Ecelinize mi susadınız?
Bosna Hersek, şahsına münhasır bir ülkedir. Diğer eski Yugoslavya mensuplarına oranla; en fazla etnik unsura, en fazla oranlarda sahiptir. Bir başka ülke için zenginlik olarak kabul edilebilecek farklı etnik kimlikler, Bosna Hersek’teki tüm krizlerin ana sebebidir.
Nasıl başlarsan, öyle gider. Birde şu var: Eğri cetvelden, doğru çizgi çıkmaz. Dayton Anlaşması, eğri bir cetvelin kötü başlangıcıdır. Her ne kadar barış anlaşması görünümünde olsa da, aslında sadece bir ateşkestir.
Dayton, silahları susturmuş, ölümleri durdurmuştur. Fakat baltaların gömüldüğü yeri unutturamamıştır. Boşnakları, Hırvatları ve Sırpları aynı çatı altına toplasa da, birlik ve dirliği sağlayamamıştır.
Tüm fast food’lar gibi Dayton’un da kalorisi yüksek ve besin değeri düşüktür. Doyurucu olmadığı gibi, obaziteye de sebep olmaktadır.
Hazreti Mevlana şöyle söylüyor: “Aynı dili konuşanlar değil, ancak aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” Bosna Hersek’teki üç etnik unsur da aynı dili konuşuyor ama anlaşamıyorlar.
Ülke toprakları, Bosna Hersek Federasyonu ve Bosna Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki ana bölgeye ayrılmış. Bosna Hersek’teki ayrışma; siyasetten eğitime, emniyet teşkilatından medyaya kadar hayatın her alanına sirayet etmiş.
Devlet televizyonu BHT’nin yanında, iki ayrı entite televizyonu da bulunuyor. Bosna Hersek Milli Takımı maçlarını Bosna Hersek Federasyonu’na ait FTV ya da diğer Boşnak televizyonları yayınlanıyor. Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne ait PTPC ya da diğer Sırp televizyon kanalları ise, Sırbistan’ın maçlarını yayınlanıyor.
Bosnalı Sırplar, Bosna Hersek Milli Takımını ya da uluslararası bir organizasyonda altın madalya kazanan bir sporcuyu dahi desteklemiyorlar. Bosna Sırp medyası, elde ettiği tüm başarıları yok sayıyor, haberleştirmiyor.
İki entitenin alfabeleri de aynı değil. Bosna Hersek Federasyonu’nda Latin Alfabesi, Sırp Cumhuriyeti’nde Kiril Alfabesi kullanılıyor. Okullarda, üç etnik unsurun kendi bakış açılarına göre, ayrı ayrı tarih dersleri okutuluyor. Ne var ki Bosna Hersek Federasyonu’ndaki okullarda, Sırp, Karadağlı ve Hırvatların 1992-95 yılları arasında gerçekleştirdiği, soykırımlardan ve tecavüzlerden hiç bahsedilmiyor.
Bir devletin en temel hizmeti, polis teşkilatı üzerinden, asayişi temin etmektir. Bosna Hersek, bu konuda da bölünmüşlük yaşıyor. Bosna Hersek Ordusu’ndan farklı olarak polis teşkilatı, entite ve kanton düzeyinde örgütleniyor. Sabıka kayıtları ortak bir havuzda toplanmıyor, ortak bir telsiz frekansı bulunmuyor.
Diyelim, arabanız çalındı ve hırsızların peşine düşecek bir polis devriyesi de bulabildiniz. Fakat bu kadar şans size yetmez. Polis ekibi, birkaç kilometre sonra durup, entite sınırları bittiği için “kusura bakmayın, yetkim buraya kadar” diyebilir.
Saraybosna’da işlenen bir suçun zanlıları Bosna Hersek Federasyonu’ndan, Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne gidebilir. Bu durumda Saraybosna polisi, zanlıları takibe devam etmek için, Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı Doğu Saraybosna polis teşkilatını durumdan haberdar etmek ve izin almak zorundadır.
Bosna Hersek’teki polis teşkilatının bölünmüşlüğü, en çok suçluların işine yarıyor. Çaldıkları arabalarla, Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne geçiyorlar. Eğer parçalayıp satmayacaklarsa, Saraybosna merkezindeki ortakları vasıtasıyla, aracın sahibinden para sızdırıyorlar.
Millet olmak, ortak bir toprak parçasına sahip olmak kadar, ortak bir anlam dünyasına sahip olmayı da gerektirir. Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar, kâğıt üzerinde Bosna Hersek vatandaşı olsalar da, bir türlü Bosna Hersekli olamıyorlar.
Bosna Hersek’te, ‘milli’ kavramının üç farklı anlamı var. Bosna-Hersek Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin, ‘milli gün’ olarak kabul ettiği tarihler de birbirinden farklı. Bosna-Hersek Federasyonu resmi tatil ilan edilen 1 Mart’ı “Bağımsızlık Günü” olarak kutluyor. Bosnalı Sırplar, bugünü kabul etmiyorlar. Sıradan bir gün gibi, iş yerlerine gidip çalışıyorlar.
Bosna Sırp Cumhuriyeti, “Bağımsızlık Günü” olarak, 9 Ocak’ı tercih ediyor. Fakat artık onlara bu da yetmiyor. Kanunsuz eylemlerini, 25 Eylül’de düzenleyecekleri bir referandumla, resmi hale getirmek istiyorlar.
Bosnalı Sırpların asıl hedefi, elbette bu değil. Bosna Hersek’in, ilerlemediğinde devrilecek bir bisiklet olduğunun farkındalar. Devlet mekanizmalarını tıkamak ve uluslararası toplumu Bosna Hersek’ten usandırmak istiyorlar.
En nihayetinde, “bağımsızlık referandumu” sonrasında, Bosna Hersek’ten ayrılmak niyetindeler. Fakat rüyaları, kâbusa dönüşebilir. Bosnalı Sırpların her fırsatta gündeme getirdikleri referandum, idam sehpaları haline gelebilir. Mesela, bir gün Boşnaklar da “Bosna Sırp Cumhuriyeti olsun mu, olmasın mı” sorusuna cevap arayabilirler. Bosnalı Sırplar, can sıkıcı bir cevap almadan, sabırla imtihanı tadında bıraksalar iyi olur.







