• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Batı Türkistan’da Ramazan!

25 Şubat 2026
A


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Batı Türkistan’da Ramazan!
AYHAN DEMİR

Bizim için Türkiye, Edirne’den başlayıp Kars’ta biten bir ülkenin adı değildir. Doğu Türkistan’dan başlayıp Saraybosna’ya kadar uzanır. Kırım›dan Kudüs’e. Buhara’dan Mekke’ye.

Türkiye öyle anlamlara gelir ki, devasa bir bölgede, coğrafyada; en küçük bir sevinç veya hüzün anında ortaya çıkar. Mübarek Ramazan ayı, işte o anlardan bir tanesidir.

Anadolu’da Ramazan, geceleri gökyüzüne yazılır. Osmanlı’dan günümüze uzanan mahya geleneği, şehirlerin ortak hafızasına düşülen birer nottur. Ramazan davulcuları, 

Saraybosna’dan Üsküp’e, İşkodra’dan Prizren’e, Yeni Pazar’dan İskeçe’ye, Taşlıca’dan Kırcaali’ye ve Preşova’dan Gümülcine’ye. Bu coğrafyada Osmanlı’dan miras kalan gelenekler hâlâ sokaklarda, minarelerde ve sofralarda yaşamaya devam etmektedir.


Büyük Osmanlı ailesinin Batı Türkistan kolunda yer alan Balkanlarda, Ramazan, sadece bir ay ismi değil; asırlardır muhafaza edilen bir hafızadır. Bu coğrafyada Ramazan, takvimle değil; bir davul vuruşu veya top atışı ile başlar. 

Saraybosna’da camilerin etrafına ve minarelere çekilen yeşil zemin üzerine, beyaz ay-yıldızlı bayraklar, bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındıran bir zaman diliminin gelişini müjdeler.


Tiran, Saraybosna ve Prizren’de, şehrin çeşitli yerlerine asılan Arnavutça, Türkçe ve Boşnakça pankartlar, üstünlüğün ırkta değil, takvada olduğunu onu okuyan herkese hatırlatır.

Saraybosna’da Ramazan’ın gelişi, çocukların gökyüzüne, ümmetin evlatları gibi renkli balonlar bırakmasından anlaşılır. Bu gelenek, çocuklara Ramazan’ı tanıtmak ve sevdirmek için düzenlenir.


Prizren, Üsküp ve Saraybosna’da okunan mukabelelerin ardından edilen dualarda İstanbul’dan Şam’a, Kudüs’ten Gazze’ye, Doğu Türkistan’dan Mekke ve Medine’ye uzanan geniş bir coğrafya vardır.

İftar vaktinin yaklaştığını, Üsküp’te Türk Çarşısının dar sokaklarında yayılan pide kokusundan, Saraybosna’da Alifakovats, Bistrik ve Vrbanyuşa’daki fırınların önünde uzayan somun kuyruğundan veya Prizren’in taş fırınlarından dağılan şar peynirli ve yumurtalı pitayka kokusundan anlarsınız. 


İskeçe ve Gümülcine’deki fırınlarda pişen yumurtalı ve susamlı pide kokusu, günün akşama döndüğünün işaretçileridir.  Sancak’ta iftar vakti yaklaşırken Ramazan’a özgü ‘’Pitica Ramazanka’’ isimli pidelerin veya “Çahiya” isimli küçük ekmeklerin satıldığı fırınlar haricindeki tüm dükkânlar kapanmaya başlar.


Prizren’de iftar vakti yükselen havai fişekler, Osmanlı’dan kalan bir geleneğin yankısıdır. Saraybosna’da Sarı Tabya’dan ateşlenen top iftar vaktini haber verir. 

Kurulan iftar sofraları komşuluk ilişkilerini güçlendirir. Birlikte iftar etmenin verdiği huzur ve bereket, omuz omuza saf tutmanın sevabı ve moral gücü, hiçbir kelime ile izah edilemez. 

Arnavutluk’ta iftar sofralarına sade Müslümanlar değil, Hıristiyan komşular da davet edilir. İşkodra ve Kavaya’da Ramazan’ın 27’nci günü birlikte oruç tutulur ve beraber iftar edilir.  

Büyük Türk köylerindeki toplu iftarlar, Batı Trakya’nın dört bir yanından gelen Müslümanları bir araya getirir. 

Balkanların diğer şehirlerinde de fotoğraf değişmez. 



Sofya’da Banyabaşı Camii çevresinde kurulan iftar sofraları, Sancak’ın Boşnak şehirlerinde dolaşan sahur davulcuları, aynı heyecan, aynı bekleyiş ve aynı kardeşlik manifestosudur. 

Novi Pazar, Prizren, Saraybosna ve Üsküp’te iftar ve teravih sonra sokaklar canlanır. Korzo denilen yürüyüşler ile şehrin en meşhur caddelerinde bazen sahura kadar uzayıp giden sohbet ve muhabbetlerin zirvesine ulaşılır.

Velhasıl: Şehirler değişir, diller değişir, ancak Batı Türkistan’daki Ramazan heyecanı hiç değişmez. Top patladığında, havai fişekler atıldığında, ezan okunduğunda, aynı kıbleye yönelince ve semaya açılan avuçlarda edilen dualar birleşince; tüm Balkan coğrafyasında Ramazan tek bir kalp gibi atar. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bütün renk koku tatlara bir de;

Vaız hoca efendinin gönlünün derûnundan kaynayan, resmi kelimerden âzâde sivesel konuşmasındaki mesafeleri yıkıp yakmış öz be öz uslubu; - Ali geldi,bre muhammed, vardır sende iki dirhem,veresin onu bana da, göresin Ali neyler,napar! Evet kelime kelime değil,harf harf samimiyet muştusu, ezberlenmiş cümlelerden âzâde edilmiş sohbetler... Allah dâım ve mudavım kılsın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23