--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bunu da mı görecektik?

Ayhan Demir
Ayhan Demir

Türkiye Cumhuriyeti, hakikaten ilginç bir yer. Mesela, Türkçülüğün esaslarını Diyarbakır doğumlu biri yazmıştı. Soyadı Türk olan biri de Kürtçülüğü ilke edinen siyasetin temsilciliğini yapıyor. 

Bir örnek daha: Hürriyet gazetesi yazarı, söze AKP diye başlayıp, AK Parti’den atılacaklar listesi ilan ediyor. AKP diye seslenerek, AK Parti’ye akıl vermeye, rota çizmeye çalışıyor. 

Hâlbuki…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu yazara şöyle seslenmişti: “Bilmediğin işlere karışma. Git Avrupa’da nonoşlarla mı birlikte olacaksın ne yapacaksın onlarla beraber ol.”

İlaveten şunları da sormuştu: “10 binlerce dolar maaşlarla beraber sırçalı köşklerde hayatını sürdürdün ve bu millete hakaret ettin. Bu ülkenin hangi meselesine merhem oldunuz? Bu ülkenin terör meselesine mi merhem oldunuz? Bu ülkenin ekonomik meselesine mi merhem oldunuz?”

Belli ki…

“Kafasının içindeki o kalın duvardan” hiçbiri geçmemiş. Ne nasihat tuttu, ne de sorulara cevap verdi. 

Bunun yerine…

Güya analiz yaparak, önce şunu yazdı: “Toplam Vergi: Yüzde 84’ü “Hayır” diyen illerden toplanmış. Yüzde 16’sı “Evet” diyen illerden.”

Hemen ardından da şunu: “Resmi olmayan rakamlara göre devlet bugün 14 milyon aileye çeşitli isimler altında sosyal yardım yapıyor.”

Ne anlama geliyor anladınız değil mi?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da çok iyi anlamış. Bir televizyon kanalında, şöyle söyledi: “Çok ahlâksızca bir ayrımcılık yapıyor. Milleti birbirinin karşısına dikmeye çalışıyorlar.”

Sayın Bozdağ’ı dinlerken, Nurettin Topçu’nun şu sözünü hatırladım: “Öğrenmek zekânın, yapmak ahlâkın işidir.”

Kimden bahsettiğimizi çıkaramadıysanız, bir ipucu daha verelim.

Geçen hafta, “Eğer Anadolu bir kale ise İç Anadolu bir iç kaledir” demiştik. O yazar, bu cümleden de rahatsız olmuş.

Merak ettim. Bu neyin rahatsızlığı? Acaba, bu (iç) kaleyi yıkmaya çalışırken, başına taş falan mı düştü?

Cemil Meriç “Kâmus, nâmustur” diyor. Rasim Özdenören de şunu söylüyor: “Okuyup anlamak, bilmek gerek. Çünkü insan en çok bilmediğine düşmandır.”

Söz dinleyelim, kâmusa gidelim.

İç kale: Kale duvarlarıyla çevrilmiş şehir ve kasabaların bazılarının ortasında ve en yüksek yerinde yapılan küçük kalelerdir. Bu iç kaleler, düşmanın, surları geçmesi hâlinde veya şehirde bir isyan çıktığı zaman, hükümdar veya kumandanın çekilip kendini müdafaa etmesi için yapılırdı.

“Hadi kafan basmıyor”, elinde kâmus ve dilinde kemik yok, bari bir bilene sorsaydın.

Şu lafa bakar mısınız?..

“İç Anadolu Bölgesi, hem bu memleketin, hem de Müslüman Türk milletinin içidir” cümlesi “felaket”miş.

Bu cümledeki “felaket” unsuru nedir? Müslüman?.. Türk?.. Millet?.. Yoksa bu üçünün, muhteşem birliktelikleri mi? 

Müslüman Türk milleti, sadece zalimler için “felaket” olabilir!

Arkadaş, hızını alamamış, bizi “evetçi” ve “hayırcı” ayrımcılığı ile itham etmiş. 

Yuh yahu…

“Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır” dedikleri bu olsa gerek. 

Biz sadece manzaranın fotoğrafını çekip, anlamlı olduğunu söyledik. 

Hadi onu görmedin, anlamadın. Bari şimdi gözünü dört açıp, dikkatle oku.

Bizim dünyamız Bomonti, Nişantaşı, Etiler, Bodrum ve Marmaris’ten ibaret değildir.

Balkanlar’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Afganistan’a, Uygur’dan Kırım’a kadar, geniş bir coğrafyadan gelenlerle, bu (iç) kalede toplandık. 

Sevr’i kabullenmedik. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra çizilen sınırlara inanmadık. Lozan’da biçilen elbiseye de sığmadık, sığmıyoruz. 

Kan kalpte toplanır. Tekrar oradan vücuda pompalanır. Anadolu, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a, vatanın kalbidir. Elbette vücut sadece kalpten ibaret değildir. 

Bizim gönül coğrafyamız; Üsküp’ten Şam’a, Mostar’dan Kudüs’e, Yanya’dan Bağdat’a… İşkodra’dan Gazze’ye, Prizren’den Mekke’ye, Bakü’den Kahire’ye uzanır.

Bizim gönül tarihimiz; Mustafa Çavuş, Abdülezel Paşa, Boyabatlı Ömer oğlu Mustafa, Nene Hatun, Seyit Onbaşı, Sütçü İmam, Hasan Tahsin, Şerife Bacı, Selami Yurdan, Halil Kantarcı, Ömer Halisdemir ve Fethi Sekin üzerinden ilerler. 

Çok geride kaldın. Artık, bir zahmet, sen de azıcık ilerle. 

 

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle