Kosova’nın ‘derdi’ ne?
Kosova’nın ‘derdi’ ne?
AYHAN DEMİR
Kosova’da seçimler bitti, yeniden geçim derdi başladı.
Kosova’nın, içte ve dışta, çok önemli siyasi, ekonomik ve sosyal sorunları var.
Dıştan içe doğru gidelim.
Dış meselelerin en başında, son dönemde ciddi biçimde zedelenen, uluslararası ilişkilerin onarılması ve güçlendirilmesi var. Bu meselenin yegâne çözüm yolu da uyumlu ve ılımlı siyaset ile sıkı bir iletişim ve yakın işbirliğidir.
Kosova, Suriye haricinde, dört yıl boyunca hiçbir yeni tanıma sağlayamadı. Bunun en önemli sebebi, son dönemde hem bölge ülkeleri ve bölgesel aktörler, hem de Avrupa Birliği ve ABD ile birçok anlaşmazlık yaşanmasıdır.
İçeride ise hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve kurumların kalıcı yönetim eksenine oturtulması gerekiyor. Bu sayede istikrarı sağlamak ve ülkeyi kriz sarmalından çıkarmak da mümkün olacaktır.
Albin Kurti hükümetinin en büyük eksikliği ekonomi, sağlık ve eğitim gibi en temel alanlarda kayda değer bir ilerleme sağlayamamasıdır.
Evet, en başta ekonomi var. Yani, yokluk ve yoksulluk.
Kosova’da yokluk ve yoksulluk, ailelerin bir ferdi. Yokluk ve yoksulluktan bahsedip de rakamlara girmemek olmaz.
Resmi verilere göre: Son bir yıl içinde 77 bin 849 kişi daha yoksulluk sınırının altına düştü. Böylelikle yoksulluk, yüzde 19,4’ten yüzde 24,55 seviyesine yükseldi. Bunun anlamı şu: Yaklaşık 400 bin kişi, yani nüfusun neredeyse dörtte biri, mali sıkıntı içinde yaşıyor.
Bu kesimdeki insanların, günlük geliri 5 Euro civarında. Yani, ayda 150 Euro. Gıda, eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların tamamını, bu gelir ile karşılamak zorundalar. Fakat insanlar, günlük geliriyle ancak üç ekmek ve bir şişe su alabiliyorlar.
Bu veriler, bize ne anlatıyor? Bu şartlar altında, insanca bir yaşam sürmek mümkün değildir. Bu sebeple, Kosovalılar açısından, ekonomik meseleler büyük bir öncelik taşıyor.
Biraz daha ‘içeriye’ doğru ilerleyelim.
Bugüne kadar milletvekilliği, bakanlık, bakan yardımcılığı yapmış Kosovalı Türkler. Her hükümette yer almalarına rağmen, soydaşlarının veya seçmenlerinin artık adına ne derseniz, en temel sorunlarını çözümleyemediler.
Her şeyden evvel, Türkçe eğitim için temel oluşturan kitap meselesi hâlâ çözülemedi. Konunun çözümü için hükümetlere baskı da uygulanamamıştır.
Kosova Eğitim Bakanlığı’nı, sıra Kosovalı Türk öğrencilere gelince uyguladığı ayrımcılık politikasının önüne geçilemedi.
Devlet üniversitelerinde Türklere ayrılan kontenjanların kötüye kullanımının önüne geçilemedi. Aynı şekilde kamu sektöründe Türklere ayrılan kontenjanlardan Türk olmayanların istifade etmesi de engellenemedi.
Bitmedi.
Türkçe, Prizren şehrinde resmi dil statüsüne sahip. Fakat halen doğum belgelerinin yasaya uygun verilmediği konusunda birçok şikâyet var. Ayrıca hemen her seçimde, sandık ve pusulalarda Türkçe bilgilendirme sorunu yaşanıyor.
Türkiye gündeminde önemli bir yer bulan Türk bayrağına yönelik çirkin saldırının bir benzeri, kısa bir süre önce, Kosova’daki bir devlet okulunda da yaşandı. Bu hadiseden sonra devlet makamlarından bir özür bile gelmedi, getirilemedi.
Buna karşılık, Türkiye Cumhuriyeti’nin YTB veya TİKA üzerinden Kosovalı Türklere sunduğu destek ve yardımlardan kendine pay çıkarmak hususunda büyük bir maharet sergileniyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin, hiçbir ayrım yapmadan, Kosova Türklerinin tamamına sunduğu katkıları; vahşi bir siyaset anlayışıyla sadece kendilerine destek verenlere sunup, bunu da kendilerinden gibi göstermeye çalışıyorlar. Bir başka ifadeyle, Türkiye kurumlarının hizmetlerini kendi kişisel reklamlarını yapmak için kullanıyorlar.
Detaya girmek, kimseyi rencide etmek istemiyorum. Bağcıyla bir derdim yok. Üzüm yemek istiyorum. Bu yüzden sadece tablet, üniversite tercihleri ve burslar diyeyim. Arif olan anlar.
Evet, artık gelmek istediğim yerdeyim.
Kosova Türk siyasetinin, bütün bu iç ve dış meseleleri gören ve çözüm üretebilen bir partiye ve siyasetçilere ihtiyacı var.
Siyaset, yükselmek için değil, yükseltmek için yapılmalıdır. Kosova Türk siyaset aklının, önce buna çalışması gerekir. Siyaseti bir gelir kapı olarak gören; koltuğu bıraktığı zaman gelir seviyesinde azalma olacağını düşünenler ile yolların ayrılması gerekir.
Bugün gelinen noktada atılması gereken ilk adım, özelde Türk toplumuna genelde Kosova halkına yakışan, dirayetli ve liyakatli yeni bir parti kadrosunun kurulmasıdır. Meziyet ve şahsiyet sahibi, samimi ve becerikli birçok insanın küstürüldüğüne, bir kenara itildiğine, hatta tasfiye edildiğine şahit oluyoruz.
Hal böyleyken, safları sıklaştırmaktan başka çare yoktur. Hayır, saftan kovulanların yerine birbirine yaklaşmaktan bahsetmiyorum. Saftan kovulanlar, ait ve layık oldukları yere geri dönmeliler, döndürülmeliler. Bu da kuru bir davetle değil, hakkaniyetli vazifelendirmeler ile olmalıdır.
Dikkat ederseniz, bu noktaya kadar parti veya siyasetçi ismi vermedim. Gerçi versek de onlar üzerlerine alınmıyorlar. Sütte leke var, onlarda yok. Kul kusurludur, haşa, onlar kusursuz.
Tamam, doğru tahmin ettiniz. Kosova Demokratik Türk Partisi ve Fikrim Damka’dan bahsediyorum. Umarım, onlar da kendilerinden bahsedildiğini anlıyorlardır.