• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

İşgal rejimi çok yönlü savaş yürütüyor

12 Mart 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

İşgal rejimi çok yönlü savaş yürütüyor
AHMET VAROL

Siyonist işgal rejimi bir yandan İran’a yönelik saldırılarını, arkasındaki emperyalist güç ABD ile birlikte sürdürürken, dünya kamuoyunun dikkatlerinin buraya odaklanmasını da bir fırsata dönüştürmek suretiyle Filistin ve Lübnan cephesinde savaşını, şiddet uygulamalarını, tehditlerini ve baskılarını daha üst düzeye çıkarmış durumda.

En başta işgal rejiminin Lübnan’a yönelik saldırılarının sebep olduğu can kaybının, yaralanmanın ve maddi hasarın İran’a yönelik saldırılarının yol açtığı kayıp ve hasardan çok geri kalmadığını, bu ülkede de arka arkaya katliamlar ve büyük yıkımlar gerçekleştirdiğini belirtelim. İşgal rejiminin bu ülke halkına yönelik tehditleri, güney ve doğu kesimlerde onlarca yerleşim alanına tahliye uyarıları göndermesi sebebiyle 800 bine yakın insan yerinden edilmiş durumda. Bizim bu yazıyı yazmamızdan önceki açıklamalarda verilen rakamlarda işgal güçlerinin son dönemlerde gerçekleştirdiği saldırılarda Lübnan’da öldürülenlerin sayısı 600’e, yaralananların sayısı ise 1500’e yaklaşmıştı. Öldürülenlerin arasında belediye başkanından sağlık görevlilerine çok farklı konumlarda insanlar var. Öldürülenlerin büyük çoğunluğunu da Filistin’de olduğu gibi siviller oluşturuyor. Tabii ki siyonist katillerin bu derece cüretkâr olabilmeleri Batılı emperyalist güçlerden aldıkları destek sayesinde mümkün olmaktadır.


İşgalci siyonistler dikkatlerin İran Savaşı’na çekilmiş olmasını Filistin’deki baskı ve şiddet uygulamalarını artırmada da değerlendiriyor.

Filistin’de en başta Gazze’ye yönelik baskı ve ablukayı daha da şiddetlendirmek için değerlendiriyor. İran’a yönelik saldırıların başlatılmasından kısa süre önce çok cüzi miktarda açtığı Refah Sınır Kapısı’nı savaşı bahane ederek yeniden kapattı. Bu yüzden bu kapıdan hasta ve yaralıların tahliye işlemleri, ailelerinin yanına dönmek isteyenlerin girişleri, yurt dışında tahsil gören ya da çalışan Gazzelilerin çıkış yapmaları tamamen durduruldu.

İşgal rejimi, ateşkes anlaşmasında kabul ettiği miktarda insani yardımın ve yakıtın sokulmasına zaten müsaade etmemiş ve bu konudaki taahhüdünü yerine getirmemişti. Gıda ve diğer zorunlu ihtiyaç maddelerinden içeri sokulan miktar belirlenenin yüzde 50’si, yakıt miktarı ise belirlenenin %20’si oranlarında kaldı.


İran’a yönelik saldırıların başlatılmasıyla birlikte işgal rejimi, BM yardım tırlarının girdiği Kerem Ebu Salim Kapısı’nı da bir haftadan fazla bir süre tamamen kapatarak insani yardımların girişini engelledi. Bu kapıyı bu haftanın ilk gününden sonra kısmen açtı, ama sokulan yardım miktarı ihtiyacın çok altında kalıyor. Bir miktar da “İsrail” olarak tanımlanan “1948’de işgal edilmiş bölge”den ticari ürünlerin sokulmasına izin veriliyor ki Gazzelilerin bunlardan yararlanabilmeleri için parayla satın almaları gerekiyor. Şu an hiçbir yerden gelirleri olmayan Gazzelilerin bu parayı elde edebilmeleri için de dışarıdan kendilerine yardım yapılması gerekiyor.



İşgal rejimi yine İran Savaşı’nı bahane ederek kapattığı Mescidi Aksa’ya Müslümanların girmesini ve ibadet etmelerini engellemeye devam ediyor. Bu kutsal mabedin uzun süre kapalı tutulması çeşitli endişelere sebep oluyor. Mescidi Aksa’nın bulunduğu Eski Kudüs’ün işgalci siyonistler tarafından 1967’de işgal edilmesinden bu yana bu mabed hiç bu kadar uzun süreli ibadete kapalı tutulmamıştı.


İşgal rejiminin ırkçı ve son derece saldırgan görüşleriyle öne çıkan sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Kudüs çevresine inşa edilen yahudi yerleşim merkezlerinde ikamet edenlerin tümüne silah taşıma ruhsatı verilmesi yönünde karar alması, işgal hükümetinin yerleşimci çeteleri daha etkin bir şekilde savaşa dahil etme hazırlığı içinde olduğunu gösteriyor. Ben Gvir’in kararına göre 300 bin yerleşimci teröriste daha silah ruhsatı verilmesi planlanıyor.

Dünya kamuoyunun dikkatlerinin bölgesel savaşa çekildiği sırada işgal rejiminin himaye ettiği yerleşimci terör çetelerinin Filistinlilere yönelik saldırılarında da ciddi artış gözlendi.

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İsrail ve ABD Biliniyor Asıl Finansörler Teşhir Edilmeli

ABD olmadan İşgal rejmi dediğiniz İsrail hiçtir. ABD yi petro- dolarların BAE, Katar ve Suud lar finanse ediyor. Hatırlarsınız bu günlerin olacagı Trump Suudları ziyaret ettiğinde Suud lar önemli kadınları dizip arkada sarıklı kafalarla adamcıklar ellerinde kılıçları bedevi dansı yaparak karşılamışlardı. Silah almayı tahüd ettiklerinin yanında Trump'ın Yahudi damadı Kushner'in şirketine 2 milyar dolar yatırım yapmışlardı. İsrail kadar Filistin ve İran saldırıları destekleyen başta Suudlardır. 2 mikyar rüşvet İran'a sakdırının ön ödemesiydi. Ne diyor almak Cübbeli Yahudiye bulaşmayın, yani İran'a saldırıyı destekleyin. Kim olursa olsun İsrail'in Filistin'e, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını açıktan kınamayan İsrail ve ABD işbirlikçisidir. ABD bu savaşı önünde sonunda kaybedecek, işbirlikçileri ve finansörleri rezil olacaklardır.

Sayın yazara /ümmi bir mü'min

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir akıtır. Zira fıtratı öyledir. Melek itaat eder iblis isyan eder. Taif halkı zulm eder, Muhammed-i Arabi(sav) şefkat ve merhamet eder. Soruyorum:kürsülerde mangalda kül bırakmayan yetkili ve de etkili olanlar katledilen masum 165 iranlı kız çocuğu için dostları olan Trump katilini kınayabildi mi? HAYIR. Peki neden? İktidarda mezardaki Demirel mi var?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23