• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Akit Medya Grup İftarı

12 Mart 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Akit Medya Grup İftarı
HÜSEYİN ÖZTÜRK

“Beklenen Vakit” ismiyle basın dünyasına adım attığımız 1993 yılında, arkamızda bir nalbur dükkânı, bir de yine aynı dükkândan beslenen Cuma Dergisi vardı.

Gazetenin ve derginin çıkması için sermayemiz yoktu ama ekmeğini, parasını, derdini bölüşerek, okuyucusuyla kale duvarı gibi bütünleşen adamlarımız vardı.

28 Şubatçıların ayak izlerinin duyulmaya başladığı günlerde “Beklenen Vakit” ismiyle çıktığımızda, vesayet rejimine; “Durun bakalım” diyerek yayına başlamıştık.

Sessiz çoğunluğun sesi olarak sesimiz kısılmaya hatta kesilmeye kalkıldı. Kestiler, lakin yeniden kök verdik.

Arkamızda ise önce gazetenin inanmış kadroları ve bu kadroların yanında, Anadolu’nun her yöresinden hiçbir beklentisi olmayan amentü sahibi insanlarımız vardı.


Hukuk ve adalet kavramı ve tüm kanunlar, sadece vesayetçilerin istedikleri gibi at koşturdukları sahaydı. Bir de güya gazetecilik adına devletin kasasını boşaltan kartel medya aparatı vardı.


O yılları hatırlayanlar, yaşayanlar bilir ve söylerler ki, sırtımızda yokuş yukarı taş taşıyarak ayakta durabilmiştik.

Rahmetli Mustafa Karahasanoğlu ağabeyin; endişesiz, korkusuz, kaygısız inanmış duruşu, hepimizi cesaretlendiriyordu.

Hamdolsun o günlerden bugünlere gelindi. Şimdi gazete ile birlikte televizyon var, dergiler var, internet yayıncılığı var.


Önceki günkü iftar sofrasında aklımdan bunlar geçmişti. O yıllardan kimse kalmamıştı. Sanırım bir tek şahsım kaldı. Yanlış anlaşılmasın günlük köşe yazarı olarak derim.


Tabii Nuri Bey ve Ali Bey baştan beri vardılar ve gece gündüz demeden esas onlar her işe koşturmaktaydı. Bugün de aynı iştah ve heyecanla iş başındalar şükür.

Gazetede sinema eleştirmeni olarak yazmaya başlamıştım. Rahmetli Hasan ağabey, köşene bir isim bul demişti.

Köşenin adı “Sintera” idi. (Sinema, televizyon radyo) Sinema filmleri ve televizyon eleştirmenliği bir yıl sürdü.


“Milli Sinema” ekolünün ikinci kuşağı olarak o yıllarda sinema ve televizyon eleştirmenliği lazım idi. Bir yıl sonra sanırım günlük yazılara başlamıştım.

İki yıl gibi de Cuma Dergisinin yazı işleri müdürlüğü uhdemde kalmıştı. Çok güzel röportajlar yapıyorduk ve ses getiriyordu.


Şimdi bunları söyleyince; “Sanki şimdi yapılmıyor, ah o günler gibi bir şey söylemiş olmayalım. Şimdi de başta Ali Bey olmak üzere yayın çizgimiz yerini korumakta.

Televizyonun da ilk kurucu heyetinde yer almıştım. Rahmetli Mustafa ağabeyi televizyon için ikna etmekte epeyce zorlanmış, Ekrem Kızıltaş’tan yardım istemiştim.


Dün bunları bir dost ile paylaşınca; “Neden televizyonda yoksun” dedi. Ona verdiğim cevabı derç edeyim.

Sinema ve televizyonda ekranı hiç sevmedim, ekran da beni sevmedi. Hep kameranın arkasında durdum. Üreten insan olmayı yeğledim. Geçelim.

Ezcümle:

Başta Mustafa ağabey ve bugüne kadar gazeteye emeği geçmiş tüm vefat edenlerimizin ruhu şerifi için el-Fatiha

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23