Yunan kukla, asıl düşman Amerika!
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın en üst perdeden yaptığı açıklamalarından sonra, Yunanistan’ın ülkemize karşı hasmane tutumu yeniden gündeme geldi. Ancak Yunanlılar, bize düşman olamayacak kadar küçük bir kuvvettir. Nitekim milletimiz, Yunanlılarla baş başa kalınca, her seferinde onları mahvetmiştir.
Türk milletinin Batı sınırında yaşadığı sorunların asıl sebebi Yunanlılar değildir. Karşımızdaki asıl tehlike, esas düşman Amerika’dır.
Amerika, Türk milletine, ebediyen dost olmaz. Amerika’nın dostluğuna inananlar, aldanırlar. Amerika’nın yegâne hedefi, memleketimizi parçalamak ve milletimizi ortadan kaldırmaktır.
Amerika’nın ülkemize karşı hasmane tutumu, elbette yeni değil, tarihseldir. Bugün neremiz kanıyorsa, orada, Amerika’nın parmağı vardır. Yarın kiminle ve nerede sorun yaşama ihtimalimiz varsa, orada Amerika’nın hesabı vardır.
Bin yıllık emeğimizle birlikte haysiyetimizi, birikimlerimizle birlikte özgürlüğümüzü de hedef alıyorlar. Daha azına razı değiller.
Bu konuyla ilgili birçok örnek verebiliriz.
İşte, bir tanesi: Amerikan Başkanı Thomas W. Wilson’a Türkiye’ye atanacak büyükelçinin kim olacağını sormuşlar. Wilson, şu cevabı vermiş: “Türkiye diye bir devlet yok ki, elçi göndermeye ihtiyaç olsun!”
Bir örnek daha: İşgalci Yunan askerlerini İzmir’e çıkaran filonun içinde Amerikan gemileri de bulunuyordu. Yunan askerlerinin İzmir’den tahliyesi esnasında da Amerikan gemileri görev almıştı.
Ve bir tane daha: Amerika, Lozan Barış Anlaşmasını imzalamaya yanaşmamıştır. Montrö’yü delmek için de elinden geleni yapmaktadır
Amerika’nın fenalıkları, saymakla bitmez.
Kıbrıs Barış Harekâtı’na karşı çıkan Amerika, bu nedenle, Türkiye’ye ambargo uygulamıştır. Hatta ülkemizin, haşhaş üretimine bile müdahale etmiştir.
Ermenileri asıl kimlerin kışkırttığı ve Eşref Bitlis Paşa’nın kimler tarafından şehit edildiği sorularının cevabı da aynı adresi işaret etmektedir.
Biraz daha yakına gelelim.
Irak’ın işgali ve Süleymaniye şehrindeki Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesini örnek gösterelim.
En seçkin savaş gemilerimizden bir tanesi olan Muavenet’in, Ege denizindeki bir ortak tatbikatta, Amerikan savaş gemisinden atılan bir füze ile batırıldığını da hatırlatalım.
Geride kalan bunca yıla rağmen, Amerika’nın Türkiye’ye bakışı değişmemiştir. Halen, ülkemizi ve milletimizi, yok saymaya devam etmektedir.
‘Müttefikimiz’ Amerika’nın, bölücü terör örgütü ile mücadele etmesini bekliyoruz. Ancak Amerika, bu yöndeki bütün ısrarlarımıza rağmen, PKK/YPG’ye hiçbir müdahalede bulunmuyor. Aksine her türlü bilgi paylaşımının yanı sıra, silah ve lojistik yardımında bulunuyor.
Türkiye’deki 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinin, Gezi kalkışması, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinin arkasında Amerika’nın olduğu da herkesin malumu.
Şimdi, sıcak bir örnek verelim.
Yunanistan’da; Girit, Stefanovic, Larisa, Kavala, Dedeağaç ve Selanik’te, Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri üsleri var.
Dedeağaç ve Larisa’daki hava ve deniz üsleri birkaç yıl önce açıldı. Buraya dikkat: Lozan Anlaşması’nın yıldönümünden bir gün önce…
Dedeağaç bölgesinde, muhtemel bir kara harekâtına yönelik, 20 bin kişilik bir birlik ve çok sayıda tank bulunuyor. Ancak buradaki üssün asıl amacı: Amerika’nın, Bulgaristan üzerinden Karadeniz’e çıkmak ve Rusya’yı baskı altına almak.
Larissa’da kurulan hava üssü de yine gerektiğinde ivedilikle Karadeniz’e çıkmak ve Rusya üzerinde, hava kuvvetleriyle, baskı oluşturmak için kuruldu.
Bitmedi. Bu üslerdeki Amerikan varlığının başka gerekçeleri de var.
Lafı dolandırmadan söyleyelim: Amerika, bölgede sadece Rusya’yı değil, bizi de doğrudan hedef tahtasına oturtuyor. Bu üsler üzerinden, Türkiye’nin önünü kesmeyi hedefliyor. Ülkemizin bölgedeki caydırıcılık gücüne darbe vurmayı amaçlıyor.
Ege’deki kıta sahanlığı, hava sahası ve münhasır ekonomik bölge ile ilgili meselelerde sadece Yunanistan’ı değil, Amerika da karşımızda yer alıyor.
Ege’deki bu üsler, tam da bu niyet doğrultusunda, Amerika’nın elindeki en iyi savunma silahlarıyla donatılmış bulunuyor. Patriot gibi önemli hava savunma silahları da bu üstlerde yer alacak.
Yazımızı önemli bir uyarı ile noktalayalım: Amerika ile sadece Ege’de değil; Karadeniz, Akdeniz ve özellikle Batı Türkistan’da (Balkanlar) da karşı karşıya gelmemiz kuvvetle muhtemeldir.