Antipatik palyaço
Antipatik palyaço
AYHAN DEMİR
İtalyanca kökenli palyaço kelimesinin karşılığını Türk Dil Kurumu şu şekilde veriyor: “Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu.”
Palyaçolar, renkli, abartılı, değişik ve olağandışı kıyafetlere ve ayakkabılara sahiptirler. Bu da öyle...
Şaşırtmak, maskaralık ve şaklabanlık yapmak palyaçoların doğasında vardır. Bu da öyle…
En önemli özellikleri ise komik tipli olmaları, izleyenleri güldürmeleri ve eğlendirmeleridir. İşte bu, hiç de öyle değil. Oldukça antipatik! Güldürmüyor, eğlendirmiyor; tiksindiriyor.
Doğru tahmin ettiniz: Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’dan bahsediyorum.
Geçmişte, Fransa’da sokak ressamlığı yapan Rama’nın, nudist bir plajda ve kampta çekilen anadan üryan fotoğrafları kamuoyuna yansımıştı.
Sapkın eşcinsel eğilimlere verdiği destekle bilinen Rama, geçmişte çekildiği bu fotoğraflar kendisine hatırlatıldığında, utanmak yerine, ülkesindeki gençleri bu fotoğraflara bakmaya ve yaymaya davet etmişti.
Ahlaksızlığı ahlak edinen Edi Rama, Tiran’da noel ağacı dibinde gençlerle buluşma esnasında, kendisini protesto eden gençlere, yanındaki çocuklara bakmadan, el hareketi yapmıştı.
Soros tarafından keşfedildikten sonra siyasette önü açılmış, belediye başkanlığı esnasında, başkent Tiran’daki binaları parlak ve cart renklere boyamıştı.
Kültür bakanı olduğu yıllarda bakanlıktaki toplantılarda ve görüşmeler esnasında, ajandasına kalem sallamasıyla ortaya çıkan karalama çizimleri sanat eseri olarak kabul ediyor.
Yıllar evvel İstanbul’da, bu karalamalardan oluşan ‘sergisine’ gitmiştim. İlkokul çağındaki oğlumun ‘minecraft’ çizim ve boyamalarının daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Çeşitli renklere boyanmış, kırık cam parçalarından yaptığı ve vazo olduğunu iddia ettiği şeyleri de sanat eseri olarak sunuyor. Bir de tıpkı karalamaları gibi bir şeye benzemeyen şekiller var. Kimileri bunlara heykel diyor. Anaokulu çocuklarının oyun hamurlarıyla, ondan daha başarılı şekiller ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.
Resmi davetlerde, İtalyan stili takım elbiselerin altına, spor ayakkabı giymesiyle biliniyor. Bu durum Sayın Cumhurbaşkanımızın da dikkatini çekmiş, Rama’ya “spor ayakkabı giyiyorsun” diye takılmadan edememişti.
Yeri geldiğinde ateist, yeri geldiğinde Katolik oluverir. Bir bakmışsınız eşinin Müslümanlığına vurgu yapıyor, bir bakmışsınız büyükbabasının ya da çocuklarının ortodoksluğuna. Anlayacağınız rüzgâr ne yandan eserse, yelkeni o tarafa çeviriyor.
Geçtiğimiz günlerde işgal edilmiş Filistin topraklarındaki siyonist israil yönetimini ziyaret ettiğinde yine aynı yönde hareket etmeyi tercih etti. Rama, israil meclisinde yapılan özel oturumdaki skandal konuşmasında, Müslüman olmadığını belirttikten sonra şunları söyledi: “Eşim Müslüman. Ben Katolik’im. İki büyük çocuğum da Hristiyan, Ortodoks. En küçüğü on bir yaşındaki oğlumuz, bir gün kendi kararını kendisi verecek; ancak Ağlama Duvarı’nda dilek tutabileceğimiz söylendiğinde duyduğu dizginlenemez heyecan düşünüldüğünde, ileride Yahudi olmayı seçmesi de hiç de uzak bir ihtimal değil.”
Konuşmasında israil meclisinin “çok özel bir yer” olduğunu ve burada olmaktan “büyük onur” duyduğunu belirten Edi Rama, katil Benyamin Netanyahu’ya övgü dolu ifadeler kullandı.
Bitmedi.
Edi Rama, “dünyadaki en iyi beş konuşmacıdan birisi” olduğunu iddia ettiği çocuk katili Netanyahu’nun karşısında konuşmaktan heyecan duyduğunu söyledi.
Edi Rama, israil’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaptığı soykırıma yönelik hiçbir eleştiride bulunmadı. Katil israil’in şehit ettiği, binlerce kadın ve çocuğu görmezden geldi. Gazze’nin “açık hava hapishanesi” haline gelmesinden Hamas’ı sorumlu tuttu.
Katil Benyamin Netanyahu ise verdiği destek dolayısıyla övdüğü Rama’yı “israil’in büyük bir dostu” olarak nitelendirdi.
Devletlerin, uluslararası ilişkilerde, yalnızca çıkarları olmaz. Onuru ve itibarı da vardır. Onurunu ve itibarını kaybedenler, aynı zamanda ulusal çıkarlarını da kaybederler. Edi Rama, bunu yaptı. Arnavutluk ve Arnavutları utandırdı.
Peki Edi Rama, bu ‘antipatik palyaçoluğu’ neden yaptı? Cevabı çok basit: Rama hakkında, devam eden, bir yolsuzluk davası bulunuyor. Hapse girip, çok sevdiği lüks yaşamı kaybetmek istemeyen Rama, kişisel çıkarlarına hizmet eden bu ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyareti, Arnavutluk yargısının yolsuzluk iddialarıyla kendisi hakkında yürüttüğü soruşturmaya karşı destek almak ve ABD’ye gerçekleştirmek istediği ziyaretin lobi faaliyeti amacıyla kullandı. Neticede, insanlıkla yakından uzaktan ilgisi olamayan ve hatta mide bulandıran övgüleriyle, arzu ettiği koruma sözünü katil Netanyahu’dan aldı.
Tam bu noktada: Katil Benyamin Netanyahu’nun da benzer şekilde bir yolsuzluk davası bulunduğu düşünülürse, Rama’nın bu girişimi ancak “körler ve sağırlar, birbirini ağırlar” ifadesiyle açıklanabilir.
Edi Rama’nın sözlerine başkent Tiran’daki STK’lardan tepki geldi. Müslüman Arnavutlar, “Rama’nın kendileri adına konuşamayacağını, Gazze’de çocukları ve kadınları katleden israil’in yanında olmadıklarını” açıkladılar.
Unutmadan: Edi Rama’nın israil parlamentosundaki konuşmasında dile getirdiği “Mossad henüz size bilgi vermediyse, dizlerimin titrediğini söyleyebilirim” ifadesiyle yaptığı güya ‘espri’ güldürmedi; utandırdı, tiksindirdi.
Allah’tan korkmayan, israil’den korkar. Kalbi titremeyenin, bacakları titrer. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Allah’tan korkmayanlar, hesap gününde tüm bedenleriyle titretilecekler, inşallah.