• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Enes Alemdar
Enes Alemdar
TÜM YAZILARI

Salağa yatmayı bırakın!

04 Eylül 2016
A


Enes Alemdar İletişim: [email protected]

Geçtiğimiz günlerde Alman basınında Suriyeli çocuklarla ilgili çıkan bir haber büyük infiale sebep oldu. Federal Asayiş Dairesi’nin verilerine göre Almanya’da 9 bin mülteci çocuk kayıp. Haberin medyaya yansımasıyla, başta Türkiye olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden konuya duyarlı insanlar sosyal medya yoluyla bu skandala tepki gösterdi ve şimdi herkes kaybolan bu çocukların nerede ve akıbetlerinin ne durumda olduğunu merak ediyor. Öte yandan olayla ilgili resmi makamlardan gelen açıklamalar ise alçaklığın dik alası!

Neymiş efendim!?

Kendilerinin de bir bilgisi yokmuş.

Darbe oldu diyorsunuz!?

“Konuyu bilmiyorduk, gerekli tepkiyi veremedik” diyorlar.

“PYD lideri Salih Müslim Avrupa Parlamentosu’nda ağırlandı, basın toplantısı yaptı” diyorsunuz!?

“Benim de şimdi haberim oldu” diyorlar.

Esasında Avrupa politikası için bu yeni bir retorik değil. Sıkıştıkları her konuda kendilerini deliye vurarak insanların zihinleriyle alay etme çabaları bunlar için ata sporu.

Fakat mesele bu sefer çok farklı;

Söz konusu olan durum hiçbir şeyden haberi olmayan, güçsüz ve savunmasız çocuklar. Üstelik bu çocukların çoğu dünyaya gözlerini ezanla açan Müslüman nesiller.

Yani bizim çocuklarımız, geleceğimiz…

***
Konuyla alakalı bir takım komplo teorileri olsa da bunların içinde en öne çıkanı çocukların organ mafyalarının eline düştüğü yönünde. Mafya tanımı bir bakıma doğru, kaybolan binlerce Suriyeli hatta Türk çocuklar bu mafyaların elinde. Fakat bu mafyalar öyle bildiğiniz suç örgütleri gibi değil, dertleri organ filan da değil. Devletin bizzat finanse ettiği ve yönetim hakları yerel belediyeler de olan resmi bir mafya. Öyle gizlisi saklısı da yok! Almanya seyahatlerinizde ülkenin muhtelif bölgelerinde bunlardan 600 tane var, gittiğinizde dışarıdan rahatça görebilirsiniz ancak içine giremezsiniz.

***

Resmi adıyla JUGENDAMT (GENÇLİK DAİRESİ) olan bu kurum, günümüzde revize edilmiş Nazi kampları olarak işlevini devam ettiriyor. Özelde Türklerin genelde ise Avrupa’da yaşayan tüm Müslüman ailelerin çocukları bu kurum tarafından keyfi sebeplerle zorla ellerinden alınarak köklü bir asimile politikasına maruz bırakılıyor. Öyle ki, domuz eti yedirmekten tutun erkek çocuklarının sünnet olmasını engellemeye kadar birçok insanlık dışı yaptırımlar uygulanıyor. Tabi her şey bu kadarla sınırlı değil. Asıl ürkütücü olan ise teknik detaylar. Her ne kadar federal daire, rakamı 9 bin olarak verse de gerçek veriler öyle demiyor.

***

2004 yılından Suriye savaşının başladığı 2011 yılına kadar, gençlik dairelerinde yıllık ortalama artış seviyesi 2 bin. Fakat 2012 yılından sonra 40 bin olan çocuk sayısı günümüzde resmi olmayan rakamlara göre 60 bin seviyesinde ( Resmi olmayan diyorum çünkü kurumun 2016 yılına ait rakamlarını bulamadım, bu da ayrı bir garabet tabi). Yani normal artış seviyesine bakacak olursak bu rakamın en fazla 48 bin olması gerekirken, arada 12 bin gibi korkunç bir açık var ve en önemlisi de bu kurumlar sadece Almanya’da yok. Göçmenlerin yoğun yaşadığı bütün AB üyesi ülkelerde faaliyet gösteriyorlar.   

***

Dahası da var. Kendi rezil kepaze tarihlerine bakmadan her fırsatta insan haklarından dem vuran çocuk tacirleri kurdukları paravan şirketler üzerinden özellikle zeki çocukları 5.000-10.000 Euro karşılığında zengin ailelere satıyor. En son geçen yıl Almanya’da bununla ilgili büyük bir skandal yaşandı. Gelsenkirchen Gençlik Dairesi’ndeki yetkili iki müdürün, Macaristan’da kurdukları “Yeni Başlangıç” isimli bir şirket üzerinden çocuk sattığı medyada patlak verince müdürler apar topar görevden alınmıştı. Geriye kalan diğer çocuklar ise, ya radikal hıristiyan ailelere ya da uyuşturucu gibi ahlaki sorunları olan ailelere koruyucu aile maskesi altında veriliyor. Sadece Hamburg’da 50 koruyucu ailenin uyuşturucu kullandığı resmi tespitler arasındadır.

***

Bunlar gibi medyaya yansımayan yüzlerce olay var. İnsanlar zorla ellerinden alınan çocuklarının hesabını hiç kimseye soramıyor. Her ne kadar bazı vakıf ve STK’lar bu konularda hukuki girişimlerde bulunsalar da maalesef çok fazla olumlu sonuçlar alınabilmiş değil. Adları Muhammed olan, Hasan olan binlerce çocuk, Hans’ların elinde göz göre göre yok olup gidiyor. Ülkelerine aldıkları mültecileri adeta tek tek sayarak alan yetkililer ise “bilmiyoruz” deyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.

Öyle ya, çıkıp da;

Bizler çocuk tacirleriyiz,

En fazla çocuk tecavüzü, çocuk pornoları bizde,

Her türlü pislik bizde,

Bizler Küresel Emperyalizm’in modern Firavunlarıyız,

diyecek halleri yok..

 twitter.com/Enesaalemdar

[email protected]

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23