--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vuçiç anladı, Kılıçdaroğlu anlamadı

Ayhan Demir
Ayhan Demir

Türkiye’yi anayasa değişikliğine zorlayan temel sorun, çift başlılıktır. Bu sadece Türkiye’nin değil, birçok ülkenin sorunudur.

Balkanlar’dan birkaç örnek verelim.

Önce Bulgaristan...

Bulgaristan’da, geçen yıl Kasım ayında Cumhurbaşkanlığı Seçimleri yapıldı. Ana muhalefet partisi BSP’nin adayı Rumen Radev, ülkenin beşinci cumhurbaşkanı oldu. 

Seçim sonuçlarının netleştiği dakikalarda, Başbakan ve GERB lideri Boyko Borisov da hükumetin istifasını açıkladı. Ülke yönetimi, aylardır, teknokratlar hükumetine emanet.

Çiçeği burnunda Cumhurbaşkanının ilk icraatları ise meclisi feshetmek ve 26 Mart’taki erken seçimleri ilan etmek oldu. 

Özetle: Bulgaristan, çift başlılığın getirdiği çekişmeler ve neticesindeki siyasi belirsizlikle baş etmeye çalışıyor. Faturayı ödemek Bulgaristan ve Bulgaristanlılara düşüyor.

Makedonya da benzer durumda.

Makedonya, geçen yılın son ayında, erken genel seçimler için sandık başına gitti. 

VMRO DPMNE öncülüğündeki koalisyon 51 ve SDSM öncülüğündeki koalisyon 49 sandalye kazandı.

Cumhurbaşkanı Gjorge İvanov, hükumeti kurma görevini VMRO DPMNE’ye verdi. Eski Başbakan Nikola Gruevski, 61 imzayı bulamayınca, görevi iade etti. 

SDSM lideri Zoran Zaev partisinin yanı sıra, DBB, BESA ve Arnavut Birliği koalisyonundan aldığı 67 imzayı Cumhurbaşkanına götürdü. 

Bu noktada, Cumhurbaşkanı İvanov devreye girdi. Kendisini iki kez Cumhurbaşkanı yapan VMRO DPMNE’ye olan borcunu fazlasıyla ödedi. Tam bir yetki gaspını gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor.

SDSM lideri Zaev meclis çoğunluğunun desteğini alsa da, Cumhurbaşkanından hükümeti kurma yetkisini alamadı.

Cumhurbaşkanı İvanov, SDSM’ye yetki vermemek için yurtdışı seyahatlerine çıkıyor. Ülke yönetimi, bir yıldan uzun süredir, geçici hükumete emanet.

Kısacası: Makedonya da, çift başlılığın getirdiği çekişmeler ve siyasi belirsizlikler ile baş etmeye çalışıyor. Faturayı, elbette yine, Makedonya ve Makedonyalılar ödüyor.

Bosna Hersek’e de bir bakalım. 

Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’nin, tam üç üyesi var. 

Bakanlar Kurulu Başkanı’na ilaveten, Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanları ve Brçko Özerk Bölgesi’nin Hükümet Başkanı bulunuyor.

Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti’nin Bakanlar Kurulu Başkanlarını, Bosna Hersek Federasyonu’ndaki 10 kanton Başbakanını da unutmayalım.

Bosna Hersek’in, devlet düzeyinde iki meclisi var. Ayrıca Bosna Hersek Federasyonu’nun iki ve Sırp Cumhuriyeti’nin üç meclisi bulunuyor.

Elinizi sallasanız cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu başkanı, bakan ve milletvekiline çarpıyor. Hükümetlerin kurulması aylar, hatta yıllar alıyor.

Bu ‘bolluğun’ ülkeye bir faydası var mı? 

Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enes Durmişeviç cevabı şu şekilde veriyor: “Bir Boşnak olarak, çeşitli düzeylerde görev yapan 150 bakanımızı bir Erdoğan’a değişirim. İmkân olsaydı, 150 bakanımızı bir Erdoğan için teklif ederdim.”

Sözün kısası: Bosna Hersek, çok başlılığın getirdiği çekişmeler ve siyasi belirsizlikler ile baş etmeye çalışıyor. Faturayı ödemekte Bosna Hersek ve Bosna Herseklilere kalıyor.

Gelelim Sırbistan’a…

2 Nisan’da Sırbistan’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi var.

Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç ve Başbakan Aleksandar Vuçiç de adaylıklarını açıkladılar.

Nikoliç ve Vuçiç, aynı partinin halef-selef liderleri. Buna rağmen, birçok anlaşmazlık yaşadılar. Sonuncusu, cumhurbaşkanı adaylığı oldu.

Başbakanın ardından, Cumhurbaşkanı da yeniden aday olmak istediğini açıkladı. Vuçiç’in buna cevabı, bir propaganda filmiyle oldu. 

Yazımızın başlığını internette aratarak, o videoyu izleyebilirsiniz. 

Vuçiç’in sözlerinden küçük bir alıntı: “Ülkemizin yönetimi, iki kişiye emanet: Cumhurbaşkanı ve Başbakan... Eğer bu iki adam ülkeyi farklı istikametlere yönlendirirse, istikrarı korumak mümkün olmayacaktır.”

Sanırım, “Neden EVET” sorusu ancak bu kadar güzel cevaplanabilirdi. Bu sözlerin üstüne tek bir şey söylenebilir: Vuçiç bile anladı ama Kılıçdaroğlu anlamadı! Kılıçdaroğlu, muhtemelen, bunu da anlamayacaktır ama yine de hatırlatalım: “Nasihat tutmayanı, musibet tutar.”

 

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle