Bölge rejimleri miadını doldurdu, yıkılmayı bekliyorlar. Ama karizmatik ve güçlü liderler çıkmadan hiçbir değişim sürdürülebilir olmayacak.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23